Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert

11 Eylül pilotlarından Ziad'ın Türk eşiyle yapılan röportaj

11 Eylül saldırısı bir dönüm noktası, saldırıların 15. Yıl dönümünde ABD'nin bu saldırılar bahanesi ile Afganistan, Irak'a girildiği düşünüldüğünde saldırıların ABD istihbaratı tarafından yapıldığı ağırlık kazanıyor. Peki, 11 Eylül'ün görünmeyen kısmı...

11 Eylül pilotlarından Ziad'ın Türk eşiyle yapılan röportaj
11 Eylül pilotlarından Ziad'ın Türk eşiyle yapılan röportaj Admin
Bu içerik 586 kez okundu.
Advert

11 Eylül’ü gerçekleştirilen Ziad Cerrahi, özel okullarda okuyan, yurtdışında üniversite öğrenimi gören, gezmeyi, eğlenmeyi seven, varlıklı Lübnanlı bir ailenin tek oğluydu.

Cerrahi’nin imam nikâhlı eşi Almanya’da yaşayan Türk kızı Aysel Şengün, Ziad ile Türkiye’ye yerleşmenin hayalini kurarken eşinin 11 Eylül’de Pennsylvania üzerinde düşen uçağın pilotu olduğunu öğrendi. Los Angeles Times gazetesi, Ziad Cerrahi’nin hikâyesini sevgilisi Aysel Şengün’ün bakış açısıyla ele aldı.

“Kaçtığım sen değildin, fakat yapmam gerekeni yaptığım için benimle gurur duymalısın. Kim olduğunu ve nereden geldiğini hiçbir zaman unutma. Başını dik tut. Seni bütün kalbimle seviyorum, asla bundan şüphen olmasın. Seni hep sevdim ve sonsuza dek seveceğim.”

Sıradan bir ayrılık mektubundan alıntılanmış gibi görünen bu satırlar, sıradan aşk hikâyesinin kahramanlarından birinin elinden çıkmış olsaydı eğer, hikâyenin diğer kahramanını, korkunç bir hata yapıldığına ve imam nikâhlı eşinin bir gün mutlaka çıkıp geleceğine inanan Aysel Şengün’ü bu denli altüst etmezdi. Ama satırların sahibi, 11 Eylül’ün faillerinden Ziad Cerrahi’ydi ve Aysel Şengün’ün bu satırları okuduktan sonra Ziad’ın 11 Eylül eylemcilerinden biri olduğuna inanmaktan başka çaresi kalmadı.

Aysel Şengün ve Ziad Cerrahi’nin birliktelikleri sıradan bir aşk hikâyesi gibi başladı. Aysel, Almanya’da işçi olarak çalışan muhafazakar bir anne babanın kızıydı. Ama Aysel farklıydı, tanımaya, öğrenmeye, gezmeye meraklı. Anne babasınınkinden daha iyi bir hayatı olsun istiyordu bu yüzden de diş hekimi olmak için, Stuttgart’tan kalkıp Greifswald’a geldi.

Aysel’den bir süre sonra, dünyanın başka bir köşesinden, ta Lübnan’dan biri daha geldi kente: Ziad Cerrahi. Beyrut’ta doğup büyüyen Ziad’ın ailesi gayet varlıklıydı. Pahalı otomobillere biniyor, Beyrut’un merkezindeki lüks dairelerinde yaşıyor, sıcaklar bastırdı mı yazlığa taşınıyorlardı. Cerrahiler modern bir aileydi. Tek oğulları özel okulda okuyordu. O dönem Ziad’ı tanıyanlar “okumaktan çok kızlarla ilgiliydi,” diyorlar.

Liseyi bitirince yurtdışına çıkmak istedi Ziad. Ailesi iki seçenek sundu. Biri Kanada, Toronto, ikinci seçenek ise Almanya, Greifswald. İlk anda Kanada daha cazip gibi görünse de, oradaki kuzeniyle evlenme şartı caydırdı genç adamı ve Almanya’da karar kıldı…

Aysel ve Ziad, ilk defa Ziad’ın kampüse ayak bastığı gün (1996) karşılaştılar. Aynı yurtta kalıyorlardı, Ziad üst, Aysel de alt katta. Arkadaşlık kısa sürede aşka dönüştü ve daha sonra kızkardeşine itiraf ettiği gibi “Arap erkeklerin fazla baskıcı olabileceklerinden korkmasına rağmen” Aysel, Ziad için erkek arkadaşını terk etti. Başta her şey çok eğlenceliydi. Aysel ya da kendi seçtiği ismiyle Aslı, sevgilisine Almanca öğretiyor, birlikte yemek yapıyor, geziyor, partilere katılıyorlardı. Çift aralarındaki tüm farklılıklara rağmen, şimdilerde fotoğraflarda kalan mutlu bir ilişki sürdürüyordu. Aylar geçti.

Noel tatilinde Ziad eve gitti ama döndüğünde artık eski Ziad değildi.

Değişimi ilk farkeden, Ziad’ın aynı odayı paylaştığı kuzeni salim Ziad’ın hayatından memnun olmadığını ve “dünyayı doğal yollardan terk etmek istemediğini”söylediğini hatırlıyor bir başka arkadaşı.

Aysel ile anlaşmazlıkların ortaya çıkması da uzun sürmedi. Arkadaş seçimini, giyim tarzını, içki içmesini eleştiren Ziad’ı Aysel de kapalı kutu olmakla, bir şeyler gizlemekle suçluyordu. İkilinin tek anlaştığı konu ise Greifswald’ın, neo nazilerin kol gezdiği, yabancıların hoş karşılanmadığı, zamanın 1980’lerde kalmış gibi göründüğü Almanya’nın bu ücra köşesinin onlara göre olmadığıydı.

Greifswald’da zorunlu olarak okuduğu hazırlık sınıfını bitirmek üzere olan Ziad, Almanya’nın çeşitli üniversitelerine başvurdu. Fakat bir tek Hamburg’daki uçak mühendisliği fakültesine kabul edildi; daha doğrusu, Ziad’ın Aysel’e söylediği buydu. (Gerçekte toplam üç üniversiteye kabul edilmiş, fakat Hamburg’dakini tercih etmişti.)

Hamburg’a taşınan Ziad kısa bir süre içinde bir grup Faslı ile yakın ilişki kurdu. Greifswald’a önceleri sık sık gelen Cerrahi’nin ziyaretleri giderek seyrekleşmeye başladı. Aysel de birkaç defa gittiği Hamburg’da hoş karşılanmadığı duygusuna kapıldı, hiçbir zaman tanıştırılmadığı sevgilisinin arkadaşlarına kin duyar oldu.“Bir keresinde beni bırakıp arkadaşlarıyla buluşmaya gitti, neden böyle bir şey yaptığını sorduğumda ise, gittiği yere kadınların girmesinin yasak olduğunu söyledi,” diye anlatıyor.

Ve genç kadın ilk defa bu dönem Cerrahi’nin ağzından, o zamanlar anlamını dahi bilmediği o kelimeyi duydu: Cihat.

Sorunlar altında ezilen ikili ayrılıp ayrılıp tekrar birleşiyordu. Cerrahi’nin gizemli arkadaşları, değişimi, kapanması için yaptığı baskılar Aysel’i yine de yıldırmadı. Bir mektubunda, “senin için savaşmaya, hatta Lübnan’da bile yaşamaya hazırım.Ama kapanacak değilim, eğer günün birinde buna karar verirsem bu senin için değil, Allah ve kendim için olur,” diye sitem ediyordu.

Ziad’ın ailesinin elinden ise oğullarını ikna etmek üzere elçiler göndermek, harçlığını kesmekle tehdit etmekten başka bir şey gelmiyordu. Babasının, oğlunu eve döndürme umuduyla kalp krizi geçirdim diye Ziad’a haber göndermesi bile işe yaramadı.

Harburg Grubu

Bir taraftan Aysel Şengün, bir taraftan ailesi Ziad’ın ellerinin arasından kayıp gitmesine direnirken, o her geçen gün dava arkadaşlarıyla daha da yakınlaşıyordu. Sonradan Harburg Grubu (çoğu Hamburg’daki Harburg üniversitesinde okuduğu için) diye anılacak olan grup, kısa zamanda Almanya’daki tüm cihat yanlısı gençler arasında isim yaptı.

Grup üyeleri bir gün Kosova’ya, ertesi gün Çeçenistan’a gidip savaşmaya karar veriyorlardı. Tek istedikleri savaşmaktı, nerede olursa olsun… Aralarında grubun beyni olduğu söylenen ve tıpkı Cerrahi gibi 11 Eylül’deki şehadet saldırısı eylemcilerinden biri olan Muhammed Atta‘nın da bulunduğu gruptan üç kişi Afganistan’daki eğitim kamplarına katılmak üzere Hamburg’dan ayrılmış, cihada daha da inanmış olarak geri dönmüşlerdi. Usame Bin Ladin‘in 1998 sonbaharında yaptığı cihat çağrısı grup üyelerini harekete geçirmişti.

Sürekli bir evden diğerine taşınıyorlardı. Kondisyon çalışmalarına başladılar. İçlerinden biri Alman ordusuna katıldı, fakat temel komando eğitimini alır almaz ayrıldı. Vasiyetler yazıldı, banka hesapları ve başka işler için vekaletnameler çıkartıldı. Altı ay gibi bir süre içerisinde grubun üç üyesi evlendi, bunlardan biri de Cerrahi’ydi

Bir nikâh ve ‘bilinmeyene’ yolculuk

1999 baharında Aysel ve Ziad evlendiler, tabii imam nikâhıyla. Aysel’in“benim için gerçek bir evlilik değildi,” dediği bu tören, muhtemelen sadece Cerrahi’nin arkadaşlarını yatıştırmak için düzenlenen bir ‘gösteriydi’. Aysel nikâhtan önce, Ziad’a öğrenimini sürdürmesine izin vereceğine dair söz verdirdi; Ziad sonradan yan çizip okulu bırakmasını isteyince de nikâhlarını kıyan imamdan yardım istedi; imam bu konuda Aysel’i haklı buldu.

Evlendikten sonra da ilişkilerindeki iniş çıkışlar dinmedi. Aysel’in Ziad’ın kendisinden utandığını, ona vurduğunu söylediğini anlatan Aysel’in ev arkadaşları, sık sık kavgaların şiddet gösterilerine dönüştüğüne şahit oluyorlardı.

Sonbaharda Aysel’e Ziad’ın bir arkadaşından bir telefon geldi. Telefondaki ses Ziad’ın bir felaketin eşiğinde olduğunu, Afganistan’a gideceğini söylüyordu. Hemen Hamburg’a gitti Aysel: “Kilo vermişti ve sanki önemli bir karar vermek üzereymiş gibiydi. Derslere devam etmiyordu. Kafasını dinlemek ve yaşamıyla ne yapacağına karar vermek için bir süreliğine eve, Lübnan’a gideceğini söyledi bana. Ama beni en çok endişelendiren, bana her zamankinden yakın davranmasıydı.”

Eve dönen Aysel, Ziad’ın kendisine yalan söylediğini, mutlaka bir yere gideceğini ama gideceği yerin Lübnan olmadığını biliyordu. Bu yüzden sayısız kere Ziad’a telefonla, e-mail ile ulaşmayı denedi. Muhtemelen onun bu ısrarları Cerrahi’nin dava arkadaşlarını harekete geçirdi; birkaç hafta sonra Aysel Ziad’dan bir mektup aldı:

“Mektup Yemen’den atılmıştı. Ziad iyi olduğunu, beni çok özlediğini ve çocuğumuz olmasını istediğini yazıyordu. O kadar sevindim ki ailesini arayıp onu merak etmemelerini söyledim onlara. Bir hafta sonra telefon etti. Sonra bir gün (Şubat 2000) Ziad çıkageldi. Nerede olduğunu sordum kaç kere ama sormamamı, bilmememin benim için daha olduğunu tekrarlayıp durdu. Bir gece, o uyurken vücudunda yara, bere darp izi aradım gizlice. Bulamadım. Durumu kabullendim. Önemli olan onun geri dönmüş olmasıydı. Her şeyin düzeleceğini düşündüm.”

Pilot olacağım deyince sevindi

Bir süreliğine gerçekten de her şey normale dönmüş, gibiydi. 

Hayatıyla ilgili önemli bir karar aldığını açıkladı Aysel’e: Pilot olacaktı. Bu karar Aysel’in gelecekle ilgili pembe düşler kurmasına yolaçtı. İyi bir kariyer, ev, çocuklar… Hemen pilotluk eğitimi veren uygun bir okul aramaya koyuldular. Yine eskiden Greifswald’da oldukları kadar mutluydular. Fakat bir süre sonra Ziad yine ‘yolculuğa’ çıktı.

Dediğine göre Berlin’de yaşayan ve yıllardır görmediği kuzenini ziyarete gitmişti. Derken Aysel bir gün telesekreterinde Ziad’a gelen bir mesaj buldu: Florida’da bir pilot okuluyla temasa geçmişti! Bu tanıdığı Ziad değildi, yalan söylüyor, ondan bir şeyler saklıyordu! Ziad eve gelip Aysel onu sorguya çektiğinde cevabı her zaman olduğu gibi hazırdı; oradaki okullar daha iyi, brövemi daha çabuk alabilirim, eski arkadaşlarımdan uzaklaşabilirim,” vs… Aysel yine ikna oldu. Ancak Aysel’in bilmediği, Ziad’ın ABD’de bazı eski arkadaşlarıyla birlikte olacağı, kuzenine şehit olmak istediğini söylediğiydi.

Bir yıl boyunca aynı film tekrarlandı durdu: Aysel kovaladı, Ziad kaçtı. Ayrılıp barıştılar. Ziad ansızın çıkageliyor, sonra tekrar kayboluyordu. Bir keresinde Aysel onu Florida’da ziyarete gittiğinde, Ziad onu uçuş eğitimi aldığı yere götürdü, Boeing simülatörünü gösterdi. Kimseye nerede olduğunu söylememesini tembih etti. 2001 yılının Şubat ayında Ziad, by-pass ameliyatı olan babasını görmek üzere son kez Lübnan’a gitti. Dönüşte Aysel’e uğradı:

“Çok duygusaldı. Çocuk sahibi olmak istiyordu. Ama Amerika’ya döner dönmez yine o eski Ziad oldu. Kursu bitmek bilmiyordu.” Genç kadının her sorusuna bir cevabı vardı. Zaten Aysel de onun her yalanına inanmaya hazırdı, en saçma olanına bile.

Sonra 10 Eylül 2001 sabahı, Ziad bütün eşyalarını topladı, Aysel’e son bir mektup yazarak postaya verdi. Cep telefonundan Aysel’i aradı. Üç kere, çabucak “Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni seviyorum. Hoşçakal,” dedi. Bunlar Aysel’in Ziad’ın ağzından duyduğu son sözlerdi…

THY’de Pilot Olacaktı

Ziad, Aysel’in beklediği beyaz atlı prensti. Müslümandı, doğu kültüründen geliyordu, fakat çağdaş bir eğitim almış, batılı bir büyükşehir çocuğu gibi yetişmişti. Kendisi gibi iki kültürlüydü. Ailesi, Müslüman olduğu için onu kolaylıkla kabul edebilirdi. Evleneceklerdi, çocuk sahibi olacak, Türkiye’ye yerleşecek, Aysel diş hekimi olarak muayenehane açacak, Ziad da pilot olarak Türk Hava Yolları’nda çalışacaktı… Bunlar Aysel’in düşledikleriydi, Ziad’ın değil.

Kayıp Mektup Kanıt Oldu

İlginç olan bir başka nokta ise, Cerrahi’nin büyük günden bir gün önce, yani 10 Eylül 2001’de gönderdiği mektubun postada kaybolup ta Kasım’a kadar Aysel Şengün’ün eline geçmemesi. Ne genç kadın ne de Cerrahi’nin ailesi, Aysel’in mektubu okuduğu güne kadar Ziad’ın 11 Eylül eylemcilerinden biri olduğuna inanmadılar. Aysel, korkunç bir hata yapıldığını, Cerrahi’nin bir gün mutlaka çıkıp geleceğini düşündü. Ama öyle olmadı.

Söyleşi: Times Gazetesi

11 Eylül saldırısı Afganistan ABD Irak Ziad Cerrahi Pennsylvania Aysel Şengün
Advert
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
'IŞİD, Avrupa'da eylemlere hazırlanıyor'
'IŞİD, Avrupa'da eylemlere hazırlanıyor'
'Lozan'ı feshedeceksek, Sevr'e dönebiliriz'
'Lozan'ı feshedeceksek, Sevr'e dönebiliriz'