Advert
Advert
Advert

Hançerin sapı, kalbimde

Gazete Duvar'da yayınlanan Murat Meriç'in Metin Altıok'la "tanışma" hikayesi...

Hançerin sapı, kalbimde
Hançerin sapı, kalbimde Admin
Bu içerik 61 kez okundu.
Advert

DUVAR - Daha önce birkaç kere anlattım, yine anlatacağım: En sevdiğim şairlerden biri olan Metin Altıok’la “tanışma” hikâyem… Tırnak içinde kullandım çünkü yüz yüze tanışmadım. Korktum. Hayal kırıklığına uğramaktan değil, daha çok sevmekten. Şimdi hakkında anlatılanları dinliyorum, okuyorum… Haklıymışım.
1988 yılında Ankara’ya geldiğimde şiir diye bildiğim, edebiyat derslerinde bize okutulanlardan ibaretti. Müfredat “zengin” değildi o yıllarda, “Merdiven”den “Han Duvarları”na uzanırdı ve okuduğumuz en etkileyici dizeler “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik” olurdu. Araya sızan Orhan Veli Kanık şiiri bile derslerde neşeli dakikalar geçirmemizi engellerdi çünkü ondan seçilen, “Kitabe-i Seng-i Mezar”dı. Şüphesiz bir sürü kasvetli şiirin yanında içinde “nasır” geçen bir şiir ilgi çekiciydi ama o kadar. Neticede bir mezar taşını anlatıyordu. Yine de Süleyman Efendi’ye içten içe üzülmemizi engellemiyordu. Uzun uzun anlatmayayım, şunu söyleyeyim: Şiire yaklaşamadıysam, okutulanlar yüzünden.

Sonra gerçek şiirle tanıştım. Kendi kendime buldum yolumu. Şiirlerini okuduğum, vurulduğum ilk isim Cemal Süreya. Konur Sokak’taki Dost Kitabevi’nde gördüğüm kitabının adı bir şekilde ilgimi çekmişti: “Sevda Sözleri”. Elime aldım karıştırmaya başladım, sevdim, ilerledim. Oradan İkinci Yeni’ye geçtim, Garip’in bize anlatılandan öte olduğunu öğrendim ve heyecanlı her genç gibi yolum toplumcu şairlerle kesişti. Ahmed Arif’in yaşadığını, Karanfil Pasajı’nın girişindeki çantacıda oturan amca olduğunu, çantacının sahibinin “Sıyrılıp Gelen”den tanıdığımız Ahmet Telli olduğunu da o dönemde öğrendim ve çok heyecanlandım. Mülkiyeliler Birliği’ne dadanmam da o yıllardadır: Şairler orada otururdu ve ben masalarının kıyısına ilişir, onları seyrederdim. Bir vesileyle Ankara’da buluşan Ece Ayhan ve İlhan Berk’in, Ankaralı şair dostlarıyla oturduğu masayı unutmam mümkün değil. Gece boyu bir masal âlemini izler gibi izlemiştim… Tomris Uyar’ı o gece mi gördüm, yoksa başka bir masada mı bilmiyorum; ama gördüklerimi anlatmaya kalksam, yazının ucu kaçar. İyisi mi sadede geleyim…

Daha önce birkaç kere anlattım, yine anlatacağım: En sevdiğim şairlerden biri olan Metin Altıok’la “tanışma” hikâyem… Tırnak içinde kullandım çünkü yüz yüze tanışmadım. Korktum. Hayal kırıklığına uğramaktan değil, daha çok sevmekten. Şimdi hakkında anlatılanları dinliyorum, okuyorum… Haklıymışım.

metin altıok şair yıldönümü murat meriç
Advert
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
FETÖ tutuklusu Tuğgeneral Arslan'a tahliye
FETÖ tutuklusu Tuğgeneral Arslan'a tahliye
Bozdağ'dan flaş Almanya açıklaması: İşin aslı şu...
Bozdağ'dan flaş Almanya açıklaması: İşin aslı şu...