Advert
Advert
Advert

MİT tırları soruşturması: Neler olmuştu?

Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün dün tutuklanmasına gerekçe gösterilen haber, gazetede 29 Mayıs 2015 günü "İşte Erdoğan'ın yok dediği silahlar" başlığıyla yayımlandı.

MİT tırları soruşturması: Neler olmuştu?
MİT tırları soruşturması: Neler olmuştu? Admin
Bu içerik 153 kez okundu.
Advert

Haberde, Milli İstihbarat Teşkilatı'na ait tırlarla Suriye'deki gruplara silah ve cihatçı sevk edildiği iddia ediliyor, kanıt olarak da savcılık dosyasından alındığını belirtilen görüntüler veriliyordu.

Daha sonra yasaklanan bu görüntülerde, ilaç kutularının altından çıkan havan topu mermileri ve diğer mühimmat görülüyordu.

Cumhurbaşkanı: Bedelini ağır ödeyecek

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet'te bu haberin yayınlanmasından iki gün sonra, 31 Mayıs 2015 günü TRT canlı yayınında tırlar konusunun gündeme getirilmesini casusluk faaliyeti diye niteleyerek "Bu casusluk faaliyetinin içine o gazete de girmiştir. Haberi yapan bedelini ağır ödeyecek" dedi ve davanın açıldığını duyurdu.

Erdoğan programda "Bu olay Bayırbucak Türkmenleriyle alakalı bir konu. Hep şunu ifade etmişimdir: Özellikle insani yardım noktasında şu anda Milli İstihbarat Teşkilatımız Bayırbucak Türkmenlerine bu desteği vermektedir. Kimden aldın bu rakamları? Paralel yapı. MİT'e yönelik atılan o iftiralar bir ajan bir casusluk faaliyetidir ve bu gazete de bunların arasına girmiştir. Avukatlarıma talimatı verdim hemen davayı açtım. Burada hakikaten samimi dürüst olan, onlara verdiğimiz eğitimi çok samimi olarak açıklarlar. Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek öyle bırakmam onu. Üst akıl böyle bir talimat veriyor.

IŞİD'ten bahsettiler, terör örgütlerinden bahsettiler. Bayırbucak Türkmenleriyle ilgili bizim desteğimizin olmadığını iddia ediyorlar. Ahmet Davutoğlu Bey'in, benim defaatle yaptığımız toplantılar var. Lojistik yardımlarımızı, verdiğimiz eğitimleri açıklarlar. Biz onları yalnız bırakmamanın ötesinde, sıkıntıda olanların bir kısmını ülkemize çektik, tekrar daha sonra gönderdik. Bu konuda bize muhalif olan siyasilerden, bunu bilenler de vardır. Biz zalim Esed'in eline bunları bırakamayız. Elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz. Ben davamı da açtım. Bunların derdi Türkiyenin imajına gölge düşürmek. Bunu özel haber olarak yapan kişi de bunun bedelini ağır ödeyecek öyle bırakmam onu" diye konuştu.

Can Dündar'dan 9 soruyla cevap

Can Dündar bu sözlere iki gün sonra, 2 Haziran 2015 tarihinde Cumhuriyet'deki köşesinden cumhurbaşkanına 9 soru sorarak cevap verdi.

"1. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Mayıs'ta Almanya gezisinden dönerken uçakta gazetecilere "Hiç kimse kalkıp 'MİT, El Kaide'ye silah gönderdi' diye iftira atarak, istihbarat teşkilatımızı zan altında bırakamaz. Eğer haysiyetleri varsa, ispatla mükelleftirler" dedi. Türkmenlere "insani yardım" yollandığını söyledi. MİT'in silah yolladığı görüntülerle ispat edilince neden dava açılması talimatı verdi?

2. Cumhuriyet'te haberin çıktığı 29 Mayıs günü, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kayseri'de Fransız Haber Ajansı'na "Yardım, Özgür Suriye Ordusu ve Suriye halkı içindi" dedi. Ertesi gün Ankara'daki mitingde, "O yardımlar Suriye Bayırbucak Türkmenlerine gidiyordu" diye düzeltti. Arada ne oldu da Başbakan fikir değiştirdi?

3. Davutoğlu'nun genel başkan yardımcısı ve AK Parti Siirt Milletvekili Yasin Aktay, 18 Mayıs günü Siirt'te "O silahlar Özgür Suriye Ordusu'na gidiyordu" dedi. O da mı yanlış biliyordu?

4. Silahlar Türkmenlere gidiyordu ise neden Türkmenlere yakın bir sınır kapısı yerine o dönem Nusra Cephesi'nin kontrolündeki Reyhanlı kapısı tercih edildi?

5. Devlet yetkililerinin halkına, Meclis'e, dünyaya yalan söylemesi, yalanı deşifre eden gazetecileri tehdit etmesi suç mudur değil midir? Ya da hangisi daha büyük suçtur?

6. Kime giderse gitsin, yapılan işlem ulusal ve uluslararası hukuka göre bir suçsa, bir gazeteciden bu suça ortak olmasını beklemek doğru mu? Gazeteci, asıl yayımlamazsa suçlu olmaz mı?

7. Görüntüler doğru olmadığı için mi sansürlendi, doğru olduğu için mi?

8. Yapılan "insani yardım" ise neden diğer insani yardımlar büyük şovlarla taşınırken bu gizli tutuldu? İlaç, battaniye sevk ediliyorsa, bu neden "devlet sırrı" sayılıyor? Neden bunlar gururla sergileneceğine, görüntülerine yasak koyduruluyor?

9. Adana Cumhuriyet Savcılığı "Gerçeği yansıtmayan, sahte görüntüler" yayımladığımız gerekçesiyle soruşturma açtı. Gerçek değilse neden devlet sırrını ifşadan soruşturma açıldı? Sırsa neden "sahte" denildi?"

'Silah varsa yoksa ne olacak?'

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu hafta Salı günü, Suriye sınırında düşürülen Rus uçağıyla ilgili açıklama yaparken yine bu konuya değindi ve tırlarda silah olup olmadığı konusunda belirsiz bir ifade kullandı.

Erdoğan, "17-25 Aralık darbe girişiminden sonra şu meşhur MİT tırları hadisesini hatırlıyorsunuz değil mi? İşte o tırlar Bayırbucak Türkmenlerine yardım götürüyordu. Şimdi diyecekler ki 'Başbakan tırların içinde silah yoktu' diyordu… Varsa ne olacak yoksa ne olacak. Oraya insani yardım götürüyoruz. Kim onlar? Mağdur, mazlum, bizim Bayırbucak Türkmen kardeşlerimiz" diye konuştu.

19 Ocak 2014'de ne olmuştu?

Şimdi bir buçuk yıl kadar geriye dönüp, bu habere konu olan gelişmelere bakalım.

2014 yılının 19 Ocak günü Suriye'ye giden üç tır Hatay'da, savcılık emriyle yapılan bir jandarma-polis operasyonuyla durduruldu.

O sırada çalışmakta olduğu Radikal gazetesi için bu olayı takip eden ve daha sonra işinden olan gazeteci Fatih Yağmur, o günkü gelişmeleri BBC Türkçe'ye şöyle anlattı:

"MİT tırları Hatay Kırıkhan'da silah sevkiyatı yapıldığı ihbarı üzerine, Adana TMK 10. madde ile yetkili savcılık talimatıyla, Kırıkhan Savcılığı tarafından durduruldular. Tırlara refakat eden araç içerisindekiler ve tır içerisinde yer alan bir kişi, Kırıkhan Başsavcısı ve Kırıkhan savcısına, MİT mensubu olduklarını ve araç içerisinde yer alan malzemelerin 'devlet sırrı' niteliğinde olduğunu ifade etmişti."

"Dönemin Hatay Valisi'nin, personelin MİT personeli olduğu ve araçların MİT'e ait olduğu belirtilen talimat yazısıyla tır aranmadan jandarma tarafından yola devam etmesine izin verildi. Sonrasında, Adana TMK savcısı Özcan Şişman'ın Kırıkhan'a ulaşmasıyla, tırın önü bu sefer polislerce kesildi."

"Savcının ısrarı üzerine MİT, acil kodla bölgedeki personeli, tırın durdurulduğu alana yönlendirdi, emniyet personeli de il emniyet müdürünün talimatıyla geri çektirildi. Savcı Şişman, koruma polisiyle tek başına kaldı. Gelen MİT personelleri kol kola girerek tırın arka kapısına sıralandı. Savcının ifadesine göre çatışma ihtimali de yaşandı. Savcı Şişman'ın 'Canımı zor kurtardım' dediği de belirtiliyor."

"Emniyet güçlerinin arama yapmaktan vazgeçerek geri çekilmesiyle de tır yoluna devam ederek Suriye'ye geçiş yaptı."

"Bu süre zarfında haberi ilk aldığımda haber merkezimle paylaştım ve internet sitemizde habere yer verdik. Türkiye gündemini bir anda alt üst eden olayda ilk olarak yaşananlar gizlenmeye çalışıldı. Tırların durdurulduğu da resmi makamlarca kabul edilmiyordu. İlk gelen bilgiler de çelişkiliydi. Önce tırların İHH'ya ait olduğu ifade edildi. Sonrasında ise 20 Ocak tarihinde savcıların olay yeri tutanağını ve Hatay Valisi'nin imzasını taşıyan, tırların MİT'e ait olduğu ifade edilen talimat yazısını Radikal'de yayınladım."

"Yayınlanan resmi belgelerden sonra tırların MİT'e ait olduğu iktidar partisi tarafından da kabul edildi ve insani yardım içerdiği ifade edildi."

MİT tırlarını durduran savcı, asker ve polise ne oldu?

Gazeteci Fatih Yağmur, olayın devamında soruşturmayı başlatan ve yürütenlerin başına gelenleri de şöyle anlatıyor:

"İlk olarak tırları durduran savcıların görevden alınması için Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık aranarak, savcıların dosyadan alınması ve dosyanın kapatılması istendi. Başsavcı Bağrıyanık ve Başsavcı vekili Ahmet Karaca, -kendi iddialarına göre- bakanlığın savcılığa talimat veremeyeceğini, savcıların soruşturmalarına da kendilerinin müdahale edemeyeceğini ifade etti."

"Hatay bölgesinden sorumlu olan ve tırları durduran Savcı Şişman, Hatay bölgesindeki sorumluluk alanının değiştirilmesini isteyerek dosyayı Gaziantep bölgesine bakan Adana Savcısı Aziz Takçı'ya devretti. Kısa süre sonra da özel yetkili savcılıklar kaldırıldı ve savcılar farklı bölgelere tayin edildi."

"Adli soruşturmalarda önce askeri savcılık, soruşturulan askerler için tırları durdurmanın casusluk suçu olmayacağını ifade ederek takipsizlik kararı verdi. Fakat, sivil savcılık konunun askeri savcılığın yargılama alanına girmediğini belirterek, tırları durduran askerler hakkında tutuklama kararı verdi."

"7 Mayıs 2015 tarihinde de HSYK tarafından açığa alınan 4 savcı ile Kurmay Albay Özkan Çokay, Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi'nde tutuklandı. Tırları durduran, bakan talimatını yerine getirmeyen savcılar da dahil olmak üzere, şu an cezaevinde olmayan bir resmi görevli yok gibi. Dokunanın yandığı bir konu oldu MİT tırları."

Sıra diğer gazetecilerde mi?

Fatih Yağmur, "MİT tırlarıyla ilgili sadece gazeteciler serbest kalmıştı. Ben işsiz kalmakla, sektörden uzaklaştırılmakla bedel ödedim sadece" diyor.

Yağmur buna karşılık habercilerin baskılara rağmen konuyu takip etmekten ödün vermediğini düşünüyor ve son gelişmeleri şöyle yorumluyor:

"Can Dündar ve Cumhuriyet Gazetesi, Erdoğan'ın tehdidine rağmen MİT tırlarını takip etmeye devam etti. Bugün artık tırlara dokunan ama serbest olan tek meslek grubu olan gazeteciler de yargının hedefi oldu ve tutuklanmaya başlandı. Yargı kulislerinde MİT tırlarıyla ilgili gazetecilere yönelik tutuklamaların devam edeceği konuşuluyor. Hakkımızda haberlerin ardından tek dava açmayan yargı, 1 Kasım seçim sonuçları alındıktan sonra soruşturmalar başlattı. Basın suçlarında 4 ay içerisinde dava açılması gerekir ancak neredeyse tırların durdurulmasının 2. yılı dolmak üzere. Hukuken dava, soruşturma açılamaz, hukuksuzdur aslında. Maalesef meslektaşlarımız Can Dündar ve Erdem Gül, bu koşullarda Silivri'de tutuklu değil, esir alınmış bulunuyorlar."

Can Dündar MİT IŞİD Erdem Gül Suriye Tayyip Erdoğan Tır MİT tırları soruşturması
Advert
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Sinagog önünde İsrail protestosu 
 Sinagog önünde İsrail protestosu 
TT Arena'da protesto
TT Arena'da protesto