Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert

'Önce ordunun mezhebini açıklayın'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhtarlar toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunuyor.

'Önce ordunun mezhebini açıklayın'
'Önce ordunun mezhebini açıklayın' Admin
Bu içerik 109 kez okundu.
Advert

Erdoğan Muhtarlarla Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28. Muhtarlar Toplantısı'nda konuştu.  

Cumhurbaşkanı bir kez daha Lozan tartışmasını gündeme getirdi.

Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

"Sözlerimin hemen başında 19 Ekim Muhtarlar Gününüzü tebrik ediyorum. Bugün en genç muhtarımızın, en uzun süre görev yapan muhtarımızın, aynı anda görev yapan karı-koca, anne-oğul muhtarlarımız da bizlerle birlikte.

Muhtarlarımız demokrasinin temel taşlarıdır. Milletin gönlünü kazanmanın, oyunu almanın ne demek olduğunu bilmeyenlere bu işi anlatmak çok zor. Seçilmiş gibi görünenlerin bir kısmı da atanmış hükmündedir. Kendi bileklerinin haklarıyla değil, alavere dalavere ile gelmişlerdir. O yüzden milletin tercihlerini küçümserler. Millete hizmet etmek üzere atanmışların da benzer yanlışlara kapıldıklarını görüyoruz. Müsteşardan memuruna kadar atanan kamu görevlileri millete hizmet etmekle mükelleftir. İster seçilmiş, ister atanmış olsun, kendilerine tahsis edilen imkanlar birer emanettir. Asıl olan bu emaneti namus bilip korumak, görevini yerine getirmektir.

LOZAN: BİZİ HEP ALDATTILAR

Kurtuluş Savaşı'nı çok iyi anlamak mecburiyetindeyiz. YÖK'ün dün yaptığı toplantıda, tarihimizi yavrularımıza iyi öğretelim. Çünkü bizi yalan söyleyen tarihle aldattılar. Öğrencilerimize de kendi tarihlerini iyi öğrenmelerini tavsiye ettim. Son zamanlarda gündemde olan Lozan'ı ifade ederek gündeme düşürdüğümüz konu, ardından Misakı Milli konusu bu sürecin nasıl yönetildiğini, bizlere nasıl bazı gerçekleri yanlış öğrettiklerinin en açık ifadesidir.

Gençlerimizin Lozan'ı incelemesi, araştırması; birileri rahatsız oluyor, varsın rahatsız olsun. Tartışılsın, incelensin görülsün. Doğru-yanlış bilelim. Partimin kurucusu Lozan'da imza atmış diye 'bu doğrudur' böyle bir mantık olamaz. 'Acaba doğru mudur' bu soruyu soralım. Tek tipçi bir insan, biz böyle bir gençlik istemiyoruz; sorgulayan, araştıran bir gençlik istiyoruz. Sorguladığı, araştırdığı zaman gerçeğe ulaşacaktır. Ben gençliğimizi bal arısı gibi görmek istiyorum, eşek arısı gibi değil.

“BAHÇELİ’YE TEŞEKKÜR EDİYORUM”

Burada bu milletin geçmişi yok mu? Niye rahatsız oluyorsunuz, olmayın. Bunu da öğrenelim, bilelim. Dün neydi, bugün ne? Bunu tabii birileri anlamak istemiyor derdi başka. Ve ben bu noktada sayın Bahçeli’nin dünkü konuşmasında da ifade ettiği gibi, kendisine de teşekkür ediyorum, çünkü siyasi hareketler de doğruda bütünleşmeyi sağladığı zaman bu millet bunu başaracaktır.

Osmanlı öylesine büyük, öylesine köklü bir devletti ki bu devin yıkılışı milletimizin üzerinde derin yaralar açmıştır. 1914 yılında bakın nereden nereye geldik, cevabını gençliğimiz biliyor mu? Kurtuluş Savaşı’na girerken hedefimiz Misak-ı Milli sınırlarımıza sahip çıkmaktı, maalesef hedeflerimizi koruyamadık. Dönemin şartları itibariyle bu durumu mazur göstermeye çalışanlar olabilir. Bir yere kadar mazur görmek mümkündür, zorunluluktan kaynaklanan durumları kabul edip kendi kabuğumuza hapsolma anlayışı tehlikelidir.

Bizi böyle bir kısır döngüye hapsedenlerin amacı Selçuklu ve Osmanlı geçmişimizi bize unutturmaktır. Biz 780 bin kilometre kareye nereden geldik biliyor musunuz? 20 milyon kilometrekarelerden geldik. 1923’ün psikolojisiyle hareket edemeyiz, bununla hareket etmek milletimize yarar sağlayamayacaktır. Çünkü biz Kurtuluş Savaşımızı “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” diyerek yürüttük. Bizi hattı müdafaa demeye zorlayan anlayışını geride bırakmalıyız.

Vesayet yönetimiyle çok büyük bir zaman kaybettik. Aynı kulvarda yarışa başladığımız ülkelerin fersah fersah gerisinde kaldık. Genç nesillerimizi, binlerce evladımızı kaybettik. Artık bedel ödemek istemiyorum. Siz muhtarların önünde ilan etmek istiyorum;

"TEPELERİNE BİNECEĞİZ"

Sorun kapıyı çalmadan, bıçak kemiğe dayanmadan harekete geçemediğimizi görüyoruz. Kapımız hiç boş kalmadı. Her dönem bu tür bedeller ödedik. Siyasette büyük bedeller ödedik. Darbelerle, muhtıralarla büyük zaman kaybettik. Aynı zaman yarışa başladığımız ülkelerin fersah fersah gerisinde kaldık. Terörle mücadelede, kardeş kavgalarında binlerce neslimizi kaybettik.

Artık bedel ödemek istemiyoruz. Türkiye artık bu yanlış güvenlik anlayışını terk etmiştir, bitirmiştir. Bundan sonra sorunların kapımızı çalmasını beklemeyeceğiz, bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmeyeceğiz, artık sorunların üzerine biz gideceğiz. Terör örgütlerinin bize saldırmasını beklemeyeceğiz, nerede yuvalanıyorsa tepelerine bineceğiz.

 RAHAT NEFES ALABİLDİKLERİ TEK GÜN BİLE OLMAYACAK

Ülke içinde bunların yıllardır gizlendiği, saklandığı yerleri tespit ettik. Birer birer hepsini yok ediyoruz, edeceğiz. Bölücü örgüte destek veren kim varsa hepsinin de kökünü kurutacağız. Bak şimdiden söylüyorum, biz kendilerini bulup yok etmeden nereye gideceklerse gitsinler. Bak bu kadar açık söylüyorum. Aynı şekilde yurtdışında üstlendiği yerlerde, rahat nefes alabildikleri tek bir gün bile olmayacak. O ülkelerin devlet başkanlarını sürekli rahatsız edeceğiz. Ne yaparlarsa yapsın. İçeri mi atarlar, bize mi teslim ederler, ne yaparlarsa yapsınlar.

DHKP-C gibi örgütlerin mensuplarını inlerinde yakalayıp adalete teslim ediyoruz. FETO ile de aynı şekilde mücadele ediyoruz.

İHANET YANINA KAR KALMAYACAK

FETÖ ile mücadele ediyoruz, bu ihanet çetesinin kamudaki, sivil toplum kuruluşları içindeki, iş dünyasındaki tüm elemanlarını adım adım takip ediyoruz. Bu ülkede artık kimsenin yaptığı ihanet, yanına kar kalmayacak. Hiçbir terör örgütünü, hiçbir teröristi biz bu topraklarda barındırmayacağız. Ya imha olacaklar, ya teslim olacaklar ya da defolup gidecekler."

'BİZ EL BAB'A DA GİDECEĞİZ'

Türkiye, Suriye ve Irak'ta yen, güvenlik anlayışına uygun bir tavır sergiliyor. Biz bekledikçe sorunlar üzerimize geliyor. Bir yandan DAEŞ bir yandan da YPG terör örgütü bize bayrak sallamaya başlayınca, anladık ki bize kimseden fayda yok. ÖSO ile birlikte Suriye'nin kuzeyinde Fırat Kalkanı Harekatı'nı başlattık, başarıyla da devam ediyor. Suriye'nin sorunu DEAŞ değil, uygulanabilir bir taktiğin olmamasıydı. Şimdi birileri bize akıl veriyor. Dabık'a girdiniz ama daha aşağıya inmeyin diyorlar. Aşağıda ne var El Bab var. Kusura bakmayın biz oraya da gideceğiz. Münbiç'i de kuşatma altına almamız lazım. PYD işgal etmek istiyorlar.

'MUSUL KONUSUNDA KENDİ PLANLARIMIZI YAPMAYA BAŞLADIK'

İstiyorlar ki Türkiye yerinde otursun, olup biteni izlesin, sonuçlarına katlansın. Asıl mesele bölgenin yeniden yapılandırılması meselesidir. Kimsenin bu oyunda bize biçtiği role rıza göstermek zorunda değiliz. Kendi planlarımızı yapmaya başladık.

MUSUL OPERASYONUNU ENGELLEMEYE ÇALIŞANLAR...

Türkiye'nin Musul operasyonuna girmesini engellemeye çalışanlar, Suriye'deki oyunlarını bozmamızdan rahatsız olanlardır. İstiyorlar ki Türkiye yerinde otursun, olup bitenleri seyretsin, sonra da payına düşen bedel neyse onu ödesin.

EY IRAK YÖNETİMİ...

Ey Irak yönetimi, bu 300 bin Iraklıya kapısını açarak, seni rahatlatan Türkiye değil mi? Başkaları yapmadı bunu, biz yaptık. Onun için Türkiye'ye bir laf atarken, bir söz söylerken bunu düşüneceksin. Böyle bir dost bulamazsın, sen bu dostu incittiğin takdirde kaybedersin. Onun için günlerdir 'Biz hem sahada olacağız, hem de masada olacağız.

ÖYLEYSE BİZ MUSUL'DA OLACAĞIZ

Bizim 911 kilometre Suriye, 350 kilometre Irak sınırımız var. Biz burada sınırdaş olacağız, biz söz söylemeyeceğiz, sınırı olmayanlar, aman yarabbi, onlar istediği gibi kesecek, biçecek, ondan sonra da elbiseyi yapacak. Yok böyle bir şey. Bu tavrımızın ne savaş çığırtkanlığıyla ne Irak'ın egemenliğini ihlalle ne de başka herhangi bir art niyetle ilgisi yoktur. Biz kendi istiklalimizi ve istikbalimizi korumak için mücadeleyi nerede yürütmemiz gerekiyorsa orada olmak istiyoruz. Şu anda bunun yeri Musul'dur. Öyleyse biz Musul'da olacağız.

KUSURA BAKMAYIN ORAYA DA GİDECEĞİZ

Şimdi birileri bize akıl veriyor. Ne diyorlar? ‘Dabık’a girdiniz iyi, sizi kutlarız. Ama daha aşağı gitmeyin’ daha aşağıda ne var? El-bab var, kusura bakmayın biz oraya da gideceğiz. Niye gideceğiz? Bizim tehdidi altında olduğumuz yer Dabık’ta bitmiyor, El Bab’ın da güneyine doğru iniyor. Oradan bizim Münbiç’i de kuşatma altına almamız lazım.

Çünkü Münbiç yüzde 95’iyle Araptır. Ama orayı kim işgal etmek istiyor? PYG ile YPG. Biz Amerikalılara dedik ki buradan bir defa PYD YPG gidecek. Şimdi bakalım söz verdiler. Tamam giderse mesele yok. Ha Rakka’da beraber hareket edebilir miyiz? Dedik ki ederiz. Çünkü Rakka DEAŞ’ın merkezi. Orayı da DEAŞ’tan temizleyelim, gerçek sahipleri gelsin yerleşsin. Biz buna da varız.

Fakat şu anda benzer bir senaryo bu defa mezhep çatışması çıkarmak üzere Musul’da sergileniyor. Kendi ülkesini terör örgütlerinin cirit attığı bir yer haline getiren Bağdat yönetiminin bu oyunun gerçek aktörü olmadığı gayet açıktır.

"ÖNCE ORDUSUNUN MEZHEBİNE BAKSIN"

Bugüne kadar binlerce DEAŞ'lıyı sınır dışı eden bir ülke olarak bu konudaki birikimimizi kimse yabana atmasın. Türkiye'ye karşı YPG/PYD gibi terör örgütlerinin, Esed rejimi gibi kendi halkını katledilenlerin yanında yer alanları bir kez daha ikaz ediyorum: Tutuşturmaya çalıştığınız ateş bizden önce sizi yakar. Bağdat yönetimi önce kendi ordusunun mezhebi yapısını kalksın da dünyaya açıklasın. Türkiye'nin kendi vatandaşlarının ve bölgedeki kardeşlerinin huzuru dışında hiçbir amacı yoktur.

Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı tehditlerin sonuçları herkes için ağır olacaktır. Meseleyi inceldiği yerden kopsun noktasına getirmedik, getirmek istemiyoruz. Ama yeni güvenlik anlayışımızın gereği olarak sorunların kapımıza dayanmadan çözme konusunda kararlıyız. Kadim medeniyet birikimizle, Allah'ın izniyle biz bu zorlukların üstesinden geliriz. Yarın her şey geride kaldığında bizim yanımızda olan dostlarımızı da, yollarımıza mayın yerleştirenleri de unutmayacağız.

FETÖ Irak Musul Suriye Recep Tayyip Erdoğan
Advert
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
OHAL çizgiyi aştı
OHAL çizgiyi aştı
Büyük ceza geliyor!
Büyük ceza geliyor!