Advert
Advert
Advert
İsimler üzerine
Tuncer Kırhan

İsimler üzerine

Bu içerik 597 kez okundu.
Geçtiğimiz Ramazan ayı içinde bir televizyon kanalında Gaziantep'ten arayan bir bayan, inanç dünyamızı aydınlatan İlahiyatçı Nihat Hatipoğlu'na dert yanıyordu. 'Hocam, oğlumun adı Mertcan, konu komşudan duydum, 'Can' sözü 'Cin' demekmiş, dersleri zor geçiyor, ne yapmalıyım?' Hoca;'Can’ sözcüğünü açıklarken doğrusu net konuşamazken,kadının endişesini de gideremedi. Sadece,'cem-i manada cin anlamı olabilir' dedi ve konuşmaları şaşkınlıkla izledim.
Hoşgörü ve bilimi her şeyin üstünde tutan ve evrensel bir din olan İslam dininin hurafelerle nasıl daraltıldığını ve kişiselleştiğine şaşkınlıkla tanık olurken, yaşayan dinle, gerçek din arasında sıkışmanın ıstırabını yaşarken, bu yazıda kültür değerlerimizi etkileyen bu erozyon üzerine bazı tespitlerimizi sizlerle paylaşmak istedim.

Türk tarihinin milat'ı olan Göktürk Anıtlarında, Bilge Kağan kendinden önceki Türk devletlerinin çöküş nedenlerini sıralarken, kağanların cahillikleri ve töreye (Hukuka) uymamalarını, Çinlilerin, altın ve ipeğine, değerli hediyelerine (rüşvet) ve vaatlerine aldandıklarını, Türkçe isimleri bırakıp Çince isim aldıklarını söylerken, mankurtlaşma denilen benlik yitirmenin o günlerde başladığını işaret eder.

Sosyolojik süreçte "Çince" yerine, şimdilerde moda olan Arapça, Farsça, İngilizce veya Fransızca isim yada kelimelere özenmeyi Bilge Kağan'dan sonra kurulan ve marifetmiş gibi yıkılıp yeniden kurulduğu anlatılan 16 Türk devletinde görürüz.

Türk Hakanlar ya da Sultanlar başta olmak üzere yönetici sınıfın isimleri ile devletin yükselişi ve çöküşü arasında bir ilişki kurmak gerekirse, Selçuklu Devletini kuran Tuğrul ve Çağrı Bey'lerin ve Anadolu'yu bize armağan eden Sultan Alparslan ve Kutalmış, Kutalmışoğlu Süleyman Şah, I. Kılıç Arslan'da Türkçe isimleri görürüz.

Ne yazık ki, son Selçuklu sultanları Farslaşmaya başlayınca isimleri de değişmiş, devleti de çökertmişlerdi.Bunlardan,İzzeddin Keykavus, Alaeddin Keykubad,Gıyaseddin Keyhüsrev, Mesud gibi Farsça özentili isimler bilinmektedir.

İlk Anadolu Beylerinin büyük bölümünün isimleri Türkçedir. Çakabey, Umur, Aydın, Mehmet, Saltuk, Artuk,Yavlak Arslan, Korkut, Karaman ve Malkoç gibi isimlerle ortaya çıksa da sonu devam etmemişti.

Bu gün Türk Dil Kurumu sözlüğünün (M) bölümü en zengin bölüm olup, büyük bölümü Arapça yada Farsçadır.

Osmanlı padişahlarında ise, Türkçe kökenli Ertuğrul, Orhan ya da Arapça kökenli olmakla birlikte, halk kültüründe, Osman, Ahmet, Mehmet, Murat,Yıldırım,Yavuz, Çelebi gibi isimler de vardır.
İlginç olan, gerileme dönemiyle birlikte,sultan isimlerinde hızlı bir Araplaşma görülür. Mahmud,Abdülhamit, Abdülaziz, Abdülmecit,Vahideddin gibi isimlerinin yanında, Nakşidil,Nevfidan, Mahinur, Nisanur,Dilruba yada son günlerin popüler dizisindekii Mahidevran ve benzeri Farsça kadın isimleri yer alır.

21 Haziran 1934'tarihli "Soyadı Kanunu" na göre; isim ve soy isimlerin Türkçe olmasına özen gösterilse de, günümüzde kullanılan isimlerin hali yürek acısıdır.

Bu konuda 12 Haziran seçimleri sonrası sevgili Yılmaz Özdil köşesinde bu konuyu istatistik olarak değerlendirirken, Boğa'dan Yılan’a, Karpuz'dan Çamur'a kadar çok ilginç kümeler çıkarmıştı.

Çocuklarımıza kişilik kazandıracak isimler verilirken, dincilik adına hurafe ile yozlaştırılmakta, Arap yarımadasında Akabe'den Uhut'a kadar ne kadar dağ tepe varsa kutsal isim gibi verilmektedir.

5. Türk Dil Kurultayına sunulan bir araştırmaya göre; Üniversite öğrencileri arasında, Arapça kökenli isim oranı yüzde 51, Türkçe isim oranı yüzde 19.5, Farsça isim oranı ise yüzde 10.2 iken, geriye kalan da Avrupa kökenli iken, gerisini siz düşünün.

Arapça kökenli isimlerin çok kullanılmasının temelinde, Arapça adların Müslüman adı olarak algılanması yatmakta olup, bu yanlış bir uygulamadır. Hal böyle oluna, Müslümanlığı Araplaşmaya dönüştüren anlayış hâkim olmaktadır.

Oysa insanlık İslamiyet'le tanışmadan önce de, Arap yarımadasında yaşayanların ismi, Ömer, Ebubekir,Osman, Ali, kadın isimleri Aişe, Rabia,Hatice idi. Hatta,Hazreti peygamber,bazı isimlerin anlam yönüyle İslamiyet'in temel yargılarına ters düştüğünü görerek,"Çocuklarınıza güzel anlamlı isimler veriniz." hadisiyle rehber olmuştur.

İslami görüşü temel aldığını iddia eden bir internet sitesinde şöyle bir anketin soruları şöyledir.

Soru: Erkek çocuk için Oğuzhan uygun mudur?

Yanıt: Hayır. Çünkü Oğuzhan İslâm'dan önce yaşamış gayrimüslim biridir."

"Soru: Benim ismim İslâmî bir isim değil, ne yapmalıyım?

Cevap: Diyelim ki adın; Burak, Toprak, Yağmur yada,İslâmî olmayan, Cengiz'dir. Eğer ismin böyle bir putperest ismi ise, mahkemeye müracaat ederek değiştirmelisin. Çünkü Cengiz Müslüman değil, putperestti. Onun çocukları da İslâm’a zarar verdiler" denilmektedir.

Şimdi sormak gerekir, bu mantığın İslam'la ne ilgisi vardır.

Siz Oğuzhan,ya da Cengiz'e kafir diyeceksiniz, İslamiyet'in doğuşundan önce var olan,İbranice isimleri Arapça sayacaksınız.
Pes yani.
Oğuz’a, Bozkurt'a, Aslan'a, Doğan'a karşı çıkacaksınız, Arapça Aslan anlamına gelen Esed’e (Esat) diyerek sıcak bakacak, Peygamber’in değiştirdiği isimleri bile, Arapça oldukları için kullanmakta beis görmeyerek, İslam’a uygun hareket ettiğinizi sanacaksınız.
Efendiler, bu tavır İslami değil, olsa olsa Araplaşmadır.

Son söz:'Eğer bir halk uyuyorsa, onu uyandırmak kolaydır.
Eğer bir halk uyuyor gibi yapıyorsa, onu uyandırmak imkânsızdır.' İndra Gandhi
DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!