Advert
Advert
Advert
Sevgililer günü diye bir şey...
Tuncer Kırhan

Sevgililer günü diye bir şey...

Bu içerik 521 kez okundu.

14 Şubat günü kutlanan "Sevgililer Günü" üzerine söz ederken, bunun dayatmalı bir uygulama olduğunu söylersek lütfen kimse kızmasın.

Kabul etmek gerekir ki; 'sevgililer günü'  bir Hıristiyan efsanesinden yola çıkılarak, yorum ve yöntem değişikliğine uğramış kazanç amaçlı bir gündür.

Benzeri günler gibi, psikolojinin ticari yaşama etkisinden başkası değildir. Saç modelinden tutunuz, yemek ve pasta çeşitlerine, kıyafet ve takılara, hatta "aşk kokan çamaşırlar" diyerek ipe sapa gelmez sloganlarla sevgililer günü olmaz.
Burada sevgi bir kavram olarak ele alınabilseydi, belki daha evrensel olabilirdi.
Örneğin anne sevgisi, evlat sevgisi, doğa sevgisi, vatan millet sevgisi diyerek daha da artıracağımız değerler varken, kalkıp aşk içeren bir kavram üzerine bu kadar patırtı yapmaya gerek yoktur.

Sevgi insanların doğal olarak yaşaya geldiği bir olgu ise, buna farklı bakmak gerekir.
Sevgi insanların kendine görelik içinde muhteşem bir vazgeçilmezidir.

Sevgi için yaşam boyunca, istek ve beklentilerimiz için neleri göze almadık.

Onu yaşarken kendimizden geçip,en azından kapris yapmayı, yada hastalanmayı göze almadık mı?

Bildiğimiz tüm şarkılar, romanlar, filmler, düşlerimizi dolduran sanat ürünlerine esin kaynağı olan sevgi değil de nedir?
Bir şeyde duygu yoksa sevgi de yoktur.

Ünlü edebiyatçı Sait Faik neden "Bir insanı sevmekle başlar her şey" demiştir. Yoksa sevgili kavramını mı unuttu?

Demek ki sevgi, sevgililerden daha geniş bir kavram. Bizim sözünü ettiğimiz konuda gerçek bir sevgiden, aşktan söz eden yok, varsa yoksa para, para, para.

Günümüzde en çok ihtiyacımız olan sevgi kavramı tüm sihriyle  karşımızda dururken, lokal olarak sevgililer üzerine yoğunlaştırılması bencillikten başkası olamaz.

Senenin 364 günü yok sayılan sevgi kavramı ve sevgili 14 Şubat’ta bir günlüğüne olacaksa, o sevgiden şüphe etmek gerekir.

Sevgi üzerine şiirler yazan Ümit Yaşar'a kulak vermek gerekirse;

"Ben seni sevdim mi sevdim kime ne?
Tuttum ta içime oturttum seni,
Aldım  okşadım saçlarını öptüm,
İçtim yudum yudum güzelliğini."

Bir başka ozan Âşık Sümmani sevgiliye olan tutkusunu naif bir dille şöyle anlatır.

Deli gönül ile düştük bir cenge,
Hikmeti sorulmaz iştir bu gönül,
Günden güne girer her türlü renge,
Bazı solar bazı kumaştır gönül.

Yukarıda bir Hıristiyan efsanesinden söz etmiştik ya, şimdi gelelim oraya. Roma İmparatorluğu döneminde bereket tanrısı Luperkus’u simgeleyen erkek bir maket önünden geçen genç kızlar evlenecekleri erkeklerin isimlerini yazarak kısmet aramaları, Ortaçağ'da din adamlarının Papa'ya başvurarak olayın kontrollerinde olmasını istemeleriyle yoldan çıkar. Zavallı  Papa’da; "Benim azizlerim varken, Luperkus'da kim oluyor, onların isimleri yazılsın ki, kızların kısmeti çabuk açılsın." diyerek uygulamayı değiştirir.

Azizler ölünce efsanenin önemi de zayıflar. On dördüncü yüz yılda,  Fransa ve İngiltere'de kuşların çiftleşme günü olarak kabul edilen 14  Şubat,on dokuzuncu yüz yıla gelindiğinde Amerika'da Ester adlı bir kadının çok sayıda insana "Sevgililer Günü" diye bir kutlama göndermesi ile bugünkü halini alır.

Görüldüğü gibi burada amaç, toplumsal dinamikleri harekete geçirerek ticari yaşama dinamik sağlamaktır. Yoksa insanların biri birine şiir yazarak gönül alması değil.

Bunca laftan sonra sevgiyi bir erdem olarak bilen Urfalı ozan Abdurrahim Tırsi’ye kulak vererek bitirelim.

Yücelerden döndüreyim,
Alçaklara gönül seni.
Alçaklardan alçaklara,
İndireyim gönül seni.

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!