Advert
Advert
Advert
Sevgi ve kendini bilmek
Tuncer Kırhan

Sevgi ve kendini bilmek

Bu içerik 532 kez okundu.

Geçen sayıda dergimiz yazarı Şenol Balaban  gündemimizde yer almayan bir etik değerden söz ederken önemli bir tespitte bulunmuş "yüreğinizdeki sevgiyi ne kadar korumaya çalışırsanız o kadar insan oluyorsunuz. Sevgi çok güçlü bir duygu,tanrı parçacığı gibi,her şeye ve herkese karşı sevgiyle doğuyor insan, zamanla kirleniyor." Derken ilkeli ve erdemli durmanın çerçevesini belirlemişti.

Sevgi, kendini bilme yada farkındalık yaratma duygusu  yüzyılın kaybolan değerlerindendir.

Yoksa "sen seni bil sen seni , sen seni bilmezsen patlatırlar enseni" sözü ve "İslam'ın şartı beş ise, altıncısı kendini bilmektir" gibi değerli sözler söylenir miydi.

Günümüzde en çok ihtiyaç olan değer sevgi olsa da, bunca sevgisizlik içinde yapacak bir şeyin olmadığı düşündürücüdür.

Sevgi üzerine kitaplar yazan Erıch Fromm,sevginin bir  sanat olduğunu tanımlarken "Sevgi tıpkı müzik, resim,cerrahlık, marangozluk, mühendislik gibi her hangi bir  sanatı öğrenmek için ne yapıyorsak, sevgiyi öğrenmek için de aynı şeyleri yapmamız gerekir. "Demesi karşısında böyle  olmasına keşke inanabilsek.

Bir şiirimizde "Sevgi bir başkasını yaşamaktır bilgece" demekle sevginin emek ve düşünce isteyen bir iş olduğunu aynı zamanda akıl ve yürek sahibi insanların işi olduğunu anlatmıştık.

Hangimiz bu sihirli kavram üzerine yeterince emek vermeyi göze alabilecek kadar yürekliyiz?

Sevgiyi yok eden etkenlerin başında, toplumsal yozlaşma ve siyasal ahlaksızlık olduğu sürece sevgiden söz etmenin gereği her zaman olmalıdır.

Doğan Avcıoğlu 'Türkiye'nin Düzeni' adlı kitabında, dönemin Milli Eğitim Şurasında ilgili bakanın tespitlerini şöyle aktarır.

"Siyasetteki yozlaşma ve kirlenme nedeniyle biri birimizi sevmekten uzağız. Eminim ki,şu anda  yanınızda oturan kimseye karşı sevecen değilsiniz."

Bu sözler 34 yıl önce söylenmesine karşın değişen bir şey olmadığını anlamak için 21 Mart günü kutlanan sözde kardeşlik bayramı Nevruz'da yaşananları görünce yozlaşmanın daha da artığını gördük.Bir başkası, geçtiğimiz ay içinde yapılan CHP Yenimahalle İlçe  Başkanlığı Olağanüstü Kongresinde, sevgisizliğin ortama egemenliğini ve farklı değerlerin bir güruh içinde tartışıldığını esefle izledik.

Bilindiği gibi  bizi siyasette  sevgisizleştiren iki değimden birisi "siyaset" ötekisi "politika" dır. Bunlardan birisi "iyi ve sorumlu" diğeri ise "kötü ve sorumsuz" muş gibi gelse de, her ikisi de aynı anlam taşır.

Kimi insanlar siyaset ve politikanın kötü çağrışımlarından kurtulmak için "devlet adamlığı" gibi ne anlama geldiği kuşkulu bir terime sıkı sıkıya sarılsa da nafiledir. Bir başkası geçtiğimiz günlerde teröristlerin elinden kurtulan asker ve sivil memurlar için söylenen "kamu görevlisi" gibi yuvarlak sevgisiz ve anlamsız laflardır.

Kabul etmek gerekir ki,toplumda siyasetçiye saygınlığın olması, Türk geleneğinde devletin varlığına olan sevgi ve güveninden olsa da, siyasal ahlak ile siyasetçiye olan güven ve sevgi giderek kaygan bir zemine yerleşmiştir.

Siyasetçinin biri ötekini eleştirirken "siz ona bakmayın siyaset yapıyor" demekle, siyasetin değersiz bir şey olduğunu anlatırken aynı zamanda sevgisiz kıldığını vurgulamaktadır.

Oysa bir doktor meslektaşından söz ederken "siz ona bakmayın tababet icra ediyor" dediğini duyamazsınız.

Demek ki siyasal ahlakta sevgisizlik ve yergi ön planda durmaktadır. Yaşanan siyasal yozlaşma ekonomik gelişmelerin yan ürünlerinden birisi olarak karşımıza çıkarken, toplumsal dengeleri bozduğu gibi, eyyamcılığı, yandaşçılığı da beraberinde getirmesini kanıksar olsak ta, sevginin var olduğu günler dileriz.

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!