Advert
Advert
Advert
Gezi parkı bir kırılma noktasıdır
Tuncer Kırhan

Gezi parkı bir kırılma noktasıdır

Bu içerik 513 kez okundu.

İstanbul dışındakiler başta olmak üzere pek çok insanın bilmediği Gezi Parkı olayları siyasi tarihimizde bir mit olarak yer alacaktır. Burada başlayan olaylar zinciri gerçek bir halk hareketi olup, siyasi otoritenin ‘ben bilirim, ben yaparım.’ anlayışının kırılma noktasıdır.

Kıvılcımı oluşturan ağaç kesme olayı alışageldiğimiz bir iş olsaydı, burada başlayan hareket ülke geneline bu şekliyle yayılmazdı.

Gelişmelere ivme kazandıran tek neden medyanın yanlı bakışı ve polisin orantısız güçle geleceğimiz olan gençliğe öldüresiye saldırması iken, oluşumları bir başarı olarak değerlendiren Milli Eğitim Bakanının “Muhalefetin başaramadığını biz başardık.” Demesi bakanın vatandaşlık duygusu ve halk duyarlılığı konusuna bakışını göstermektedir.

Hazır medya demişken gazeteci Uğur Dündar’ın aktardığı bir fıkrada; “ Napolyon ABD başkanı Obama ile görüşürken, konu kendisinin sonu olan ünlü Woterloo Savaşı üzerinedir. ”Sayın başkan o savaşta sizin elinizdeki silahlar bende olsaydı İngilizleri yenerdim” günün birinde Moskova’da Putin’le beraberken; “O savaşta sizin KGB teşkilatı bende olsaydı yenilmezdim.” Gün olmuş Türkiye Başbakanı Erdoğan ile kahvaltı yapan Napolyon; “Ben bu savaşta yenilmiş olabilirim, ama sizin elinizdeki medya bende olsaydı, bırakın dünyayı Fransız halkı bile yenilgimi duymazdı” demiş.

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Gezi Parkında yüz yıllık ağaçları kesip yerine ne olacağı belli olmayan beton yükseltiler içinde rant merkezleri kurmak, yada hiç gereği olmayan topçu kışlası tesis edeceksin İstanbul halkını nazara almayacaksın. Duyarlı insanların tepkisi çığ gibi büyüyünce Çevre Bakanı “daha çok ağaç dikeceğiz” demesi yanlış olduğu kadar hiçte inandırıcı olmamıştır.

 Kabul etmek gerekir ki, bir dünya kenti olan İstanbul üzerinde herkesin söz söyleme hakkı vardır. Çünkü İstanbul tarih ve kültür merkezi iken; “Ecdadım bana bıraktı, gerekirse şu kahpe Bizans’ın kalıntılarını da söküp atarım” anlayışı çağdaşlık değildir.

Yanlış hesabın Bağdat’tan döndüğü gibi, ülke genelinde yaşananları görmezden gelmek ve söylenen sağduyuya kulak vermemek daha da yanlıştır.Bırakın yürüsün insanlar,düşüncelerini ifade etsinler, ne kaybedersiniz. Sanki özel giyimli gazlı silahlar, su panzerleriyle, coplarla bir başka   ülke ile savaş mı yapıyorsunuz? Bu çocuklar bizim geleceğimiz değil mi?

Yıllardır “Aman ülkeyi germeyin, halkın inanç değerleriyle oynamayın, devleti güvenilir kılın, hukukun ve cumhuriyetin erdemini egemen kılın sözlerine kulak veren mi oldu?

Şurası doğru ki alkol sarhoşluğundan daha beter olan iktidar sarhoşluğudur.

Bu süreçte sayın başbakandan daha toparlayıcı sözler beklenirken; “Gelişmeler CHP ve çapulcuların işidir.” Demesi şık değildir. Kabul etmek gerekir ki CHP böyle bir hareketi oluşturacak dinamik güce sahip değildir. Her protesto içinde marjinal gruplar olsa da, bu hareketin dinamiği ertesi gün yerleri temizleyen duyarlı gençliktir.

Olaylara gerçekçi gözle bakan yabancı basının yorumları ders alınacak niteliktedir. BBC’ birinci sıradan aktardığı yayınında Türk hükümetinin zor anlar yaşadığı ifadesini kullanırken,  Alman kanalları: "Türkler savaşırsa kazanır." İtalyan kanalları: "Bir ağaç için bunu yapan Türklerin neler başarabileceğini düşünün."İspanyol kanallar: " Atatürk'ün çocukları uyandılar!" Kanada kanalları: "Onlar her savaşı kazanırlar." Rusya kanalları: "Türkler inanılmaz, her şeyi başarıyor." Demekle Türk halkının çılgınlığını vurguladı.

İndira Gandhi ünlü sözünde şöyle der. “Eğer bir millet uyuyorsa onu uyandırmak kolaydır. Uyuyor gibi yapıyorsa imkânsızdır.” Türk halkını sevmenin ve ona azda olsun kulak vermenin her zaman yararı vardır.

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!