Advert
Advert
Advert
Türk olmak zor zanaat
Tuncer Kırhan

Türk olmak zor zanaat

Bu içerik 496 kez okundu.

Kim derdi ki cumhuriyetin 90. yılı kutlanırken ulus kavramı tartışılır hale gelecek, hatta en yetkin ağızdan “ulusalcı diye bir şey yoktur” söylemini duyacağız.

Bunu söyleyenler bilmez mi ki, Anadolu ihtilalinin temel dinamiklerinden biri ulusalcılıktır.

Onlar bilmezler mi ki, ulusalcılık Türkiye Cumhuriyet, bitmekte olan bir imparatorluğun külleri üzerinde emperyalizme karşı verilen mucize bir kurtuluş savaşı sonunda Anadolu insanının Misakı Milli'sidir.

Onlar bilmezler mi ki, ulus devleti inşa edenler ulusal değerlerle yola çıkarak, yoktan bir millet yaratmış ve 29 Ekim 1923'te Cumhuriyeti kurmuşlardır.

O kahraman insanlar nereden bilecekti 90 yıl sonra ileri demokrasi diye ulusal parçalanmanın gündemde yer alacağını, parlamentoda ulus ve Türklük kavramının tartışılacağını ve ülkenin bir yarısında bazı simgelerin bayrak olarak dalgalanacağını.

Ve onlar nereden bileceklerdi 1933'te okullarda ulusal birliği pekiştirmek amacıyla uygulamaya alınan andın, 1945 tarihiyle karıştırılacağını ve bahanesi soğuk savaş yıllarının bir modası olarak gereksiz ve çağdışı olarak algılandığını.

Dönemin Milli Eğitim Bakanı olan ve gerektiğinde Atatürk'e karşı durabilen Dr. Reşit Galip gibi şiir ve felsefe ile ilgili bir Osmanlı aydını tarafından ülke insanının çektiklerini ruhunda yaşayarak ilkeli ve inançlı mısraları genç nesillere aktarırken, Türk kültürünü İslami ahlaka uygun olarak ifade etmesi ırkçılık değil olsa olsa erdemli bir insanın çabası olarak algılanmalıdır.

Onlar bilmezler mi ki, Türk ırkından söz etmek kafatasçılık ise, İstiklal Marşımızın onuncu kıtasının üçüncü mısrasın da yer alan “Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl/Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet” ve yine Harbiye Marşının ilk kıtasında yer alan “Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız/ tufanları gösteren tarihlerin yadıyız” sözleri kafatasçılık değil ulusalcılıktır.

Gelecek nesillere öğretilen andımızın her sözcüğünde ulusal kültürümüz ve inancımızın nasıl yansıtıldığını gözden geçirmeye ne dersini?

O şiir şöyle başlar

“Türk'üm doğruyum' O halde bu iki anlatımdan korkmamak gerekir.
İslamiyet’in baş yapıtı olan Kur'anda erdemli insanlarda olması gereken bir değerden söz edilirken 'doğruluk' kavramı 55 defa geçmektedir. Burada sahtecilikten, hileden, soygundan, kamu malından uzak olma öğütlenmekte, haksız kazancın en kötü şey olduğu anlatılmaktadır.
İkinci sırada tembelliğin zıttı olan 'Çalışkanlık' öğütlenmektedir. (Necm Suresi,39)

Çalışkanlık tek başına yetmiyor, 'Yasam büyüklerimi saymak, küçüklerimi korumak' denilmektedir.

Bundan daha güzel ve ahlaki ne olabilir?

Şiirin sonunda 'Ülküm yükselmek ileri gitmektir' denilmektedir.

Ülkeyi yönetenlerin her yıl ekonomide yüzde yedi büyümekle övünmek ve ekonomisi büyük on beş ülke arasında olduğunu söylemek doğru bir şeyse, bunun adı;

“ülküm yükselmek” değil de nedir?

Bu ilkelerin şiirde sıralanması ulusalcılığın ve Müslümanlığın ta kendisi iken, ileri gitme ülküsünü ortadan kaldırmak, gericiliği ve biat kültürünü inşa etmektir.

Şiirin son mısrası ise fedakârlığın zirve yaptığı, vatan ve millet sevgisiyle biter.

'Varlığım Türk varlığına armağan olsun'

İstiklal marşının ilk sözcüğünde 'Korkma' denildiği gibi Türk olmaktan da korkmamak gerekir.

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!