Advert
Advert
Advert
Aşure ayında Kerbela'yı anmak
Tuncer Kırhan

Aşure ayında Kerbela'yı anmak

Bu içerik 526 kez okundu.

Kerbela olayı, Hicri tarihle 10 Muharrem 680’de yani bundan 1330 yıl önce Hz. Hüseyin ve 72 arkadaşının iktidar hırsı ile katledildiği bir vakanın tarihidir.

Aşure ayı olarak ta bilinen Muharrem ayı içinde kutlanan Aşure ise insanlık tarihinde önemli mit olan büyük tufanda Nuh’tan başlayan ve on peygamberin inananlarına bahşettiği bir dayanışma özelliği taşırken, İslam tarihinin yüz karası bir olayla Kerbela’da şehit olanlar arasından kurtulan Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin için tanrıya bir şükran ve şehit olanlar için bir anma ikramı olarak değer kazanır.

Kerbela olayını yaşamak ise, siyasi anlamda İslamiyet öncesinde var olan demokratik öğelerin Kerbela’da yok edilerek sultanlaştırılması ve klasik yapılanmaya dönüşmesi olarak değerlendirilmelidir.

Çünkü bu tarihten itibaren devletçilik babadan oğula geçen saltanat anlayışı ile resmi doktrin haline gelmiş, din kisvesiyle inançların yerine şahsi çıkarlar yer almıştır.

Kerbela’da yaşananlar İslam’ın yüz karası olan Sıffin savaşıyla yaşanan aile çatışmalarıyla bir tarafta adaletin temsilcisi halife Hz. Ali, diğer tarafta Muaviye’nin iktidar için vaatlerle taraftar kazanma mücadelesinin devamıdır.

Savaşın galibi Hz.Ali olsa da, Muaviye hile ile halife olmayı başaracaktır.

 Bununla da yetinmeyip, kendinden sonra oğlu Yezit’i yerine veliaht ilan etmesi ile sürüp gidecek olan aile kavgası sürecinde iktidar olmak için Hüseyin’i kendine biat etmek için Kufe’ye hileli davetiyle yaklaşılan nokta, İslam tarihi için bir kader ve kara gün olarak kayıtlara geçer.

Yezit babası gibi hile yolunu seçerken, vaatlerle yanına aldığı satılmış Kufe halkının yardımıyla Kerbela’da Hüseyin ve arkadaşlarını tuzağa düşürmesi

İki Arap ailenin kavgasından öte, peygamber soyu olarak bilinen Ehli Beyt’in tarih sahnesinden silinmesiyle devlet yönetimi faşist ve darbeci bir karakter kazanır.

Kerbela’da yaşananlar iyi ile kötünün, zalim ile mazlumun, lanetli ile kutsalın, karanlık ile aydınlığın hesaplaşmasıdır.

Hz. Hüseyin’in Kerbela’da ki direnci, köleliği kırmak için isyan eden Spartaküs gibi, kutsallık uğruna mazlumdan yana verilen aydınlığın mücadelesidir.

İslam tarihinde Sıffin’de başlayan totaliter siyasallaşmanın temelini atan Muaviye ve Yezit isimleri nefretle anılmaktan öteye gitmezken, “Bana bir kelime öğretenin kölesi olurum” diyen Hz. Ali ve Hüseyin, gerçeğin ve aydınlığın simgesi olarak gönüllerde bir ışık ve anlayış olarak yaşamaktadır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; Kerbela olayı inanç dünyamızda Hanefi olsun, Alevi olsun, Caferi olsun, Zeyd-i olsun, tüm Müslümanların yolu olarak bilinmelidir.

Kerbela’da şehit olanların yolu insanlığa ve tanrıya giden sevginin ve adaletin bayrağı olması gerekirken, bir yandan aşure yiyip öte yandan ikbal ve saltanatları için kıyım yapan Yezitlere lanet olsun.

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!