Advert
Advert
Advert
Eskişehir mi, Yenişehir mi?
Tuncer Kırhan

Eskişehir mi, Yenişehir mi?

Bu içerik 554 kez okundu.

Bazı şehirler vardır ki, adı Yenişehir olsa da eski olmaktan kurtulamazlar. Oysa Eskişehir’i görünce buranın adı ile ilişkili olmayan batı standartlarında dizayn edilmiş bir kent olduğunu görürsünüz.

1933 yılında Eskişehir’de  şeker fabrikasını yapan Alman  yetkilisinin Porsuk çayı için fabrika genel müdürü  Kazım Taşkent’e  “Bu su böyle akıyor,siz Türkler de öyle bakıyor.” Dediğini kendisinden dinlerken, Paris, Londra, Viyana, Budapeşte ve Tiflis, gibi bir çok kentin neden deniz yada nehir kıyısında kurulduğu üzerine konuşmuştuk.

Bugün Eskişehir Porsuk çayı ile farklı bir görsellik kazanmışken, Ankara Belediyesi akarsuların üzerini örterek AVM yaparak, betonlaşan bir kentle geleceği mirassız bırakmaktadır.

Peki nasıl oldu da, Eskişehir bu değişimi gösterdi. Bu noktadan bakıldığında, Eskişehir’i yöneten Eskişehirli bir başkanı görürsünüz. Kırk yıldır tanıdığım Eskişehir’in makus talihini yenen ve bu değişimin mimarı 1999 yılından beri başkanlığı yürüten çok yönlü bilim adamı, Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’dir.  Kendisini medyadan tanırdım ancak, bu yılın ilk günlerinde belediye civarında yürürken gördüğümde,  Ankara’da alışık olduğumuz gösterişli makam aracı ve gizemli koruma timleri arasında biri olmayan, sade bir vatandaş gibi işine giden, esnafla selamlaşıp konuşan bir halk adamını görünce, darısı Ankara’nın başına demekten kendimi alamadım.

Eskişehir’den söz ederken, Büyükerşen’den önceki Eskişehir ve sonrası Eskişehir diye değerlendirmek gerekir.

Fazla uzaklara gitmeden, daha yirmi yıl önce basma fabrikasının atıklarını taşıyan kirli Porsuk çayının iki yakasında bakımsız, yazın toz, kışları çamur ve hava kirliliği içinde büyük bir köy görünümünde iken, bugün Hamam Yolu’nda nostaljik kahve satıcılarının sizi kırk yıllık dostluk içinde karşılaması ile farklı bir mutluluk yaşarsınız.

Restore edilen tarihi Odunpazarı evlerinin alaturka güzelliğini gezdikten sonra, sıcak bir çay içmek için şehre hakim görkemli Şelale parkında oturup bakınırken, Yahya Kemal’in ünlü İstanbul şiirini hatırlarsınız.

Bu güzel manzara karşısında usta bir ressamın tuvaline yansıttığı darbelerin ne kadar isabetli olduğunu görüp, çayınızı yudumlarken derin bir nefes ardından yanınızdakilere gülümsersiniz.

 Eskişehir’i geçmiş yıllardan beri tanıyan yada tanımayanlar gördüklerini hayranlıkla izliyorsa buradaki sihir, eski bir tablonun restore edilmekle kalmadığını görürler.

Eskişehir’e geldiğinizde çevre yollara bağlanan caddeler ve yeşil doku yanında, estetik binaları, üniversiteleri, parkları, meydan ve köşeleri süsleyen anlamlı heykelleri, toplu taşım araçlarını, Porsuk çayının iki yakası ile ana caddeler üzerinde şık dükkanları, kitapçıları, lokantaları ve kafeleriyle, mega kentlerde eşi olmayan barlar sokağını ve Haller adlı mekanlarıyla alafranga bir kent ve kentli ile karşılaşırsınız.

Eskişehir’e önemli bir görsellik katan Porsuk Çayının ıslahı ile, yaz aylarında yatağında plajlar olan ve üzerinde gondollar gezen Türkiye’nin önemli eğitim merkezi olan Anadolu ve Osmangazi Üniversitesinde okuyan yaklaşık kırk bin öğrencinin kent yaşamına sağladığı katma değerle, küçük işletmelerde istihdam edilen nitelikli insan kaynağı yaratma politikalarıyla örnek bir kentsel dönüşüm modeli olan Eskişehir her şeyi ile  yeni bir şehirdir.

Bundan sonra Eskişehir ne olur ne olmaz bilinmez, ama bundan sonrası daha da kolay, çünkü Eskişehir’in alt yapı kadar üst yapı sorunu da yoktur.

Önümüzdeki yerel seçimlerde CHP’nin Eskişehir için bir şans olarak yeniden aday gösterilen Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ile Tepebaşı’nda Ahmet Ataç ve Odunpazarı’nda Kazım Kurt üçlüsü ile daha güzel bir Eskişehir diyelim.

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!