Advert
Advert
Advert
Mansur Yavaş'mı, Melih Gökçek'mi?
Tuncer Kırhan

Mansur Yavaş'mı, Melih Gökçek'mi?

Bu içerik 530 kez okundu.

30 Mart 2014 tarihli yerel seçimlere giderken, Cumhuriyet kuşaklarının tanık olmadığı şekilde toplumsal sorun ve siyasal bir kirlilik yaşanmaktadır. Özellikle son on yılda yaşanan siyasal yozlaşma her gün yeni bir boyut kazanırken, siyasi terminoloji “ çapulcu, haşhaşi, hurremi, paralel devlet, karanlık odak, kumpas, peşkeş, ananas, oğulcuk, vakıfçık, gemicik ve kutu” gibi sözcüklerle tanışırken,   ulusal ve etik değerler toplumsal değişim ve değişkenler sürecinde kaybolurken, siyaset, ticaret ve tarikat üçgeni altında her gün irtifa kaybı yaşanmaktadır.

Bu hengame içinde herkes halinden memnun gibi görünürken aklından memnun olanlarında sayısı giderek artmaktadır.

Ankara’da belediye hizmetlerinde adeta bir talan yaşanmıştır. Yirmi yılda yeni bir Ankara inşa edilebilecekken, “böyle sanatın içine tükürürüm” anlayışıyla sanat ve meslek odalarını hiçe sayılırken, özel ve tüzel kişilerle sürekli kavga yaşanmıştır. Necatibey caddesi gibi önemli geçişleri otopark işletmeciliği ile kent magandacılığı ile şehir merkezindeki rahatlık çıkmaza sokulmuştur.

Müthiş bir buluş gibi giderayak şehir girişlerine ortaçağ anlayışıyla yerleştirilen ucube kapılar ve guguklu saat kuleleri inşası israfın dik alasıdır.

Yirmi yılda toplu taşımı yılan hikâyesine döndüren ve kenti beton yığınına çeviren Gökçek bilinen bir vehimlerinden biriyle “CHP'de acayip bir atma kültürü vardır, onlar yıkmak için gelirler” demekle adeta kendini tanımlamıştır. Bugün harabeye dönen Ulus ve Modern Çarşı, demir kafes ve Gökkuşağı gibi trilyonlarca liralık yıkım örnekleri yanında, çılgın proje olarak ürettiği ve dünyada eşi olmayan,Ankara’ya deniz gelmesi ve teleferik mucizesi (!) sanal alemle ilişkili olan bir psikolojinin eseridir.   

Bir örnek olarak, İtalya ile İsviçre arasındaki 25 kilometrelik Gothard   tünelin açılışı iki yıl gecikince İsviçre hükümeti istifa etmişti. Bizde ise Kızılay-Çayyolu arasındaki metroyu yirmi yılda tamamlayamayınca bakanlığa havale edilmesi ve   şehir efsanesi olan demir kafesin  “üst hak” satışı ile belirsizlik yaratılması  yanında ‘çılgın proje’ diyerek  teleferikle toplu taşımacılık düşleri züğürtçe bir savurganlıktan başkası değildir.

Bu da yetmemiş gibi Disneyland gibi  pahalı ve masraflı bir parkla, Ankaralı evine haftada bir kilo et götüremezken, hayvanlara tonlarca et yedirmek anlaşılır şey değil.Bunu Almanya ile İsviçre ortaklaşa yapmıştır. Ancak kent merkezlerine elli kilometre mesafedeki “Europark” ı görmeden böyle bir işe girişmek külliyen yanlıştır.

Ankara için bir şans olan Mansur Yavaş’ı televizyonlarda izledik. Geçmişteki tecrübeleriyle çağdaş ülkelerde yaptığı gözlemleriyle aktardığı  projeler insani olduğu gibi barışçıl ve akılcıdır.

Mansur Yavaş diyor ki;  Melih Gökçek artık gitmelidir, çünkü geçen yirmi yılda yorulmuştur.

Buna katılmamak elde değil, gergin ve kavgacı kişiliği ile yaşlanmıştır, afişlerdeki photo- shoplu görselleriyle televizyondaki görüntüsü farklıdır.

Mansur Yavaş diyor ki; "belediye başkanı her kesin başkanı olmalıdır, kimseyi ötekileştirmemelidir"

Kazanmam halinde belediye çalışanlarıyla ilgili bir tasarrufta bulunmayacağının teminatını veriyor.

"Ankaralıların huzuru benim için önemlidir" diyor.

Ankara için yapılacak ne varsa, hemşerilerimize ve yetkili meslek odalarına sorarak yapacağını söylüyor.

Belediye encümenlerinin her partinin ortak karar üreteceği konuma getirileceğini söylüyor.

Belediyeciliği bilen biri olarak, Ankaralıların pahalı su tükettiğini söylüyor. Özellikle dar gelirlilerin tüketiminden 20 tona kadar suyun bedelini 10 liraya, ulaşım bedelini ise aylık 91 liradan yine on liraya ineceğini söylüyor.

Bir belediye başkanı kamu malı ile kendi reklamını yaptırmamasının yanlış olduğunu, belediye çalışanlarının talimatla parti mitinglerine götürülmesinin yanlış olduğunu, kimsenin politik faaliyetlere araç edilmemesi söylüyor.

En güzeli de onurlu ve huzurlu bir Ankara ve ona hizmet edecek bir kurum tesis edeceğini söylerken, vaatlerin Melih Gökçek gibi noterle onaylanmasının anlam taşımadığını, halkın en iyi noter olduğunu iddia ediyor.

Bizde kendisine "Hoş geldiniz" diyoruz.

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!