Advert
Advert
Advert
Seçim mi geçim mi?
Tuncer Kırhan

Seçim mi geçim mi?

Bu içerik 568 kez okundu.

19.yüzyılda yaşamış bir Anadolu bilgesi Ayaşlı Şakir ‘Ben ahlak ve imanı iki şeyle ölçerim, biri çil altın, öteki beyaz baldır”  yani altın ve kadın der.

17 Aralık sonrası yaşananlar için bu güne kadar çok şey söylense de kimsenin umurunda değil. Bu yüzsüzlük ve gammazlık içinde kıran kırana geçen yerel seçimlerde şeffaf olan tek şey oy pusulalarının atıldığı plastik sandıklardı. 

Sanırım tarihin en büyük organize seçim operasyonu 30 Mart gecesi, kedisiyle görevlisiyle iktidar tarafından yürütülmüştür. Öyle ki Ağrı gibi küçük bir ilde prestij için,  sandıktan çıkana kadar durmak yok saymaya devam diyerek on beş defa sayım yapılırken, entrikanın döndüğü Ankara’da tüm girişimlere rağmen imkan verilmemesi çifte standartçılıktır. 

 Gecenin bir yarısında kimi bakanların seçim sayımlarıyla ilgili yorum yapması görülmemiş şeyken, Türkiye genelinde iktidar partisine ait olduğu söylenen 500 bin kişilik görevlinin sonuçlar üzerinde etkili olması seçim değil, militanca yürütülen geçim kavgasından başkası değil.

Çünkü on iki yıldan beri yürütülen siyaset, ticaret ve tarikat üçgeni, 17 Aralık sonrasında çıkar uğruna tarikat yerine entrika ikame edilmiştir.

Bu entrika denilen melanetin ilki Hurremi, Haşhaşi denilse de, Habil ile Kabil arasında olmuş, en önemlisi de Roma imparatorluğunu yıkan olay olmuştur. İslam devletinde ise dinin siyasete alet edildiği Kufe ve Sıffin’de  nifak  yaratılarak İslam’ı ikiye bölen ve artçıları bugün de  süren bir depremin adıdır.

Entrika sözcük olarak TDK’na göre ‘Bir işi sağlamak veya bozmak için girişilen gizli çalışma, oyun, dolap, düzen, dalavere, desise, hile’  şeklinde ifade edilir.

Entrikanın ne olduğunu hatırlayınca, seçim kampanyası sürecinde söylenen öfke ile hiçte etik, dürüst, ilkeli davranış sergilenmediğini, özellikle Ankara’da yaşananlar hatırlanırsa, 1930’lu yıllarda Sovyetler birliği lideri Stalin’in “ kimin kime oy verdiği değil, oyları kimin saydığı önemlidir” şeklinde bir süreç yaşanırken, bir başka deyimle “Sivas Sivas olalı böyle zulüm görmedi” denildiği gibi böyle oldubittiye gelen bir seçim görülmemiştir.

Bütün bu hengâme içinde, Ankara seçim sonuçlar açıklanmadan,  gerdeğe girecek damat telaşı içinde olan Melih Gökçek “Ankaralılar son defa beni başkan yaptı” derken, vakur duruş sergileyen Mansur Yavaş karşısında vakitsiz bir zafer ilan etmiş, sonuçların açıklanması karşısında telaşa düşünce YSK’ya itiraz eden CHP’li gruplar için “Onların topladığının yüz katını toplarız” diyerek demokrasi mücadelesi veren hemşerilerine meydan okumuştur.

Beşinci defa Ankara’ya başkan olan Gökçek’ten bundan sonra deniz falan değil de, ne beklenir bilinmez, ancak bize göre ahir ömründe bu güne kadar siparişli ödüller ve plaketler arasında baron edasıyla günlerini geçirip oraya buraya tvitt atar diye düşünüyoruz.

Sonuç olarak,30 Mart seçimlerinde “en iyi savunma taarruzdur” diyen AKP ülke çapında organize olarak geçim, pardon seçimleri yüzde 45 ile kazanırken, CHP ise Ankara ve İstanbul’da oylarını önemli ölçüde artırırken ülke genelinde yüzde 30 basamağına yakın oy alırken, daha çok çalışma gereği ile derin bir nefes almıştır.

Seçimlerin favorisi olarak görülen MHP ‘kalelerim’ dediği İç Anadolu’da görünmezken, Doğu Anadolu’da çok güvendiği Erzurum’a rağmen makus talihini Kars kalesine bayrak asma başarısı ile teselli bulması düşündürücüdür.

Son Söz: Celladına âşık olmuş bir millet/İster ezan, ister Çan dinlet /İtiraz etmezse sürü gibi illet/ Müstahaktır ona her türlü illet.
Ömer HAYYAM

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!