Advert
Advert
Advert
Nitelikli insan olmak için...
Tuncer Kırhan

Nitelikli insan olmak için...

Bu içerik 442 kez okundu.

Yeni bir döneme başladığımız günlerde eğitimden söz edecek değiliz. Zaten on iki yılda cılkı çıkan siyasal bir sistemden bundan başkası beklenemezdi.

İnatçı değil, imanlı nesiller yaratmak isteyenler o kadar yanlış yaptılar ki farklı inançtan olan çocukları bile imam hatip liselerine tıktılar. Bunu  telafi edelim derken işleri iyice karıştırırken, hiç bilmediler ki; nitelikli insan nitelikli eğitimle olur.

Temel dinamiklerimizle oynayıp, şehitlik makamına bile yelpaze açtılar. Önce maden ocağında can verenleri, ardından gökdelen inşaatında asansörde ölenleri daha sonra fırtınada kırılan ağaç altında kalan kadınlara da şehit diyerek teselli etmeye çalıştılar. Bundan anlıyoruz ki şehit olmakta siyasi otoritenin tercih ve takdirine kalmış, oldu olacak cennette tapu dağıtan şirketler kurulsun, işte o zaman vah bu milletin haline.

Millet aya gidip dönmüşken, bu nasıl bir görüşüdür anlamakta zorlanmaktayız. Okumayan, araştırmayan,  sorgulamayan, tartışmayan bir nesil yaratmanın karşısında olanlar, çağdaş bir gençlik yerine pısırık ve kişiliksiz nesiller ikame etmek istemektedir. Onlara göre hayırlı evlat, azıcık okuryazar, kirli sakallı, badem bıyıklı, pantolonu ütüsüz, işini bilen milyon dolarları sıfırlamayı bilmektir.

Bu mucize politikaları yönlendirenlerden bir densiz de kalkıp İmam Hatip Liselerinde Türkçe derslerinin kaldırılmasının Arapça öğrenmeye daha etkili olacağına parmak basmakla zırvalamaktadır.

Bu kadar Araplaşma bu kadar Arap muhibbiciliği (sevdalısı) görülmüş şey değildir.

Böyle bir dönemde,  ünlü Ziya Paşanın oğlu Farsça eğitim veren İdadi’ye gitmek istemez. Okul idaresi velisinden bunun nedeni bir yazı ile sorar.  Ziya Paşa ileri görüşlü adamdır, gelen yazının üzerine şöyle yazar “Kim ki öğrenir Farisi,  kaybeder dinin yarisi” diyerek not düşer ve okula gönderir. Ziya Paşa gibi insanlar şimdi devletin hangi katındadır bilmiyoruz ama biraz sesleri çıkmalı diye düşünüyoruz.

Okumayan bir toplum iken daha da katmerlisi olduk. Çevreye baktığınızda kitap okuyan kaç insan görebilirsiniz? Her yaşta insanın çılgınca meşgul olduğu tek araç telefon. Asansörde, otobüste, markette hatta yatakta bile  telefon varken siz gerisini düşünün. Bir hikâye ekleyelim dedik, okuyan anlasın.

Kasabanın birinde semerci ölmüş, yeni gelen semerci işin acemisiymiş. Yaptığı semerler yüzünden eşeklerin sırtında yaralar açılmış. Eşekler başlamışlar semercinin ölmesi için duaya..''Tanrım sen bizi bu acemi semerciden kurtar ne olur, ölsün de kurtulalım'' Sonunda dualar kabul olmuş, semerci ölmüş, ölen semecinin yerine gelen yeni semerci daha da acemiymiş. Eşekler yeniden duaya başlarken, eşeklerin en yaşlısı ve en bilge olan eşek; ''Bu iş duaylamuayla olmaz arkadaşlar'' demiş. ''Bu semerci de ölse kaderimiz değişmez. Anlaşıldı ki, semercinin iyisi gelmeyecektir'' Eşekler o iri gözlerini ıstırapla açarak; ''Bu çileyi çekmeye devam mı edeceğiz? Semercinin ölmesi için dua etmeyelim de ne yapalım? Derken, yaşlı boz eşek acı acı gülmüş;  

''Semercinin ölmesinin bize faydası yok. Tanrı'ya dua edelim de bizi eşeklikten kurtarsın.''

Kısadan hisse…

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!