Advert
Advert
Advert
Cumhuriyetin 91. Yılına Girerken...
Tuncer Kırhan

Cumhuriyetin 91. Yılına Girerken...

Bu içerik 529 kez okundu.

13 Ekim tarihili Sözcü gazetesinde çıkan Erdoğan’ın Bayburt ilindeki teşekkür mitingine ait fotoğrafı gördüğümde, keşke bu tabloyu Bayburtlular yapmamış olsalardı dedim. Nedeni; Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüde konuşurken her zamanki modern görümü karşısındaki kitlenin görünümü tartışmalı ve çağ dışıydı. Daha doğrusu Bayburt Bayburt olalı böyle şey görmemişti. Et kombinalarındaki padok benzeri demir bariyerle donatılmış bir alan harem- selamlık olmuştu.

Bu görüntü karşısında Erdoğan’dan beklenen;“Burada herkes bir ailedir, biz bir milletin evlatlarıyız, benim bacılarımı kardeşlerimi neden böyle ayırdınız?” demesi oabilirdi.29 Ekim Cumhuriyet bayramı yaklaşırken, AOÇ içinde kurulan dünyanın en büyük resmi binası olan Ak-Saray’da kutlanacak olan Cumhuriyetin 91. Yılına hiç mi hiç yakışmayan bir tablo izlerken doğrusu milletçe üzüldük.

Dilerseniz benzer bir olayın geçtiği ve hilafetin kaldırılmadığı günlerin TBMM salonuna gidelim. Gazi Mustafa Kemal Paşa Cumhuriyetin kadınlarını çocuklarını eğitecek olan muallim mektebi mezunu çok az sayıdaki kadın öğretmen meclis genel kurul salonunda kabul etmek ister. Bir ara odasından çıkar ve Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati ile salona bir göz atar, gördüğü tablo onu sinirlendirir. Çünkü kadınlar bir tarafta, erkekler bir tarafta oturtulmuştur. Yanındakilere şöyle seslenir; “Efendiler siz bu hanımların iffetine mi güvenmiyorsunuz, yoksa kendi nefsinize mi hâkim değilsiniz” O günden sonra Türk kadını layık olduğu şekilde erkekle eşit koşullarda yerini almaya başlar ve ne yazık ki bugün Bayburt’ta görüntü yinelenmiştir.    

Türkiye 10 Ekim sabahına uyandığında iç çatışmalarda 35 kişinin ölümünü duydu. Havuz medyasına her şey süt limandı. Haberlerinde arazi satışları, villalar, görkemli açılışlar,aynalı rezidanslar, Tovnlar, iş merkezlerinin açılış haberleri vardı. Her sabah yürüyüş sonrası gazete aldığım mahalle bakkalı “içim yandı abi” diye söze başladı. Hayırdır dedim. “ Ne olacak Kobani trajedisi oynanıyor. PKK-HDP siyasetiyle yürüyen AKP politikaları bu kadar olur.” Ardından “Etiler polis okulu arazisini bile AVM yapmak üzere sattılar” derken cevap verdim. Kasap et derdinde, koyun can derdinde.Mezhep  çatışması ile PKK-Hizbullah kavgası gelecekte Türkiye’yi de içine alacağını  her zaman söyleyip yazdık dedim.

Bugün yaşanan olaylarda kardeşlik ortamının yok olması PKK-Hizbullah çatışmasında rütbeli polislerin öldürülmesi olayın vahametinin işaretidir.  Kobani denilen yerde Kürtlere yapılan saldırı Anadolu insanının kardeşliğini hiçe sayarak düşmanlık yaratmaktan başkası olamaz.

Anadolu bir kavim ve kardeşlik coğrafyasıdır. Kobani’den kimin kimseyi kovmaya hakkı da yoktur.  Bir defa Kobani bir Kürt bölgesi değil, Suriye’nin bir ilçesi olup asıl adı Ayın-El Arap olan ve Arap, Türkmen ve Kürtlerden oluşan bir bölgedir. Biraz daha eskiyi söylemek gerekirse, altıncı yüzyılda Orta Asya’dan gelen Kuman ve Kıpçak Türkleri Mısırda Egemen olmuş,  bir süre sonra Arap dilini öğrenerek egemenliklerini kaybederek Araplaşmıştır. Biz Nusayri Esad’a karşı asker yolluyoruz” diyebilmek için. Ortadoğu’da hâlâ “mezhep” kafasıyla sorun çözebileceklerini düşünmek yanlıştır.

Bugün orada adının içinde İslam sözcüğünü alarak IŞİD diye kitlesel katliamlar yapanlar Müslüman olamaz. Olsa olsa tekbir Müslüman’ıdırlar. Ne yazık ki Türkiye’de de bu tekbire katılan ucubeler artmaktadır.

Son söz: “İhtilal kudurunca kendi evlatlarını yer” Jan jak RUSSO

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!