Advert
Advert
Advert
İşte 2014 Türkiye'si
Özgün Ökmen

İşte 2014 Türkiye'si

Bu içerik 364 kez okundu.

Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? demiş Atalarımız. Okudukça,öğrendikçe  bilgi kaynağımız derinleşiyor, ufkumuz genişliyor ama düşünsel sıkıntılarımız da bir o kadar artıyor. İşte size küçük bir 2014 Türkiye fotoğrafı:

Dünya Bankası Ekonomik Büyüme ve İleri teknoloji ihracatı verileri, Ekonomist Emin ÇAPA’nın görüşleri, ANKARA Sanayi Odası , Bahçeşehir ve Sabancı Üniversitelerindeki araştırmalar ile TÜİK ve Ulusal basında yer alan verilerin bir bölümünü aktarıyorum.

·         2013 nüfus sayımına göre 76 milyon 667 bin 864 kişilik bir ülkeyiz.

·         Kişi başı gelirimiz 10 bin 782 dolar. (TÜİK)

·         Okul çağında 18 milyon 857 bin genç var.Üniversiteye girebilmek için 2014 yılında YGS sınavına 2 milyon 7 bin 69 öğrenci başvurdu. Değişik puan türlerine göre, 518 bin ila 218 bin arasında aday bu sınavda barajı geçemedi. Her yıl liselerden 730 bin143 üniversiteden 430 bin genç mezun oluyor. Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 17,5 !!! 15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus, toplam nüfusun yüzde 67′sini oluşturuyor.

·         Türkiye’deki işsizlik oranı yüzde 9! . (Resmi İstatistik Portalı)

  • Türkiye’de toplam 19 milyon hane var, ev başına ortalama 4 kişi yaşıyor.
  • Türkiye’deki internet abonesi sayısı 32 milyon kişi.
  • Yabancı dil bilenlerin oranı yüzde 9.
  • Üniversite mezunlarının nüfus içindeki payı yüzde 12.
  • Eğitime harcanan hane bütçesi yüzde 2.
  • Kültüre harcanan hane bütçesi yüzde 3, buna karşın alkol ve sigara yüzde 4!
  • 2013’te toplam 8 milyon kişi yurtdışına çıkmış.

Şimdi bu rakamları Türkçe’ye çevirelim mi?  

1.   Çok ama çok kalabalık bir ülkeyiz.

2.   Zengin değiliz.

3.   İnanılmaz büyüklükte bir genç nüfusumuz var.

4.   Eğitim kalitemiz düşük ve eğitime neredeyse hiç para harcamıyoruz. 

5.   Birçokları için umut kaynağı olan üniversite aslında hiçbir şeyin garantisi değil.

6.   Her sene yüz binlerce mezun yaratan genç nüfusun neredeyse altıda biri işsiz.

7.   Bütün işsizlere iş bulabilme gibi bir seçenek matematik olarak yok.

8.   İnternet ve diğer teknolojileri sadece eğlence amaçlı kullanıyoruz.

9.   Ailemizle yaşıyor, aynı kaptan yemek yiyor, yabancı dil öğrenmiyor, kendini geliştiren bir toplum olamıyoruz.

Son bir istatistik ile bitirelim. OECD tarafından yapılan, tüm üye ülkelerdeki eğitimin kalitesini ölçmeyi amaçlayan PISA eğitim yeterliliği testi sonuçlarına göre, Türkiye’de öğrenim gören öğrenciler 65 ülke arasında :

·         Matematikte 44’ncü, Okuduğunu anlama ve anlatmada 42’nci,Fen Bilgisinde 43’ncü

oldular.   Birinci Çin, beşinci Kore…

Bunun anlamı şu : geleceğimizi şekillendirecek çocukları ve gençleri rekabette avantaj sağlayacak şekilde eğitemiyoruz.

O zaman soralım mı, bu toplumla, bu çocuklarla, bu üretkenlikle yüksek hedefler  nasıl gerçekleşecek? Cevap basit,gerçekleşmeyecek.

 

Ankara Sanayi Odası 2012 araştırmasına göre;

·         Her yıl 432 ton demir satıp, 1 ton ilaç alıyoruz.

·         670 tır demir satıp, 1 tır cep telefonu alıyoruz.

·         582 tır un satıp, 1 tır ilaç alıyoruz.

·         2088 tır krom cevheri satıp, 1 tır aşı alıyoruz.

·         25 tır mermer satıp 1 adet tomografi cihazı alıyoruz.

·         2612 tır çimento satıp 1 tır bilgisayar alıyoruz.

·         Çimentonun kilosu 6 cent, bilgisayarınki 380 dolar.

·         5,6 ton buğday satıp, 1 kg uçak yedek parçası alıyoruz.

·         3,4 ton domates satıp, 7 kg domates tohumu alıyoruz.

·         77 cent’e 1 kg patlıcan satıp, patlıcan tohumunun kilosuna 6300 dolar ödüyoruz.

·         Dış ticaret açığımızın (enerji hariç) %98′i ileri teknoloji ürünlerinden kaynaklanıyor.

·         Yaptığımız ihracatta ileri teknolojinin payı %3.

Son bir rakam ile bitirelim; 2014 yılı itibariyle bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödememiş toplam kişi sayısı 3 milyon 183 bin kişi.

 

Şimdi sonucu görelim mi?

.

·         Anlaşılıyor ki, büyümenin nefesi bitti, yeni bir başarı öyküsü lazım, ama ortada yok.

·         Bu öyküyü yaratabilecek yüksek teknoloji ihracını, katma değerli hizmet  / ürün üretimini gerçekleştiremiyoruz.

·         Gerçekleştiremiyoruz, çünkü eğitim sistemimizden toplumsal yapılanmamıza dek kendi insanına güvensizlik, takım halinde çalışamamak, ezbercilik, tutuculuk gibi özellikler baskın çıkıyor.

·         Bu esnada başarı öyküsü yaratan diğer ülkeler dünyanın ilk 10’una girmek üzere bizi geçti gidiyor.

·         Türkiye sağcı, muhafazakar ve olaylara cinsiyetçi pencereden bakan vatandaşların çoğunlukta olduğu bir ülke haline getirilmeye çalışılıyor.

·         Karşılıklı iyilikten daha ziyade, kurallara uyma güdüsü daha baskın.

·         Tüm bunların ortasında, vatandaşlar Türkiye’yi değiştirdiğini iddia eden siyaset kurumunu  Türkiye’nin en yozlaşmış kurumu olarak tanımlıyor. (Ama yine de başarılı buluyorlar, bu da bir Türkiye çelişkisi)

·         Tüketim toplumu kültürü ve ucuz mal / hizmet üretiminin bileşkesi sonucunda, bireysel ve kurumsal planda borçlanma rekor seviyelere çıkıyor, bu da orta vade için büyük tehlike arz ediyor.

·         Bu borcu uzun dönemde ödememizi sağlayacak, yükte hafif, pahada ağır ürün / hizmet ihracını gerçekleştirecek mekanizmalardan yoksunuz.

Çevrenize bakın, siz yukarıda sayılan alanlarda reformlar (veya reform niyetleri) görüyor musunuz? 2023, 2053, 2071 hedeflerinin bu kadar uzak olmasının nedeni de bu değimli?

Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!