Advert
Advert
Advert
Oktay Sinanoğlu'nun ardından
Tuncer Kırhan

Oktay Sinanoğlu'nun ardından

Bu içerik 575 kez okundu.

Hükümet kurma arayışları sürerken siyaset üzerine yazmak istemedik. Nasıl olsa yüzlerce senaryo yapılıyor. Bu ayın yazısında unutulmaması gereken değerlerimizden bir cumhuriyet aydınından, dünyaca tanınmış bir bilim adamı olan Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’ndan söz edeceğiz.

25 Şubat 1935 tarihinde İtalya’nın Bari kentinde doğan ve 19 Nisan 2015’ te Amerika’da yaşama veda eden ve dünyada ''Türk Einstein"ı olarak tanınan Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırmış, 28 yaşında iken dünyanın en genç profesörü olmuş bir Türk bilim adamıydı.

O tüm çalışma döneminde bilge kişiliğinin yanı sıra Türk dilinin giderek yozlaşmasına isyan ederken bu sayısız konferanslar ve eserler bıraktı.

Japonya’da bir ödül alırken, hükümetin düzenlediği bir toplantıda protokol konuşmaları yapılırken, yabancı diplomatlar, bilim adamları kendi dilleriyle konuşmuş, sıra bizim Türk büyükelçisine gelmiş, o da iyi bildiği ve anlaşılacağını sandığı İngilizce ile konuşmasını yaparken, Oktay Sinanoğlu’nun yanında bulunan Japon yetkili “bu adam neden kendi diliyle konuşmuyor” diye tepki gösterince, şaşkınlığını gizleyemeyen Hoca, o günden sonra bu konunun takipçisi olduğunu söyler.

Çocukluğunun geçtiği Ankara ve öğrenim gördüğü TED Eğitim Kolejinde derslerin Türkçe yapıldığını ve her kesin İngilizce ya da bir başka dili öğrenmesinde sakınca görmediğini anlatıp durdu. Birde sokaklarda tabela yazılarında ki yabancı sözcüklere öfkesini haykırırken, bunun bir aşağılık duygusu olduğunu ısrarla söyledi.

Kendi anlatımıyla “çocukluğumda bizim Kurtuluş’taki evimizin sokak başında bir çiçekçi dükkanı vardı adı “ Gül çiçekçisi” idi, yıllar sonra Amerika’dan döndüğümde eski evimizi görmek istedim birde baktım ki, bizim “gül çiçekçisi” gitmiş yerine “Roze çiçek evi” gelmiş, derken şaşkınlığı bir öfkeye dönüyordu.

O her şeyden önce evrensel bir bilim adamıydı, sevimli bir bilge kişiydi. Yaşamının büyük bölümü dışarıda geçmesine karşın Türk dili ve Türkiye için unutulmayan bir entelektüeldi.

İngilizcenin doğru dürüst bir dil olmadığını bile ileri sürerken, Fransızcanın çok kaba bir dil olduğunu anlatıp durdu.

Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, Türkçenin yozlaştırılması tehlikesi karşısında “Bye Bye Türkçe” adlı kitabında, yabancı dil öğrenmenin bu kadar revaçta olduğu, dil bilmeyenin ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğü bir ülkede o ülkenin dilinin giderek yozlaştığını ve başka dillerin etkisi altına girdiğini anlatırken, bir dönem okullarda, “Güzel Türkçemiz” diye öğrendiğimiz Türk dili, ne yazık ki, bu gün yabancı dillerin istilası altındadır diyordu.

Dili rast gele kullanmanın veya onu zararlı unsurlardan korumadan kullanmanın sonuçlarını öncelikle cadde ve sokak levhalarında görünce, acaba bir İngiliz için nasıl bir duygu olur.

Atatürk, uluslaşma üzerine öngörülerini yaparken, devrimlere yön veren ve onu sonsuza kadar egemen kılacak biricik erkin, dil ve kültür olduğunu ifade etmiş, söylevlerinde önemle vurguladığı Türk dili, Türk kültürü, çağdaş uygarlık gibi sözcükler ana ilke olduğunu da unutmamak gerekir. Yoksa Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Dil bir ulusun ses bayrağıdır.” Sözünün hiçbir önemi kalmaz.

Sevgili Oktay Hocayı rahmetle analım.

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!