Advert
Advert
Advert
BABA
Tuncer Kırhan

BABA

Bu içerik 572 kez okundu.

Dergicilik böyledir, kimi zaman olayların arkasından gidilir, kimi zamanda olayların gelişmesine ışık tutarsınız.

Bu yazımızda 17 Haziran günü kaybettiğimiz siyasi hayatımızın önemli bir siması 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den söz edeceğiz.  

Yazımıza başlık olan “Baba”  unvanı ona halkın verdiği bir sıfattır, tıpkı Bülent Ecevit’e “Karaoğlan” denildiği gibi. Zaten onlardan sonrada kimi liderlere verilen “Usta” falan gibi isimler tutmadı. Bildiğiniz gibi baba olmak yada baba olmadan bu unvanı kazanmak kolay iş değil. Bilinen baba unvanlarının ilki doğal olandır, ikincisi, “iskele babası” üçüncüsü ise ”şambaba” olsa da, Süleyman Demirel’e verilen “baba” unvanı “devlet baba” kavramından gelmektedir.

O kendisiyle barışıktı, tiyatro sanatçılarının yaptığı taklit ve eleştiriler karşısında gülmesini bilen biriydi. Turgut Özal’ın şortla garnizon ziyaretini örtmek isteyen bazı “liboş” yazarlar “Demirel hiç kısa kollu gömlek giymedi” ya da, “otomobil kullanmadı” diye anlamsız eleştiri yaparken Süleyman Demirel bunlara gülüyordu.

Onu siyasi hayatta başarılı kılan temel özelliği, bugün çok gereksinim duyulan “meşruiyet içinde çare tükenmez” sözündeki erdemliği idi.

Bir röportajında  “hangi müziği sevdiği sorusu karşısında  halk müziğini severim, uzun havaları, bozlakları, Karadeniz havalarını, Rumeli türkülerini, Azeri şarkılarını ve Aşık Veysel’i severim” diyerek Anadolu ve Türk dünyasını bir sentez olarak tanımlar.

Onda var olan devletçilik ve teknik formasyon ile kalkınmacılık anlayışı bir ihtiras olarak algılanmalıdır. O nedenle  Barajlar kralı” olarak anılmayı bilmiş bir siyasetçidir.

Özellikle cumhurbaşkanlığı sürecinde, devlet adamlığı birikimiyle cumhuriyetçi milli geleneğin ve koruyucusu olmakla dikkatleri çekmiştir. Bir gün cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasını izleme sonrasında “işte Atatürk cumhuriyeti” diyerek Anadolu’nun ücra bir köyünden çıkıp o gün yaşadıklarını dahice anlatarak bir sentezi ortaya koymuştur. Demokrat ve bencil kişiliğini gerçekçilik altında hiç bir entrikaya mahal bırakmadan savunmasını yapan biri olarak kendi yerini de korumasını bilirdi. Bunu anlatan bir örnekle bir seçim sonrası oluşan koalisyon ortaklarına  Sizler başbakan olacak nitelikte insanlarsınız, ancak başbakanlık koltuğu bir tanedir” diye bilecek kadar gerçekçiydi. Basın ile hep barışıktı. Yanında dönemin sağcı kalemlerini taşırken solcu yazarları da ihmal etmezdi. Hatta cumhurbaşkanlığı döneminde merhum Cüneyt Arcayürek onun basın danışmanı yapmıştı.

Kabul etmek gerekir ki Süleyman Demirel Türkiye’nin kırk yıllık siyasi hayatında önemli bir basamaktır. Siyaset yaparken kitlelere hitap ederken etkili bir demokrat olan Demirel’in bunca zekice ifadesi yanında hiç mi gafları da olmuştur. En yanlı olduğunu gösteren iki sözünden biri “Bana milliyetçiler adam öldürmüştür dedirtemezsiniz” öteki ise Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı karşısında söylediği “ üç bizden gitmişti, üçte onlardan gitti” demesi kara bir lekedir.

O darbeler ve muhtıralarla altı kere gitti yedi kere başbakan olan ve yasaklı olarak muhalefette kalırken bir ocağın merkezi olan Günüz Sokaktaki evi kimi zaman “bir bilen” merkezi, kimi zaman bir dergah olsa da oraya bir oda ilave edilmedi. Kitaplar ve dergilerin bulunduğu kabul odasında dünyadaki gelişmeleri takip eden biriydi.

Kitlesel öğrenci hareketleri karşısında “birkaç çapulcu” diyerek gençliği  aşağılamamış, sadece “yollar yürümekle aşınmaz” diyerek itidalli ve hoşgörü sahibi biri olarak hafızalarda kalacak önemli biriydi.Allah rahmet etsin.

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!