Advert
Advert
Advert
Tuncer Kırhan

"Galiptir bu yolda mağlup"

Bu içerik 555 kez okundu.

Yazımızın başlığı Burak Kıllıoğlu adlı şaire aittir. Şiiri birlikte okuyalım.
“bir gün daha bitti,
bugün de hayattayım.
Kim galip, kim mağlup bilemem.
Ama ben, galipler safındayım.
Dedim ya, akşam oldu
ve hala hayattayım.”

Tıpkı bizim muhalefet liderlerinin “görevimin başındayım” dedikleri gibi. 1 Kasım seçimlerinde galip kim, mağlup kim? Seçim sonuçları karşısında, tüm anket şirketleri gibi bizim derginin yayın kurulunda kayıt altına aldığımız notlar ve tahminlerin tümü yerle bir oldu.
Buna göre ne 49.38 rey alan AKP bir zafer kazanmıştır, ne 25.41 puanla bir karınca adımı ilerleyen CHP başarılıdır, ne 11.93 oyla yerle bir olan MHP ne de 10.70 oranla emanet oylar gidince baraj sınırında kalan HDP başarılıdır.

Demek oluyor ki siyasette yirmi dört saat her zaman önemlidir ve artık yerlerine yapışık olmadıklarını zaman zaman ifade eden liderlerin değişmesi gereklidir.

7 Haziran seçimlerinin ardından yaratılan bilinçaltındaki boşluk paranoyası yaşayan seçmene empoze edilen; “biz olmazsak istikrar gider, biz olmazsak şehit tabutları artar” söylemleriyle kamuoyu allak bullak olurken, siyasi kaprislerle koalisyon fırsatını değerlendirmeyen partilerin güvensizliği ve Ankara garı önündeki katliam halk nezdinde mevcut yönetimi tercih ederek teveccühünü artırmıştır.

Bunca talim bunca yaygaraya rağmen partilerin başarı ölçeklerine baktığımızda en iddialı görülen CHP’nin oy oranı pek değişmemiştir. Demek ki halka sunduğu bildirge inandırıcı olmamıştır.

7 Haziranda daha güçlü olduğu illerde belirgin şekilde oy kaybetmişken, sembolik artış Tunceli’de olmuş, yine Çorum, Aksaray, Konya, Kırşehir, Yozgat ve Iğdır gibi illerde MHP gibi silinmiştir.

Elde edilen sayılarla denilebilir ki CHP ana muhalefet olarak konumunu iyi kullanamamış iki milletvekili artışını başarı olarak göstermesi başarısızlığın bir ifadesi olmuştur.

MHP seçmeni ise züğürt kabadayılığın bir işe yaramadığını anlayarak liderine bir ders vererek tek başına yönetim güvencesini AKP’den yana kullanmıştır.
Böylelikle Devlet Bahçeli’nin AKP’nin siyasi kariyerinde önemli bir figür olması en son meclis başkanlığı seçiminde netleşirken partisinin tabanının AKP’ye kaymasına neden olmuştur.

Denile bilir ki; Bahçeli AKP’nin erken seçim oyununa düşerken partisini iyi yönetememiş, başta Tuğrul Türkeş olmak üzere etrafını kırıp döken bir fil gibi 80 vekilden 40’a düşerken görevinin başında olduğunu söylemesi büyük bir hezeyanın ifadesi olmuştur.

7 Haziran seçimlerinde dördüncü sırada meclise giren HDP 1 Kasım seçimlerinde gerek emanet oyların uzaklaşması gerekse AKP’nin başta Diyarbakır olmak üzere Güney Doğu’da yaptığı hamle ve PKK’nın askeri vesayetinden kurtulamaması başarısızlığının nedenidir.

Bütün bunları alt alta koyunca diyebiliriz ki; hiçbir parti başarılı değildir.
Burada bir başarı varsa her türlü rezilliğe rağmen istikrar arayan seçmenin kendisidir.

Sosyalist düşüncenin kuramcısı Karl Marks’a göre;”Toplumsal reformlar asla güçlü olanın zayıflığından ötürü değil, her zaman zayıf olanın gücünden ötürü gerçekleşir.”Muhalefet partileri ona yakın seçim kaybını ve muhalefet avantajını kullanamamış, yada nal toplamışlardır.

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Selin Sayek Böke'den Adalet Kurultayı hakkında açıklamalar
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!
Kendi partisinin 'milliyetçi' adına karşı!