Advert
Advert
Advert
Daha Ne Kadar şehit ve Acı…
Tuncer Kırhan

Daha Ne Kadar şehit ve Acı…

Bu içerik 628 kez okundu.

Değerli okurlar gün olmuyor ki  medyada şehit yada yaralı haberleri almayalım. Bazı TV kanalları da  işi kanıksamış halde üçüncü sırada vermektedir.

 Bu terör ve acılar her iki taraf içinde  ne zaman  sona erecek onu da bilinmemekte iken, yetkililer ağız birliği yapmış gibi “ sonunu getirmeye kararlıyız” demekle bir yere varılmadığı gerçektir.

Güney doğuda yerle bir olan  kentler, yeniden yapılsa da  tarihi  değeri kalmayacak, nüfus varlığının   ne olacağı  bilinmemektedir. Durum bu şekilde  sürerken her gün ülkenin bir çok bölgesinde gencecik vatan evlatlarını toprağa verilirken yürekler yanmaktadır.

Dilimizde bazı deyimler vardır, dilimizden düşürmeyiz. İşte geçtiğimiz günlerde  katıldığımız bir merasimi izlerken,acaba gerçek anlamını bilerek mi kullanırız diye bildiğimiz  o bilinen  söz geliverdi aklımıza.

 “Evlat acısı gibi.bir şey”
Başımıza gelen olumsuz olaylar karşısında  bu  ve benzeri deyimleri  anlatırız.
“Evlat acısı gibi çöktü içimize” deriz.
“Evlat acısı gibi sarsıldık” desek te hiç kimse, o acıyı yaşamadan -Allah da yaşatmasın- bu deyimin anlamını anlayamaz.

Onu yaşayanlar bilir. Gencecik evladının kokusunu  sırtından  çıkan elbisede arayan ananın yaşadığı  acının şiddetini , yada  genç  eş yada yavuklular bilir.

Güzel bir söz vardı merhum  gazeteci Hasan Pulur’a ait olan.
“Elime doğan çocuğu, elimle toprağa veriyorum!” demişti oğlunu kaybettiği zaman.
Babalar analar  ellerine  doğan çocuğu, elleriyle  toprağa verirken yaşadıklarını yalnız kendileri bilir.

Şehit cenazelerinin  en  çok kaldırıldığı ve  merasimlerin yapıldığı  Kocatepe ne giden  yollar; Tunalı  Hilmi Caddesi, Esat Caddesi girişleri hemen her gün trafiğe kapalıdır.  Öyle ki ara sokaklara  dahi giriş verilmezken  trafiğe ait çekici araçlarla kapanan yollar yurttaşları ayrıca  üzmekte ve şehre  içinden  çıkılacak  durum varken, onlarca  bürokrasiye ait araba ve otobüslerin  yarattığı  trafikle çıkılmaz  saatler yaşanmaktadır.

Oysa bunun çözüm yolları vardır. Bu merasimlerin Eskişehir yolunda trafik kolaylığı olan ve amacı protokol  camii olarak  inşa edildiği bilinen Ahmet Akseki  camiinde yapılması daha uygun olacağı düşüncesiyle bir hatırlatma yapmak istedik.

Biz bunları  söylerken eleştiri heveslileri ola bilir, ancak şunu da  bilmek gerekir ki; 
Yahya Kemal, “Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde” der...
O “asude bahar” ülkesinde yaşayanlar “asude-dil”dirler, gönlü rahat, başı dinç ayrılmalıdırlar.
.Şehitlerimiz ebediyete giderken nereden nasıl gidecekleri değil bıraktıkları anılarla yaşayacaklardır. .

Behçet Necatigil der ki:
“Bıkmışım ölümlerden
Ölmeyin benden önce.”
Evet ama, siz bıkacağınız kadar bıkın, ölüm sıra dinlemiyor, sıraya hiç bakmazken hemen her gün  kaybettiğimiz evlatların acısı yürek yakmaktadır.
Ama  bu günlerde sayıları  binleri bulan evlat acısı yaşanıyor, kurşun gibi delip geçmiyor, yüreklerde yerleşik, tek acı ölüm kalıyor. Ebediyen bir daha o sevgiliyi  görememe duygusu yakıyor yürekleri.

Cemal Süreya “Üstü kalsın” şiirinde “Her ölüm erken ölümdür” der, hele ölen evlatsa, gencecik yar ise; hangi  insan mutlu olur?
Yine dilimize takılan  bir laf var:
“Acıyı veren, sabrı da verir.”
Görelim demektense, bir daha olmasın demek en güzeli.

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!