Advert
Advert
Advert
Sinop
Özlem Nihan

Sinop

Bu içerik 685 kez okundu.

Sinop’ta birkaç gün geçirdim temmuz ayında. Cennetten bir köşe sanki. Daha önce gördüğümde de çok sevmiştim, bu defa daha çok sevdim. Mutlu insanların şehri diye boş yere demiyorlar. Akşamları herkes deniz kenarındaki çay bahçelerinde vakit geçiriyor; tıpkı çocukluğumuzdaki gibi. Simitçiler fırınlarının adı yazan sepetlerde gerçekten sıcak, geniş halkalı, tutunca kopuveren simitler satıyorlar. Sonra dergi sayfalarından yapılmış külahlarda çekirdek satan teyzeler var. Yanında boş bir sayfa da veriyor kabuklar için. Ay çekirdeği aldığım teyze beni sevdi ve “içimden geldi” diyerek kabak çekirdeğinden de döktü külaha. Kimse kimseyi rahatsız etmiyor, müzik de bas bas bağırmıyor. Denizi, güneşi, havası, suyu hepsi rahatlatıcı.

Sinop deyince ilk akla gelen şeylerden biri Diyojen’dir. Filozoftur ve Sinop’ta doğup Yunanistan Korinth’de ölmüştür. (MÖ 412 - MÖ 323) Eflatun ona “Çılgın Sokrat” demiştir. Çok güzel konuşur, çok akıllıdır. Medeniyeti reddettiği için hayatını fakirlik içinde geçirir; içinde yaşadığı bir fıçısı ve su içtiği bir çanağı vardır sadece. Hatta avucuyla su içen bir çocuğu görünce çanağın da fazla olduğunu düşünüp attığı söylenir. Atina’daki o dönemin medeniyetine karşı çıktığı için bir köpek gibi yaşamaya karar vermiş, böylece "kynikos" (köpeksi) adını almıştır. Dinde, davranışta, giyimde, barınmada, yiyecek ve terbiyede bütün geleneği reddetmiştir. Geɾçek eɾdemi kişinin kendine egemen olmasına, tutkulaɾından ve öbüɾ insanlaɾa bağımlılıktan kuɾtulmasına dayandıran kinik felsefesinin temsilcisidir, o yüzden Sinoplu Diyojen yanında Kinik Diyojen diye de anılır.

Sinop’un beni bir kere daha etkileyen yerlerinden biri de Sinop cezaevidir. Avludaki ağacından hücrelerindeki dört duvarına kadar her yerinde sessiz çığlıklar dolaşır sanki. “Aldırma Gönül Aldırma” diye dolaşırsınız her bir metrekaresini. Sabahattin Ali kısa süre kaldığı zaman cezaevinde deli dalgalar duvarları yalarmış, şimdi biraz denizden içeride. Giderseniz gezin muhakkak.

Sonra, akşam olunca çay bahçelerinin arkasında sokak üzerinde balıkçılardan birine gidin. İskorpit yiyin illaki, namı diğer çarpan. Dikenleri zehirli ve kayalık bölgelerde avlanan bir balık. Görüntüsüyle ilgisi yok lokum gibi tadı var. Balık keyfi uzasa bile merak etmeyin, kordon boyunda insanlar gezmeye devam ediyor olacak. Yol boyu açılmış tezgâhlardaki hediyelik eşyaları seyrede seyrede turlayın, ardından balkaymak dondurmasının tadına bakmadan geceyi sakın bitirmeyin.

Ben biraz daha anlatırsam derginin gezi yazılarını yazan sevgili Güner Çetin’i kızdırabilirim. Ama o kadar güzel bir hafta geçirdim ki sizlerle de paylaşmak istedim. Yılda bir kere gitmek lazım sanki. Nefes aldığını hissediyor insan çünkü.

Yazıyı Sinoplu Diyojenin en çok bilinen özlü sözlerinden ikisini hatırlatarak bitirmek istiyorum. Diyojen güpegündüz elinde lambayla dolaşırken kendisine ne yaptığını soranlara; “Adam arıyorum, adam!” diye cevap vermiştir. Günümüze de pek uygun doğrusu. Bir diğer sözü ise dilimize yerleşmiştir. Büyük İskender “bir dileğin var mı” diye sorar Diyojen’e, O ise meşhur sözünü söyler; “Gölge etme başka ihsan istemem”.

Ağustos ayı Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesinin zaferle sonuçlanıp büyük bir DESTAN yazıldığı aydır.

Kutlu ve sonsuz olsun.

Sevgi ve saygılarımla...

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!