Advert
Advert
Advert
Bir seçimin anatomisi
Tuncer Kırhan

Bir seçimin anatomisi

Bu içerik 539 kez okundu.

Genel seçimlerin üzerinden bir ay geçti ancak fırtınası dinmedi. Seçimlerin kesin galibi, AKP  aldığı yüzde elli oyu yetersiz bularak, geri kalan yüzde ellinin neden kendilerine yönelmediğini söylemesi siyasi bir şehvet halinde seyretmiştir.

Seçimlerden önce yapılan onca anket, haber ve köşe yazısı içinde, bu seçimlerin 1957'deki CHP, DP arasındaki yarışa benzeyeceğini, AKP'nin iktidar olabileceğini, ancak önemli ölçüde oy kaybedeceği yönünde iken, biz de iktidarların zaman içinde yorulabileceği varsayımıyla puan kaybedeceğinden söz etmiştik.

Yeni bir söylemle yola çıkan ve iktidar olma umudu taşıyan CHP'nin aldığı yüzde yirmi altı oyu düşünürken, aklımıza edebiyatın ünlü ismi Abdülhak Hamit'in "Eşber" adlı oyununda geçen; "Galip sayılır bu yolda mağlup olan" ünlü sözü geldi.

Yapılan anket sonuçları Türkiye genelinde CHP açısından olumlu görünse de, özellikle Ankara'nın durumu önemli bir ölçü olmuştur. Siyasetin mutfağı sayılan il ve ilçe teşkilatlarının isteksiz duruşu ve hantal yapısı ile bir yere varılamayacağı biliniyordu. Önceki parametrelere göre kaybedilen  ciddi oy kaybı  Antalya, Kocaeli,İzmir,Zonguldak ve bir çok ilde görülürken Ankara arenalarında, 'Su geçilirken at değiştirilmez' mantığı sonuç açısından etkili  olmuştur.

Elbette ki her hesabın bir savunması vardır.Milletvekili sayısı ile seçmen sayısının bir miktar artmış olması hesabıyla teselli aranırken, önemli bir oyun MHP'ye kayması küçük hesaplarla uğraşmaktan başkası olmayıp,  kaset skandalıyla yorgan kurtarmaya çalışan MHP liderinin Diyarbakır'da 'Ne mutlu Türküm' diyerek, Türkiye genelinde yarattığı acıma duygusunun   sempatiye dönüşümüdür.

12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum sonuçlarında Türkiye haritasının beyaza boyalı "Evet" leri karşısında, muhalefet kanadı olarak "Biz neden yüzde kırk iki oy aldık" hesabı  iyi yapılmaz ve çalışılmazsa olacak budur.

Özal döneminden bu yana, halka "Yetti gari!" dedirten hortum ve yandaş argümanları ile bir yere varılamayacağı anlaşılmamıştır. Hal böyle iken, halk arasında itibar gören; "Çalıyor ama yapıyor" sözü geçer akçe olurken, yapanları hoş görüyle izleyenler ise,"Müslüman’ın malı ortaktır" gibi ritüeller kurarak şansın bir gün kendine döneceği umudunu taşımıştır.

Ergenekon tutuklusu olarak parlamentoya giren(giremeyen) milletvekilleri Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve Engin Alan'ın özgür olma umudu suya düşünce, toplumsal duyarlılık adına ortaya çıkan iki haftalık yemin krizi sürecinde yaşananlar, ne yazık ki Cumhuriyet tarihimizde trajik konulara yol açan bir ilk olmuştur.  

CHP imza krizi konusunda, Atina'daki sosyalist grup dışında kamuoyu ve medyadan beklenen  desteği alamazken, iktidar kanadının gerçek hukuk savunucusu gibi karşı mücadele vermesiyle  demokrasi yaralamışlardır.

CHP Genel Başkanının yılmadan savunduğu milli irade ve halkın oylarıyla seçilen milletvekillerinin oylarının gasp edilmesi  ve süregelen  hukuk dışılığın bir parçası olmayacağı tezi   Antalya milletvekili Baykal'ın "Artık yemin etmeliyiz" yaklaşımı ve oluşan parti içi muhalefet, ne yazık ki demokratik direnci kırmaya yetmiştir.

Sonuç olarak, kamuoyuna çözüm adamı olarak empoze edilen yeni meclis başkanı ve hükümet kanadının  her hangi bir hukuki çözüm getirmeyen, "Çözüm yeri meclistir" önerisiyle, adeta kuş yuvaya sokulurken, iki haftalık direnme sonunda, "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir" yazılı yaka kokartlarında yemin etmekle de bir şey kazanılmamıştır. 

Sonu belli olmayan bir yolda, içi boş bir protokol hazırlanarak

İmzalanmıştır, çünkü protokolde tutuklu milletvekillerinin akıbetiyle ilgili tek kelime yoktur.

Görünen o ki; yeni dönem oldukça hareketli geçeceğe benzemektedir.

DİĞER YAZILAR
YORUMLAR
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
Memur zammında uzlaşma sağlandı! İşte alınacak zam oranları
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!
İtalya'da deprem: Ölü, yaralı ve denizin altında kalanlar var!