Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, haftanın muhtelif günleri merkezde ve Semt Birimlerinde vatandaşla buluşur dert dinler. Çayyolu Semt Birimi’ne genelde Çarşamba günleri gelir..Böyle günlerin birinde bizimde yanında olduğumuz esnada, semt sakini bir hanım geldi ve Başkan'a derdini anlatmaya başladı: "Efendim, evimin tavanı akıyor,en üst katta oturuyorum, Apartman yönetimine yaptığım bütün başvurular,belediye izin vermiyor diye reddedildi.Belediye neden izin vermiyor? Lütfen izin verin ve bizim apartman yöneticisine söyleyin, çatıyı yaptırsın ..." Telefonuna hamle yapıp yöneticiyi aramak istedi ki, Başkan'ı görüştürecek; Fethi Bey müdahale etti, adresi sordu, teknik ekipten bilgi aldı ve "arayın yöneticiyi konuşayım" dedi. Telefonu alan Belediye Başkanı kendini tanıtıp olan biteni anlattıktan sonra,"genel kurulda karar alın çatınızı yaptırın" dedi. İsteği gerçekleşen hanımefendi, evindeki sorunu Belediye Başkan’ı ile halletmenin mutluluğu ile şükranlarını sunarak ayrıldı...
Sokaktaki 10 vatandaştan dokuzunun teveccühünü kazanmak kolay değildir. Belediye Başkanı Fethi Yaşar'a, duyulan sevgi ve sempati, bire bir vatandaşı dinlemesi, mutluluğu paylaşması ve sorunlara duyarlı yaklaşmasıyla alakalı olsa gerek.
Bir Ankara Markası
"Bir Ankara, bir Atatürk Bulvarı klasiği, bir efsane mekanın gelecek kuşaklara mutlaka aktarılması gereken miras öyküsü...
Avuçlarınızın içinden kayıp gidenlerin, kayıp gitmekte olanların hüzünlü detayları, "Piknik Durağı"nda, altından koşarak geçilen, serçelerden dalları gözükmeyen ağacın karşı kaldırımında.."
... Bir benzeri yoktu Piknik'in. İstanbul'da kapanan Orman Lokantası'ndan Tanas Mastakas Usta'yı mutfağın başına aşçıbaşı olarak getirmişler, eşi benzeri olmayan mezeleri, şişleri, sandviçleri yolda yürürken herkesin birbiriyle selamlaştığı, en temiz giysileriyle ailecek dolaştıkları Kızılaylılara sunmaya başlamışlardı.
Şarküterisi, ayakta yeri, sandviçi, oturma yeri ile bir benzeri olmadığı için belediyeden küşat alma aşamasında ne birinci sınıf, ne de ikinci sınıf olarak değerlendirilebilmişti. Yıllar sonra bu tip işletmelerin küşatlarında "Piknik" sınıfı yazacağını bilmeden..
Hizmet mükemmeldi; garsonlar bıyık bırakamaz, sigara içemezdi. Kasada çalışan, müşterinin parasını aldığında güler yüzle teşekkür etmezse aşağıdan Reşat Bey'in tekmesini yerdi. Parti ve takım tutmak yasaktı, kapılar ardına kadar bütün Ankaralılara açıktı. Büyük para verip, Markiz'den, İtalyan Sefareti'nden, Orman'dan, Degustasyon'dan büyük ustalar getirmişler, bir daha eşi zor bir araya gelecek mükemmel bir kadro kurmuşlardı. Örneğin şef garson Vasil Lupi beş dili ana dili gibi konuşurdu, çok keyiflendiğinde yüksek sesle Arnavutça şarkılar söylerdi.
Reşat ile Vahit'te hiç patron görüntüsü yoktu; oradan oraya koşuyorlardı, kimi zaman paltosunu tuttukları müşteriler bahşiş veriyorlar, onlar da bahşişi personele dağıtıyorlardı.
Önce kocaman bir kokteyl bardağının kesilmiş halini Paşabahçe'ye götürdüler ve bu dev bardaktan üç bin adet yaptırdılar. Bu bardaklarla da taze Atatürk Orman Çiftliği birasını bir Piknik klasiğine dönüştürerek buz gibi "Arjantin" olarak müşterilerine sunmaya başladılar. Rakı uzun oturma gerektirdiği için rakı vermiyorlardı. Piknik dünyada henüz "fast food" imparatorlukları yokken, kendine özgü bir "fast food" merkezi haline gelmişti.
Adam almaz kalabalıkta enfes şişler, sosis tavalar hiç gecikmeden servis yapılırken artık işe yetişemiyorlardı. 1955'de Muhsin Ertuğrul'un operadaki muhteşem balosunda yedi yüz elli beş kişiye hizmet eden de Piknik'ti.
Dolup taşan Tuna Caddesi 1/A'da hepsi sigortalı yüz kişi çift vardiyalı çalışıyordu. Günde iki bin beş yüz - üç bin sandviç satıldığı oluyordu. O kadar çok para kazanıyorlardı ki, Kızılay Meydanı'ndaki "İş Bankası Kumbarası" şeklindeki saat geç vakitleri gösterdiğinde, hasılatlarını özel olarak onlar için bekletilen bir banka görevlisine teslim ediyorlardı. Koç'tan sonra Ankara'da en yüksek ikinci vergiyi ödeyen onlardı.
Senenin 364 günü çalışıyorlardı. Piknik'i bir tek 10 Kasım'da kapatıyorlar, şu anda Vahit Önat'ta bulunan kalpaklı yağlı boya Atatürk tablosunu kırmızı beyaz karanfillerle süslüyor, üzerini siyah tülle örtüp vitrine koyuyorlar, akşam da ışıkla aydınlatıyorlardı. "Teşekkürler Düş Hekimi .."
Park yapıldı, Muhit Vahaya Döndü
Mesa Çamyolu Sitesinde oturuyorum. Sitemize komşu Doktorlar ve Yeşil Yurt Sitesi’nin ortasına düşen alana, içinde basketbol, voleybol sahaları ile halı sahalar olan, kaykay pisti de bulunan bir park yapıldı. Yenimahalle Belediyesi'nin yaptığı park, bir anda muhitimizin çehresini değiştirdi. Boş tarla adeta "vahaya" döndü. Belediyemizin çalışmalarından çok memnunuz, teşekkür ediyoruz.
Hale Göksel (Mesa Çamyolu)