Başkent Ankara’da skandal manzara: ’Sanırım resmi makamlardan...
Reklam
Reklam

Başkent Ankara'da skandal manzara: 'Sanırım resmi makamlardan talimat aldılar...'

Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan, başkent Ankara'nın sokaklarında dolaşan binlerce mülteciyi yazdı. Mültecilerin konuşmadığına değinen Çölaşan, "Resmi makamlar sanırım 'konuşmayın' talimatı vermiş" dedi.

28 Temmuz 2021 - 08:54 - Güncelleme: 28 Temmuz 2021 - 08:54

Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan, başkent Ankara'nın sokaklarında dolaşan binlerce mülteciyi yazdı. Mültecilerin konuşmadığına değinen Çölaşan, "Resmi makamlar sanırım 'konuşmayın' talimatı vermiş" dedi.

Çölaşan'ın bugünkü yazısı şöyle:

Sevgili okurlarım Ankara'da, başkentin göbeği olan Çankaya'da yaşıyorum. Bizim gazete de orada.

Gazeteye gelirken, ya da çıkışta gördüklerim inanılır gibi değil. Türkiye'de neler olduğunun, ülkemizi kimlerin doldurduğunun somut göstergesi.

Hemen 100 metre ilerimizde birkaç katlı bir kamu kuruluşu binası var: İl Göç İdaresi Müdürlüğü.

Bu kurumun önünden geçerken her gün tanık olduğumuz manzara bir acayip!

Birkaç yıl öncesine kadar böyle görüntüler yoktu.

Şimdi adeta işgal altındayız.

Yollara ve kaldırımlara yayılmış olan binlerce kişi…

Her milletten kalabalık var.

Afrikalılar, Pakistanlılar, İranlılar, Suriyeliler, Özbekler, Kazaklar, Araplar, Afganlar, Bangladeşliler…

Ve daha başka bir sürü ülkeden gelmiş olanlar.

Kadınların çoğu kara çarşaflı ve üstelik peçeli. Sadece gözleri görünüyor!

Çoğunun kucaklarında çocukları…

Erkeklerin bir bölümü ise özellikle Araplar entarili, takkeli, cübbeli.

(Hakkında hiçbir işlem yapılamayan ve Türkiye Cumhuriyeti ordusundaki görevini halen sürdürmekte olan takkeli cübbeli amiral gibi! Ancak hakkını yemeyelim, bizim amiral entarili ve sakallı değil!..)

Ve sokakları dolduran erkeklerin çoğunun ayağında terlik var.

Yani Ankara'nın her yerinde, Çankaya ve varoşlar dahil manzara-i umumiye böyle!

Anadolu derseniz, orası da aynı, belki daha beter.

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş boşuna demedi “Böyle giderse Suriyeliler bizim buralarda belediye başkanı seçilir” diye.

O günleri de göreceğiz.

Şu anda Türkiye'de böyle kaç yabancı yaşıyor, resmi makamlar dahil bu sorunun yanıtını bilen hiç kimse yok.

En az 8 milyon yabancıyı barındırıyoruz.

Çoğu asalak…

Bazıları kendi ülkelerinde varlıklı idi. Kaçırdıkları paralarını ve varlıklarını Türkiye'ye getirip küçük işler kurdular, ya da faize yatırdılar.

Geri kalan milyonlarca sığınmacı sefil, aç, perişan ve işsiz durumda.

Bunlar ne yapar?

Bazıları dileniyor.

Bu kitleler her işi yapıyor. Asgari ücret bile bazılarına fazla geliyor!

Eğer çalışmaya niyeti varsa ve iş bulursa kaçak çalışıyor.

Karın tokluğuna hamallık, çobanlık, tarlalarda tarım işçiliği yapıyor, inşaatlarda ve tekstil sektöründeki merdiven altı atölyelerde çalışıyor.

İnsanlık adına feci görüntüler.

Fakat bu sürecin başka bir boyutu daha var ki, çok önemli…

Polis ve adliyeler bu davetsiz misafirlerin suç dosyalarıyla dolu.

Her türlü karanlık işin içerisinde bunlar da var.

Fırsatınız olursa gazetelerde yer alan resmi ilanlara bakın!

Adresi bulunamayan binlercesi aranıyor.

Çeşitli suçlara karışmışlar ama bulunmaları mümkün olmamış. Son çare mahkemelerin ilan verip bunları araması!

O Göç İdaresi Müdürlüğü'nün önünden her geçişimde bu insanlara dikkatle bakıyorum ve kendi kendime soruyorum:

“Yani bunların ne işi var Türkiye'de?”

Bazılarıyla başka vesile ile dostluk kurmaya, kafamdaki sorulara yanıt bulmaya çalıştım. Hatta sigara falan ikram ettim…

Ancak çok ilginçtir, hiçbiri konuşmuyordu.

Hepsi ürkekti.

Tavırları o kadar olumsuzdu ki, sanırım kendilerine bizim resmi makamlar tarafından talimat verilmiş ve korkutulmuştu…

“Hiç kimseyle konuşmayacaksınız.”

Bir başka komediye daha tanık oluyoruz.

Binlercesi her dini bayramda hudut kapılarına dayanıyor, özellikle Suriye ve Irak'a doğru yola çıkıyor.

Tatil bitince (!) tekrar ver elini Türkiye!

Bu ne biçim düzendir, anlamak mümkün değil.

O halde bunlar niçin Türkiye'de yaşıyor?

Türkiye'ye sığınan en az 8 milyon yabancının başına gelenlerin sorumlusu kendi ülkeleri değil, bizi yönetenlerdir.

Kendi ülkelerinde açlık, sefalet ve en önemlisi, Suriye, Irak ve Afganistan gibi bazılarında savaş vardı.

Onları Türkiye'ye bir sürü şov ve atraksiyonlar yaparak kabul eden bu iktidarın amacı ise onları zamanla Türk vatandaşı yapmak ve oylarını bu yolla cebe atmaktı.

Ama olmadı, oyun ters tepti.

Devletin ve milletin milyarlarca doları ve lirası bunlar için harcandı ama siyasi hortum düzeni bekledikleri kadar yüksek olmadı.

Bu milyonlarca insan Türkiye'nin 81 iline dağıldı…

Özellikle Kilis, Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Adana, Mersin gibi pek çok ilimizde sığınmacı sayısı neredeyse bizim vatandaşlarımızın sayısını geçmiş durumda.

Dünya üzerinde bizim gibi ikinci bir ülke yok.

Milyonlarca sığınmacıyı bizim insanımızın zaten yetmeyen aşına ortak ettiler.

Üretime hiçbir katkıları yok. Kendi sorunlarıyla birlikte Türkiye'ye doluştular.

Tümü tüketici, önemli bir bölümü tam anlamıyla asalak!

Peki bu durumun sorumlusu kimlerdir?

Hemen bakın göreceksiniz.

Zaten her gün görüyorsunuz, işte oradalar…

Bu ülkeyi yöneten aymazlardır…

Kaynak: Sözcü
Bu haber 140 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Yağışların ardından sıcak günler geri dönüyor
Yağışların ardından sıcak günler geri dönüyor
Anayasa Mahkemesi'nden 'Hayata Dönüş Operasyonu' hakkında karar
Anayasa Mahkemesi'nden 'Hayata Dönüş Operasyonu' hakkında karar