Cemil Çiçek’ten FETÖ için yeni milat: Osmanlı’ya kadar...
  • Reklam

Cemil Çiçek'ten FETÖ için yeni milat: Osmanlı'ya kadar uzanıyor!

Yıllardır 'FETÖ'nün terör örgütü sayılmasında hangi tarih milat kabul edilecek' tartışması sürerken, bu kez de Cumhurbaşkanlığı YİK Üyesi Cemil Çiçek'ten FETÖ'nün köklerini Osmanlı döneminde arama önerisi geldi.

21 Şubat 2020 - 09:46
Reklam

FETÖ'nün siyasi ayağını AKP dışında her yerde arayan iktidar çevreleri sonunda işi Osmanlı'yakadar götürdü. Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Cemil Çiçek, Sözcü yazarı Saygı Öztürk'e yaptığı açıklamada 'siyasi ayak' tartışmasının siyasileştiğini savunarak FETÖ'nün kökenlerinin Osmanlı'daaranması önerisinde bulundu.

Çiçek'in Sagı Öztürk'e açıklamaları şöyle:

AKP'nin kurmay kadrosunda yer alan, uzun yıllar bakanlık ve Meclis
Başkanlığı yapan, halen Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi
olan Çiçek, iktidar ile muhalefet arasında kriz yaratan tartışmayla ilgili
tespitlerini şöyle dile getirdi:

FETÖ, 40 ayaklı yaratık gibi bir şey. Bir ayağı, siyasi ayağı, iki ayağı yok. 40
ayaklı bir yapı bu. Bunu bir bütünlük içerisinde görmek gerekiyor. Maalesef
tartışmalarda bu bütünlük yok. Konu sadece siyasetin konusu ve siyaset
açısından değerlendiriliyor. Maalesef bizim siyaset geleneğimiz de bu
konuda çok büyük bir imtihan vermedi. 1908'den bu tarafa siyasetimiz
suçlama geleneği üzerine tartışmayı yapar.

Yani İttihat Terakki'nin, Hürriyet-i İhtilaf fırkasını nelerle suçladığına ya da
onun diğerini nasıl suçladığına bakalım. Bu suçlama yapılırken daldan dala
nasıl çeteciliğin, imparatorluğu parçalamak için yoğun bir çaba içinde olduğu
ortada. Gerçek üzerinden değil suçlamalar üzerinden kamuoyları oluşturuldu.
100 yıllık geleneğimiz suçlama geleneğidir. Bu yalnız benim fikrim değil,
siyaset bilimi açısından araştıranların da ulaştığı sonuçtur.

ESKİ ALIŞKANLIKLAR UNUTULMALI

Bir yapı siyaseten suçlama üslubuyla tartışılırsa buradan bir sonuca varma
imkanımız yok. Madem ki 40 ayaklı bir yapıdan bahsediyoruz, bu gerçeğin
bütün boyutlarıyla ortaya çıkması isteniyorsa, bu suçlama üslubu eski
alışkanlığımız bizi sağlıklı bir limana sağlıklı bir sonuca götürmez.
Bu FETÖ meselesinin tarihi, siyasi, sosyolojik boyutu 1969 yılından
başlatıyoruz bu geleneği. Halbuki bu tip yapıların Osmanlı'da da benzerleri
vardı. Onları göz ardı ederek tartışıyoruz. Çünkü bu konular bizim açımızdan
öncelik almıyor, sadece birilerini suçlayıp köşeye sıkıştırma esasından böyle
bir tartışma yapılırsa biz bu yapıyı anlamakta halen zorlanırız. Bu
tartışmalardan, geçmişteki tartışmalardan bir sonuç, bir şey çıkmadı.

OSMANLI'YA KADAR UZANIYOR

Hukuk yoksa o zaman neyi neye göre değerlendirmiş olacağız? Size göre,
bana göre, siyasi pozisyonumuza, ideolojik duruşumuza, çizginin ne tarafında
durduğumuza göre bir tartışma yapacağız, yapıyoruz. Ondan da bir sonuç çıkmıyor. Geriye dönüp baktığımızda belli bir süreden beri bu şahısla, bu zındık adamla ilgili -Ben zındık diyorum.- Osmanlı tarihi bir anlamda zındık yapılaşma tarihidir. ‘Osmanlı'da Zındıklar ve Mülhidler' kitabını okusalar bugün Fetullah Gülen yapısının sürpriz yanının olmadığını görürler. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da bunun ‘Postmodern zındık bir darbe teşebbüsü' olduğunu söylemiştim.

HUKUK UZLAŞTIRIR, ORTA YOLU VE GERÇEĞİ BULUR

Konunun birden fazla yönü var ama mahkemelerde davalar devam ederken
hukuki yönü üzerinde kimse durmuyor. Siyasette uzlaşma kültürümüz yok.
Geriye dönük 100 yıllık bir siyasi tartışmalardan bana uzlaştığımız bir tek
konu gösteremezsiniz. Dolayısıyla uzlaşamayacağımız bir konuyu tartışıyoruz.
Halbuki, hukuk uzlaştırır, hukuk orta yolu, makulü, gerçeği bulur. Ne
televizyon tartışmalarında ne de siyaset adamlarımızın, genel başkanlarımızın
konuşmalarında hukuki boyutuna temas eden bir konuşma dinlemedim.
‘Siyasi ayak' dediğiniz konu, şikayete bağlı değil. Ortada bir terör örgütü ve işlediği suçları var. Darbeye teşebbüs, örgüt kurma gibi şikayete tabi olmayan yönleriyle soruşturma yapılıyor onun için gidip birinin ayrıca Savcılığa dilekçe vermesine gerek yok. Savcılar bunların tartışmaların hepsini değerlendirme konusu yaparak, soruşturmalarını, sorguladıklarını tekrar sorgulayabilir. Elde ettikleri bilgi, belge, bulgu varsa defter, kayıt vs. bunların hepsine bakabilir. Önünde hukuki bir engel yok. Elinde bilgi ve belge doküman olan varsa, örneğin ‘Bu darbe başarılı olsaydı, kimler nereye gelecekti?' Bu konuda ‘gözüme bak anlarsın' ya da ‘karınca aratır' gibi olmaz ki. Kimin elinde liste varsa, bunu da savcılığa verirlerse sorun kalmaz.

Şikayete tabi bir şey olsa, ‘şikayet eden olmadı, bizde bir şey yapamadık'
denilir. Böyle bir konu da yok zaten.

İLERİCİ GERİCİ KAVGASI

İlerici gerici tartışması yaşadık. 15-20 yıl bir parti diğerine gerici öbür parti bir
başkasını başka sıfatlarla nitelemeye çalıştı. Bu siyasi tartışmalardan da
toplumun huzuru kaçtı, bir çok insan devlete girerken ilerici- gerici gibi
değersiz suçlamaların kurbanı oldu. 15 sene bu konuyu tartıştık. Bunun
dayanağı yoktur. Bu tartışmadan sonra bu defa sağcı-solcu tartışmalarına
geçildi. Şimdi bu kavramların içi iyice boşaltıldı, başka bir tartışma yapılıyor.

NASIL BAŞLATACAĞIZ, KİMİ SUÇLAYACAĞIZ?

Şimdi yargıya intikal etmiş soruşturmalar, kovuşturmalar, beraat kararları
oldu bu kişi ve örgütüyle ilgili. Bunlar gözardı edilirse neyi nasıl başlatacağız,
kimi suçlayacağız? Mesela Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, parti grubunda örneğin
MİT Müsteşarlığı'nın başbakana, hükümete gönderdiği raporlardan söz
ediyor. Şimdi bunlara bakarsanız rahmetli Turgut Özal'ı, Süleyman Demirel'i,
Bülent Ecevit'i de, bunların hükümetlerinde görev yapan kim varsa siyasi
suçlamalara bakarsanız hepsini yargının önüne götürmeniz gerekecek.
Halbuki bu suçlar yani terör örgütü kurmak, çalıştırmak, üye olmak şikayete
bağlı bir suç değil. Böyle bir yapı Türkiye'de vardı ise konuları yargı önüne
gelmiş, birinin mahkumiyeti için şikayet etmesini gerektirmiyor. Kaldı ki şuan tartışmaya konu olan iddiaların tamamını Ankara Cumhuriyet Savcısı henüz
DGM'ler varken iddia olarak mahkemelerin önüne götürdü. Sonra bu yargıya
gitti. Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu konularla hiçbirinin mahrem olmadığına dair
kararlar verdi. Bunları hiç kimse konuşmuyor. Bir kafa karışıklığı ile gidiyor.

Bu haber 286 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Rusya'dan NASA'ya çağrı: Ay'ı birlikte keşfedelim
Rusya'dan NASA'ya çağrı: Ay'ı birlikte keşfedelim
Hizmet Üretici Fiyat Endeksi Nisan'da 1,33 arttı
Hizmet Üretici Fiyat Endeksi Nisan'da 1,33 arttı