Ekrem İmamoğlu: İstanbul halkı emin olsun, ’Her Şey Çok...

Ekrem İmamoğlu: İstanbul halkı emin olsun, 'Her Şey Çok Güzel Olacak'

Ekrem İmamoğlu, verdiği röportajda yenilenen İstanbul seçimleri hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

19 Mayıs 2019 - 10:40 - Güncelleme: 19 Mayıs 2019 - 12:16

Ekrem İmamoğlu, Oda TV'den Nurzen Amuran'a verdiği röportajda yenilenen İstanbul seçimleri hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Söz konusu röportaj şöyle oldu:

Nurzen Amuran: Sayın İmamoğlu, seçimler yerel olmaktan çıktı toplumsal ihtiyaçların dile getirildiği yalnız İstanbulluların değil, Türkiye’nin aradığı demokrasi susamışlığını ortaya çıkardı. Bu açıdan baktığımız da size cesaret verecek hazır bir potansiyel var. Asıl demokrat olan halkımız değil mi?

Ekrem İmamoğlu: Nurzen Hanım, 31 Mart seçimlerini haksız şekilde iptal edilmesi Türkiye’de demokrasi sorununun yaşandığının göstergesidir. Ama bu sorunun kaynağı halk değil. Yaşadığımız bu vahim demokrasi sorunu, siyasi iktidarın ve bu iktidarın baskısı altında karar veren YSK üyelerinin eseridir. Halk, demokrasiyi en güzeli ile yaşattı, 31 Mart’ta bunu hayata geçirdi. Şimdi de aynı milyonlar daha güçlü bir demokrasi ve hukuk yürüyüşüne çıkıyor. Demokrasi inancı olan tüm İstanbullularla, toplumun hep kesimiyle birlikte böyle bir süreci yaşıyoruz, anlayacağınız.

Amuran: Seçmenin yurttaş kimliğinin ön plana çıkmasını istemesi sizi tercih etmesine yol açtı ve ilk seçimi siz kazandınız. Birlikte yönetmek, sorunları ortak akılla çözmeyi istemek zaten demokrasinin gereği değil mi?

İmamoğlu: Demokrasiyi yaşatmanın, içselleştirmenin en iyi yolu ortak aklı kullanmaktır. Bu nedenle, biz programımızda da söylemimizde de mahalle meclislerinden başlayarak halkın her kararda söz sahibi olması politikasını benimsedik. Bizim en önemli reformumuzun yönetim anlayışı olacağını da ilan ettik. Bütün kararlarımızı konunun paydaşları ile masa etrafında buluşarak çözeceğimizi söyledik. Bunların bazı örneklerini 18 günlük başkanlık dönemimizde ortaya koyduk. Yeni dönemde de alınacak tüm kararları şeffaflaştıracağız. Her İstanbullu belediyenin tüm kararlarını görebilecek, katkı sağlayabilecek. 

Amuran: Siz bir farklılık yarattınız. Seçim çalışmalarında demokrasiyi yeniden tarif ettiniz, katılımcılığı öne çıkardınız. Yerel yönetimlerin birlikte yönetilen yer olduğunu söylediniz. Konuşmaktan korkmayın dediniz. Ancak düşüncelerini ifade edenlerin önüne hemen setler çekildi. Kendi anlatımınızla ben ne yapabilirim sorusu nasıl sorulacak insanlar bu soruyu soracak özgürlük ortamını nasıl bulacaklar?

İmamoğlu: Ülke yöneten anlayışın bizi getirdiği yerin sonucudur bu tablo. Mücadelemiz Türkiye’mizi dünyada özgürlük, demokrasi, hukuk, insan hakları alanlarında üst sıralara çekmektir. İstanbul’da şu yaşadığımız süreç hepimizin omuzlarına yeni yükler eklemiştir. Milyonlar da bunun farkında. Göreceksiniz, sevgi ve barış dilini kullananlar, kimseyi ayrıştırmayan, ötekileştirmeyen herkes bir araya gelerek bütün fikirlerin ifade edilebildiği, farklılıkların hoşgörü ile karşılandığı bir demokrasiyi tesis edecekler.

Amuran: Sizin tanımınızla “demokrasi seçenlerin yönetme hakkının olduğu ama seçmeyenlerin de var olduğu, korunduğu bir sistemse”, neden şimdiye kadar ayrımcılık yapılarak kutuplaşmaya varacak kadar ilerleyen parti fanatizmi, demokrasiye zarar verecek noktaya getirildi?

İmamoğlu: Her yerde söyledim, “Ben sadece beni seçenlerin değil, beni seçmeyenlerin de belediye başkanı olacağım.” Bu anlayışım sadece seçim öncesine yönelik edilmiş sözlerin eseri değil. Seçildikten sonraki kısa zamanda bu alanda da pek çok örnek verdim, yeni dönemde de herkes görecek ki, belediyenin hangi biriminden içeri girilirse girilsin, kimsenin siyasi görüşüne, kökenine, inancına bakılmayacak. Herkese güler yüzle hizmet verilecek, herkes de memnun ayrılacak. Daha önce de söylemiştim, bence Türkiye’ye en büyük kötülük partizanlıktır. Türkiye’de kutuplaşmayı getiren de bu partizanlıktır. Bizim felsefemizde bu yoktur.

Evet, ben CHP üyesiyim, partimle gurur duyuyorum. İYİ Parti ittifakımız ve kendilerine teşekkür ediyorum. Biz oy veren başka partiler ve partililer de oldu, olmuştur, olacak da. Hepsine de teşekkür ediyorum, edeceğim de. Bu kadar geniş destek almamızın nedeni de bu anlayışımızdır. Başkalarını yaptığının aksine biz ayrıştırmayacağız, bölmeyeceğiz, herkese hizmet edeceğiz. Demokrasiyi böyle yaşatacağız.

Amuran: Demokrasilerde yargının hem erkler arası dengeyi koruyan hem de denetleyici rolünü güçlendiren bir düzene ihtiyacı var. Sizin ve İstanbulluların yaşadığı haksızlık için söylüyorum. YSK’nın hukuksal yönüyle yalnızca seçimleri düzenleyici kararlar veren bir kurum olarak yeniden düzenlenmesi yargıya yönelik kararların Anayasa Mahkemesinde çözümlenmesi daha sağlıklı olmaz mı?

İmamoğlu: Türkiye’nin ihtiyacı normalleşmektir. Normalleşirsek, ki bunun yolu partizanlığı yok etmekten, partizan anlayışı terk etmekten geçer. O zaman Türkiye’nin kurumlarına güven duyma konusunda soru işaretleri ortadan kalkar. Sistemi liyakat temelli kurduğumuz zaman, kararlar da sağlıklı doğacaktır. O zaman kurumlar da demokrasi de hukuk da güçlenir.

Amuran: Şeffaflık halka güvenin ve insanın kendisine olan güvenin yani özgüvenin ifadesidir. Dürüstlüğün ilk koşuludur. Ancak 18 günlük aktif belediye başkanlığınızda bazı kayıtlara girmenize mahkeme kanalıyla engel olundu. Bu karar rakibiniz için anlatılması zor bir dezavantaj sağlamadı mı?

İmamoğlu: Tekrarlamak isterim ki, şeffaflık bizim yönetim anlayışımızın temelini oluşturuyor. Bu konuda ilk adımları 18 günlük başkanlık süresince attım. Belediye Meclis toplantısını, rakiplerimin bütün şaşkınlıklarına rağmen halka açtık, internet üzerinden yayınladık. Belki de dünyada örneği yoktur, 3.5 milyonu aşkın insanımız seyretti. Orada neler olduğunu, neler konuşulduğunu, neler yaşandığını gördü. Bunu Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğum 5 yıllık sürede de hayata geçirdim. Bundan sonra da aynen devam edeceğim. Belediyenin her icraatı şeffaf olacak, halkın bilgisi olmadan karar alınmayacak. Tüm kararlar halkın bilgisine sunulacak. Benim en büyük zenginliğim, 16 milyon İstanbullunun aklını kullanmak olacak. Çocuğundan en tecrübelisine kadar bütün İstanbullular görüşlerini bize iletebilecek, bundan daha büyük zenginlik ne olabilir ki?

Amuran: Cumhur İttifakı çizdiğiniz yol haritasından çok şey öğrendi. İlk seçim çalışmalarında halkın gönlünü nasıl kazandığınızı gözlemledi. Ona göre kendi yol haritalarını çiziyor. Bu seçimlerde halkla birlikteliğinizin farklı boyutları, farklı söylemleri olacak mı?

İmamoğlu: Güler yüzlü, sevgiyi önde tutan söylemimizi sürdüreceğiz. İstanbul’un özgür ve mutlu bir şehir olması içini yapılması gerekenleri anlatmaya devam edeceğiz. 18 günde yaptıklarımızı anımsatarak, yolumuza nasıl devam edeceğimizin kanıtlarını göstereceğiz. Öyle ki, bizim bu kısa sürede yaptıklarımızı, daha önce “Bunlar hesap kitap bilmiyor, böyle de olur mu” diye eleştirenler, bizimle aynı noktaya geldiler. Eee doğrusu biz bundan mutsuz olmadık, aksine sevinç duyduk. Ben su ve ulaşım kartlarında sağlanan indirim kararı sonrası bu mutluluğumu kamuoyu önünde de paylaştım. Güzel hizmetleri desteklemek hepimizin görevi ve anlayışı gereği olmalı. Böylesi daha sayısız örnekler gerçekleştireceğiz. Eminim ki, o kararlarımız ve uygulamalarımız da rakiplerimiz ve AK Partili İBB Meclis üyeleri tarafından desteklenmeye devam edilecek. 

Amuran: Hiçbir yakınınızın İstanbul belediyesiyle işinin olmayacağı sözünü verdiniz. Kişisel anlamda öteki kırmızı çizgileriniz neler olacak?

İmamoğlu: Kentin, yönetim ve hizmet anlayışını değiştireceğimizi, kaynakları doğru kullanacağımızı, israfı sıfır noktasına doğru çekeceğimizi söyledik durduk. Ama bununla da yetinmeyeceğiz, bu kentin geleceğini düşüneceğiz, birlikte karar alacağız. Bu kentin bir anayasası olacak. Bakın sadece örnek vermek istiyorum; bu kentin 30 yıl sonrasına dair bir tek öngörüsü yok. Artık böyle olmayacak. Bu kentin anayasası sizin sorduğunuz anlamda da bu kenti yönetenleri bağlayacak. Öyle akla geldikçe imar değişikliği, çevre duyarsızlığı, toplum kesimleri ihmal gibi sorunlar yaşanmayacak. Bunun ötesinde ben siyasi ahlak anlayışımı uzun yıllardır ortaya koymuş biriyim. Beylikdüzü belediyesinde yaşananlar da ortada. Bu örnekleri çoğaltarak yolumuzda yürüyeceğiz. 

Amuran: Bize yabancılaşan İstanbul’u yeniden gerçek İstanbul’a nasıl kavuşturacaksınız, sanatın estetiğin tarihin barışın güzelliğin kenti olması için seçimlerden sonra öncelikle nelerden kaçınacaksınız? Sözgelimi, bir zamanlar parti söylemlerinde “her mahallede bir milyoner” yaratacağız sözü gibi siz de “her semtte bir AVM veya bir gökdelen” vaadinde bulunacak mısınız? 

İmamoğlu: Bu sorunun yanıtının “Hayır” olduğunu biliyorsunuz Nurzen Hanım. Ancak yine de özetle söyleyeyim: Bu kentin neresinde ne yapılacağı çok önceden kurallara bağlanmış olacak. Bu kurallar da hiç kimse için değiştirilmeyecek, ayrıcalık nedeni olmayacak.

Amuran: Çalışmalarınızın ayrıntılarına girmeyeceğim ama ilgimi çekmişti: Beylikdüzü’nde ilk kez apartman görevlileri meslek eğitimi almış. Duyarlı olduğunuz liyakat sistemini yerleştirmek için her meslekte bu eğitim öngörülebilir mi?

İmamoğlu: İstanbulluya daha kaliteli hizmet için, hayatın her alanda hizmet üreten sektörlerle ilgili çalışmalarımız olacak. Bu konularda eğitim, bilgilendirme, yönlendirme, kurs açma dahil, belediye yetkileri içinde her olanak kullanılacak. 

Amuran: Kentsel dönüşümün rant odaklı yürüdüğünü oysa yerinde dönüşümün esas olacağını vurguluyorsunuz. Aradaki fark nedir, bu vaadinizi biraz açar mısınız?

İmamoğlu: Kentsel dönüşüm, bugüne kadar veya mevcut haliyle diyelim orada yaşayan insanlarımızın lehine kullanılmadı. Örneğin, mahalle kültürü son derece önemli, mevcut düzenleme komşuları birbirinden uzaklaştırabiliyor. Öncelikle bundan vazgeçilmesi şart. Ayrıca, hak sahiplerinin daha iyi yaşayacağı konutların planlanması; çevre düzenlerinin, parkıyla, bahçesiyle, okuluyla, ibadet merkeziyle, sosyal tesisleri ile komşuluk bağlarını geliştirecek tarzda oluşturulması gerek. Özetle rant odaklı değil, insan odaklı bir yerinde dönüşüm politikası izlenecek.

Amuran: Vergi vermek bir namus borcudur diye bakıldı yıllar yılı. Vergilerin nerelere harcandığını sormak da toplumsal bir sorumluluktur. Bize öğretilen bu… İstanbullu belediyeye ödediklerinin karşılığını merak ediyor. Onları tatmin edecek cevapları buldunuz mu? Özellikle yapılan gereksiz harcamaları nerede ne zaman açıklayacaksınız? Başlık niyetiyle bize birini açıklayabilir misiniz?

İmamoğlu: En büyük reformumuzun yönetim anlayışı olduğun söyledim. Şeffaflık, öngörülebilirlik bu anlayışımızın en önemli parçaları olacak. İstanbullu belediyenin kaynaklarının nereye harcanacağını bilecek. Bunun da ötesinde nereye harcanacağı konusunda mahalleden başlayan bir örgütlenme ile söz sahibi olacak.

Kısa süreli Başkanlığım döneminde bazı harcamaların nasıl bir israf içinde yapıldığını gördüm. Sadece özel kaleme baktığımda onlarca araç, pek çok mekan, bağlı binalar var. Diğer başka tespitlerimiz de oldu. Bunları zamanı geldiğinde ve gerektiğinde elbette ki kamuoyu ile paylaşırız, paylaşacağız. İsrafla mücadelemiz önceliklidir, İstanbul’un kaynaklarını en doğru şekilde kullanacağız, hiç kimsenin bundan kuşkusu olmasın. 

Amuran: Siyasetin dilini, barışa sevgiye birlikteliğe kaynaşmaya dönüştürdünüz. “Her şey güzel olacak” umudu evrensel bir güzellik kazandı. “Yabancılar, bizim yerel yönetim seçimleriyle neden ilgileniyorlar” denilse de, sayılmayan bu seçimlerde çalışmalarınız ülkemizde demokrasi kültürünün halkımızda her şeye rağmen var olduğunun reklamı oldu. Yabancı medya kuruluşlarıyla yaptığınız söyleşilerde en çok size neler soruluyor?

İmamoğlu: Dünyanın her ülkesinden medya mensuplarının 31 Mart’tan önce başlayan bir ilgisi var İstanbul seçimine. Burada olanı biteni yakından izliyorlar. 31 Mart sonrası gelişmeleri daha da büyük bir ilgi ile izlemeye başladılar. Bunu normal görmeli; çünkü ortada ciddi bir demokrasi sorunu var. Bize de en çok bu konuda sorular geliyor. Tabi beni daha yakından tanımak, tanıtmak istiyorlar, bunlarla ilgili sorular da alıyorum. Sonuçta, yaşanan süreç bütün dünyanın ilgisini çeker oldu, medyanın da bundan uzak kalması mümkün değildi. 

Amuran: 23 Haziranda yenilenecek seçimlerin güvenliğini sağlamak özellikle sandık güvenliği için sizin parti olarak alacağınız ek önlemler var mı?

İmamoğlu: Sandık güvenliği konusunda 31 Mart günü çok iyi bir sınav verdik. Oylarımızı ve sandıkları koruduk, burada parti örgütüme, İstanbul Gönüllülerine teşekkürümü tekrar etmek isterim. Günlerce, yorulmadan, uyku yüzü görmeden oylara sahip çıktı bu yol arkadaşlarımız. Onlar bu sürecin önemli kahramanları. Bütün İstanbul ve seçmenlerimiz emin olsun ki, 23 Haziran sürecinde de oylarımıza, sandıklara sonuna kadar sahip çıkacağız. Tek bir oy dahi zarar görmeyecek. Bazı yeni tedbirler de alıyoruz; ama örneğin gönüllü sayısında büyük bir artış yaşadık. Bu arkadaşlarımızla daha bilinçli ve daha sonuç alıcı, kısa sürede bütün sandık sonuçlarına ulaşacak bir sistemi kuracağız. İl örgütümüzle ve gönüllüler iyi bir koordinasyon ile, çok güçlü bir avukat grubunun desteği ile çalışacak. İstanbul emin olmalı ki, 31 Mart’ta da yaptığımız gibi, oylarımızı sonuna kadar en iyi şekilde koruyacağız. Bütün sandıklarda daha tecrübeli arkadaşlarımız bulunacak, müşahitler de aynen öyle. Bizimle ittifak içinde olan İYİ Parti ile de aynı uyumu sağlayacağız. Diğer partilerle de sandık güvenliği konusunda gereken tüm dayanışmayı göstereceğiz. Evet, İstanbul halkı emin olsun, 23 Haziran’da Her Şey Çok Güzel Olacak. 

Amuran: Her şeyin çok güzel olacağı inancıyla bu güzel söyleşi için teşekkür ediyoruz.

İmamoğlu: Ben teşekkür ederim.

Bu haber 330 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul'un Yıldız Kenter'e yazdığı mektubu paylaştı
Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul'un Yıldız Kenter'e yazdığı...
Bülent Uygun açıkladı! 'Dünya devleri Emre'nin peşinde'
Bülent Uygun açıkladı! 'Dünya devleri Emre'nin peşinde'
Web Analytics
http://addurl.nuz35W7z4v9z8w