Yıllarca genç kalmak için...Hangi yaşta ne yapmalı?
  • Reklam
  • Reklam

Yıllarca genç kalmak için...Hangi yaşta ne yapmalı?

Serbest radikaller, hormonların azalması ve sağlıksız yaşam.Sağlıklı bir yaşlılık için bu üç faktöre karşı savaş açmanız gerekiyor. Özellikle beslenme şeklinizde yapacağınız değişiklikler ve vitamin desteğiyle biyolojik yaşınızı değiştirmeniz mümkün.

30 Eylül 2009 - 09:48
Reklam

Serbest radikaller, hormonların azalması ve sağlıksız yaşam. Sağlıklı bir
yaşlılık için bu üç faktöre karşı savaş açmanız gerekiyor. Özellikle
beslenme şeklinizde yapacağınız değişiklikler ve vitamin desteğiyle
biyolojik yaşınızı değiştirmeniz mümkün.. Tabii spor yapmayı da ihmal
etmeyerek.
20-30'LU YAŞLAR 
Sağlıklı bir gelecek için önleminizi alın
PSİKOLOJİ: Hayat şimdi başlıyor! Eğlenmek ve hızlı bir tempoda yaşamak
elbette sizin hakkınız! Ancak 20 - 30'lu yaşların, ileride oluşabilecek
sağlık sorunlarının temelini oluşturduğunu da unutmayın! Dolayısıyla bu
yaşlarda ideal kilonuzu koruyun, sigara içmeyin ve aşırı alkol almayın!
Yani genç kalmak için sağlıklı yaşamdan vazgeçmeyin!
BESLENME VE VİTAMİNLER: İstediğiniz her türlü besini rahatlıkla
yiyebileceğiniz yaştasınız. Ancak ileride herhangi bir sağlık
problemiyle karşılaşmamak ve gençliğinizi korumak için dengeli
beslenin. Serbest radikal denilen zararlı maddeler vücudumuzda yavaş
yavaş hasarlara neden olmaya başlıyor bu nedenle uzmanlar
antioksidanlara bu yaşlarda da ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca
doğurganlık yaşına gelmiş tüm kadınların folik asit takviyesine
başlamasını tavsiye ediyorlar. Günlük kalori ihtiyacının yüzde 55 -
65'inin karbonhidratlardan, yüzde 20 - 30'unun yağlardan ve yüzde 20 -
25'inin proteinlerden alınması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Ancak
partide zayıf görünmek ya da son anda karar verdiğiniz tatilde
bikininizi giyebilmek için şok diyetler uygulamaktan kaçının. Çünkü
sıkı uyguladığınız diyeti bıraktığınızda, yağ depolama mekanizması daha
da hızlı çalışarak bulabildiği tüm fazla kalorileri yağa çevirir.
HORMONLAR: Testosteron ve kortizol gibi hormonlar, bilgi aktarımını
sağlayan 'ileti' maddeleridir. Vücudumuzdaki çeşitli bezlerden
salgılanan bu hormonlar, kan dolaşımı aracılığıyla organlara ulaşıyor
ve orada biyokimyasal reaksiyonlar oluşturuyor. Örneğin; stres gibi! Bu
yaşlarda vücudunuz yeterli miktarda hormon salgılayabiliyor. Ancak 30
yaşını geçtikten sonra hormon salgılanmasında azalma görülüyor! Bunun
sonucunda stres katsayısı artıyor ve vücudunuz serbest radikallere
karşı etkin bir koruma sağlayamıyor.
SPOR: Bu yaşlarda kazanacağınız 'güç', biyolojik yaşınızın temelini
oluşturacak. Dolayısıyla her gün spor yaparak 'kemik' ve 'kas'
kitlesini güçlendirmeye özen gösterin. Genç kalmanın ve sağlıklı
yaşamanın yolu, düzenli olarak spor yapmaktan geçiyor. Çünkü
egzersizler, büyüme hormonunun salgılanmasını sağlıyor. Sporu abartmak
ise tam tersine yaşlanma sürecini hızlandırıyor. Uzmanlara göre;
vücudumuza oksijen kazandıran, belirli bir sürede ve devamlılıkta
yapılan, büyük kas gruplarını çalıştıran, nabzı hafif derecede
yükselten ve sizi nefes nefese bırakmayan "aerobik " türü egzersizler
yarar sağlıyor. Danstan yüzmeye, stepten bisiklete kadar pek çok sporu
yapabilirsiniz.
30-40'LI YAŞLAR 
Hormonlara dikkat! 
PSİKOLOJİ: Soluk alacak zamanınız yok... Öyle ya, bir an önce kariyer
sahibi olmalısınız! Ancak unutmayın ki, başarısızlık korkusu ve stres,
zamanından önce yaşlanmanın en önemli faktörleri. O halde, kendinize
zaman ayırın. Unutmayın, kendinize ayıracağınız zaman, stres nedeniyle
yükselen kortizol değerlerinizin düşmesini de sağlar. (Kortizol,
hücrelere ve metabolizmaya zarar vererek yaşlanmayı hızlandıran bir
hormon.) Bunun en iyi yolu, zihin, beden ve ruhun bütünleşmesini
sağlayan yoga ve meditasyon yapmak.
BESLENME VE VİTAMİNLER: Kırmızı eti haftada bir iki kez tüketmenizde
bir sakınca yok; tabii yağsız bölgelerini! Besinlerde kilo aldıran
unsur, ölçüsüz yenen yağlı yiyecekler ve basit şekerli gıdalardır.
Ancak yağı tamamen kesmeniz veya çok azaltmanız da doğru değil.
Tercihiniz zeytin yağı olmalı ve mümkünse pişirmeden tüketmelisiniz.
Şeker kullanımını da önce yarıya, sonraları dörtte bire indirin. En
önemlisi de hücrelerinizi serbest radikallerin zararlarından korumak
için günde en az 5 kez sebze ve meyve yemeyi ihmal etmeyin! Sebzeleri
mümkün olduğunca çiğ ya da az pişmiş olarak yiyin. Çünkü sebzeler
pişirildiklerinde vitamin değerlerini yüzde 20 - 80 oranında
kaybediyorlar. Brokoli, maydanoz ve su teresi sadece aklınızda değil,
aynı zamanda sofranızda da bulunsun! Bu sebzeler, vücudunuzu
toksinlerden arındıran etkiye sahip. Mutlaka kalsiyum içeriği yüksek
olan gıdaları tüketmelisiniz eğer yapamıyorsanız kalsiyum içeren
vitamin takviyeleri de kullanabilirsiniz. Eğer spor yapıyor ya da yoğun
stres ortamında çalışıyorsanız, vücudunuzun halsiz kalmaması ve
yıpranmaması için C ve E vitamini içeren multivitamin takviye edin;
tabii bir sağlık uzmanına danışarak!
HORMONLAR: 30'lu yaşlardan itibaren vücudumuz bir yandan serbest
radikallerle başetmeye çalışırken diğer yandan yavaş yavaş başka bir
olumsuzluk ortaya çıkıyor; hormon seviyesinin düşmesi! Bu yaşlarda,
vücudumuzdaki çeşitli bezlerden salgılanan ve etkilerini çeşitli
organlarla, sistemler üzerinde gösteren hormonlarımız, 30 yaşından
sonra azalmaya başlıyor. Bu hormonlardan en önemlisi, 'büyüme hormonu'.
Büyüme hormonunun azalması, diğer hormonların da azalmasına ve
organların iyi çalışamamasına neden oluyor. Ancak azalan hormonları
yerine koymak için hemen hormon takviyesi gerekmiyor çünkü uzun süreli
hormon kullanımlarının sonuçları hakkında hala net bilgiler yok bu
nedenle öncelikle doğal yöntemler deneniyor. Örneğin; bazı günler akşam
yemeklerini atlayarak, kas çalışmaları yaparak, ideal kilonuza
ulaşarak, belirli bazı besinler ve vitamin takviyelerine öncelik
vererek büyüme hormonunun seviyesini artırabilirsiniz.
SPOR: Egzersizlerin olumlu etkilerini görebilmeniz için haftada en az 5
gün uygulamaya özen gösterin. Tabii spor yapmaya başlamadan önce
mutlaka uzmanından bilgi almayı da ihmal etmeyin. Unutmayın, amacınız,
aslında kilo vermek değil, yağ kilolarını kaybetmek. Yani kas kaybetmek
değil, yağ kaybetmek. Her iki günde bir yarım saat ya da 45 dakika
jogging yapabilirsiniz. Hafta sonları da iki saat bisiklete binebilir,
yüzebilir, dans edebilir ya da yine jogging yapabilirsiniz.


40-50'Lİ YAŞLAR

Beslenmenize özen gösterin

PSİKOLOJİ: Zaman hızla akıp gitti, değil mi? Bir de baktınız ki 40'lı
yaşlara gelmişsiniz! Üstelik hâlâ çok gençsiniz ve istediklerinizi
yapabilirsiniz. Hayata daha pozitif bakmak için meditasyon ve yoga
yapın. Ayrıca kitap okumanın hücreleri canlandırdığını, ezber
çalışmasının da beyninizde adeta jogging etkisi yarattığını biliyor
muydunuz?


BESLENME VE VİTAMİNLER: Katı yağlardan ve kırmızı etten kaçının.
Osteoporozdan korunmak için bol miktarda yeşillik ve kalsiyum içerikli
vitaminler tüketin. Bu yaşlarda takviyeye ihtiyacınız var. Bunlar; C
vitamini, E vitamini betakaroten, selenyum, koenzim Q - 10, üzüm
çekirdeği ekstresi, sarmısak, omega 3 yağ asitleri gibi maddeler.


HORMONLAR: Modern bir kadın olarak, menopoz sonrası eksilen kadınlık
hormonları östrojen ve progesteron'un takviyesine yabancı değilsiniz;
yani Hormon Replasman Tedavisi'ne (HRT). Bu tedavinin amacı, östrojen
ve progesteron kaybı nedeniyle oluşan kalp krizi ve osteoporoz riskini
azaltmak, estetik açıdan yaşlanmanızı engellemek ve duygusal
sorunlarınızın giderilmesine yardımcı olmak. Tabii ki HRT almak için
mutlaka doktor gözetiminde olmalısınız. Olası göğüs kanseri riskine
karşı her yıl mamografi çektirin. Her yıl düzenli olarak check-up'tan
geçin.


SPOR: Siz, bilinçli bir Formsante okurusunuz ve 'Bu yaştan sonra spor
yapılır mı?' düşüncesinin ne denli yanlış olduğunu biliyorsunuz.
Sağlıklı yaşam ve kilo vermek için en iyi egzersiz, aerobik tarzda,
yani vücuda oksijen kazandıran egzersizler. Uzmanlara göre, herkesin
rahatlıkla uygulayabileceği en iyi egzersiz, yürüyüş yapmak!
Dolayısıyla haftanın 5 günü yarımşar saat yürüyün.

Bu haber 1740 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..