İsmail Saymaz: 'Bakan Erdoğan'ı memnun etmek için gülünçleşiyor'

Sözcü gazetesi yazarı İsmail Saymaz AKP iktidarının müsilaj sorunundaki yanlış politikalarını köşesine taşıdı.


İsmail Saymaz: 'Bakan Erdoğan'ı memnun etmek için gülünçleşiyor'

Sözcü gazetesi yazarı İsmail Saymaz Marmara Denizi'ndeki müsilaj sorununu köşesine taşıdı.

Saymaz, "İstanbul'u 1994 yılından 2019'a kadar 25 yıl, Türkiye'yi 2002'den beri idare eden siyasal İslamcılar vaktiyle ileri biyolojik artırma tesisi kurmayarak neden oldukları veya betonlaşmayı sınırsızca arttırarak tetikledikleri felaket karşısında ya CHP'nin meymenetsizliğini gerekçe gösteriyor ya da çözüm yolu olarak Kanal İstanbul'u sunuyor." ifadelerini kullandı.

İsmail Saymaz'ın yazısı şöyle oldu:

Başta İstanbul olmak üzere bütün Marmara kıyıları, ‘müsilaj' ve ‘deniz salyası' denilen bir örtüyle kaplandı. Atık suların Marmara'ya deşarj edilmesinden kaynaklanan kirlilik gitgide çevre felaketine dönüşüyor.

Ne denizin kıyısında yürümek mümkün.

Ne kayıkla balığa çıkmak, ne de suya dalmak!

İstanbul'u 1994 yılından 2019'a kadar 25 yıl, Türkiye'yi 2002'den beri idare eden siyasal İslamcılar vaktiyle ileri biyolojik artırma tesisi kurmayarak neden oldukları veya betonlaşmayı sınırsızca arttırarak tetikledikleri felaket karşısında ya CHP'nin meymenetsizliğini gerekçe gösteriyor ya da çözüm yolu olarak Kanal İstanbul'u sunuyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, aklımızca alay edercesine Kanal İstanbul inşa edildiğinde Karadeniz'in temiz sularının Marmara'ya karışarak müsilajı bitireceğini savunuyor.

Karaismailoğlu, Karadeniz'in Avrupa'nın en kirli denizi olduğunu bile bilmiyor.

Bilim insanları, Balkanlar'da sanayi atıklarıyla kirlenerek gelen Tuna'nın Karadeniz'e karıştığını ve Marmara'daki kirlenmeyi arttıracağını söylüyor.

Bakan bir çevre felaketini bir başka çevre felaketi ile gidereceklerini iddia ederek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı memnun etmek için gülünçleşiyor.

Bu arada Erdoğan, “İnadına” yapacaklarını açıkladığı Kanal İstanbul için bu ay sonunda temel atılacağını ifade etti.

Projede inat edilmesinin iki sebebi var:

İlki yandaş kayırma ekonomisinin çarklarını çevirmek!

AK Parti, Kamu İhale Kanunu'nu delik deşik ederek inşaat, enerji ve maden ruhsatları eliyle dev bir ekonomi kurdu. İhaleler yandaş iş adamlarına aktarılırken, rantın bir bölümü ile dini gruplar, TÜGVA ve TÜRGEV gibi dernekler ve basın finanse edildi.

‘Çılgın' yatırımlar için Hazine garantileri aktarılarak, toplum 10-15-20 yıl borçlandırdı.

Siyasal İslamcılar, iktidarlarını ayakta tutmak ve bugünlerini kurtarmak için yurttaşın geleceklerinden çalıyorlar. Doğmamış çocukların oksijenini tüketiyor, suyunu kirletiyor, ormanını kesiyor, toprağını çoraklaştırıyor ve denizlerini yok ediyorlar.

Müsilajın sebebi, artan nüfus ile bundan doğan atık su kaynaklı kirlenmeyken…

Kanal İstanbul ile üçüncü bir şehir kuruluyor.

Bölgede şu an 226 bin olan nüfus iki milyona çıkacak.

Yarım milyon konut yapılacak.

Kanal İstanbul, değil temizlemek güzelim Marmara'yı bir zamanların Haliç'ine çevirecek.

Prof. Öztürk: Marmara hassas alan ilan edilmeli
İBB'de 1994'den 2002'ye kadar Çevre Koruma ve Geliştirme Daire Başkanlığı yapan, 23. Dönem AK Parti Hatay Milletvekili, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, sorularımı yanıtladı.

Deniz salyasından nasıl kurtulabiliriz?

İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Kocaeli, Balıkesir, Yalova ve Çanakkale'de bazı atık sular arıtılıyor. Bazıları arıtılmadan denize deşarj ediliyor. Su Kalitesinin İyileştirilmesi Hakkında Yönetmelik 2016'da yayınlandı. Ne sanayi ne de belediye yatırım yaptı. Oysa yönetmelik “Suları ileri kademe arıtacaksınız” diyor.

Şimdi ne yapılmalı?

Atık suları ileri kademede arıtılmalı. Arıttığınızda kirlilik yükü 10 kat azalacak. Marmara, azot fosfor kirliliği yüzünden boğuluyor. Yüzeyde görüyoruz ya, aşağıdaki canavar 30 metre kadar. Müsilaj çökünce oksijeni tüketiyor. Balıkların boğularak ölmesine sebep oluyor. Esas dibi duman ediyor. Acilen çözüm üretilmeli.

Çözüm ne?

Bir: Marmara hassas alan ilan edilmeli. İki: Atıksular takibe alınmalı. Üç: Klasik arıtmalar ileri biyolojik arıtmaya dönüştürülmeli. Dört: Arıtmasız deşarj edilen yerler tamamlanmalı. Baltık Denizi'ni iyi incelesin. Kritik olay, fosfor. Fosforu azaltırsanız müsilaj oluşmuyor. O ülkeler fosforu azaltıcı planları uyguluyor. Bizde de yapılabilir.

Yapılmasa ne olur?

Eski Haliç'e dönebiliriz.

Kanal İstanbul çözüm mü?

Önce kirliliği önleyelim.

Kanal İstanbul'a bakışınız nedir?

2016'nın verilerine göre Kanal İstanbul, yılda 1.5 oranında Marmara'yı riskli duruma sokar. Azot fosfor kirlilik yükünü arttırır. Kanal İstanbul'a varmadan önlemler alınmazsa Marmara ölür.

Erdoğan, Kanal İstanbul'a başlanacağını söylüyor.

Ne kadar hafriyat çıkacak biliyor musunuz? 1 milyar tonun üzerinde!

Kanal İstanbul açılırsa Tuna'nın kirli suyu Marmara'ya akar deniliyor.

Tuna kirliliğe neden olur.

Bahsettiğiniz eylem planı ne kadar zaman alır?

3-4 ay gibi sürede fosforu inaktif hale getirecek proje uygulanmalı. Fosforu kontrol altına alırsak Marmara'da hayat yavaş yavaş döner. Yatırımlar üç senede tamamlanırsa Marmara'da iyi şeyler görürüz.

Kanal İstanbul'a başlanırsa ne olur?

Ne olur, merak ediyorum. Tabanda oksijen azalıyor. Marmara, Haliç gibi temizlenemez. Kaynakları kurutmadığınız müddetçe dip çamuru tarayarak bitiremezsiniz.

Bu uyarıları müsteşarken yaptınız mı?

2014'te belediyelere “Atık suları ileri kademede arıtın” dedik. 2018'de emekli oldum. 2018'in ortalarında denetimin başlaması lazımdı.

Uyan oldu mu?

Bursa ve Kocaeli belediyesi bir iki tane yaptı. İstanbul yapmadı. Ben olsam Haliç'teki atık su artırma tesisini ileri kademe yapardım. Suyu park bahçede kullanırdım.

Sanayiciler?

Çoğu yapmadı. Denetim ve yaptırım olursa herkes gereğini yapar.

O halde bakanlık denetim yapmadı.

Denetim zayıftı. Marmara'da 200 yerde izleme ağı kurdurdum. Hassas alanları belirleyip hızla denetim yapmak lazımdı.

Neden yapılmadı?

Bana değil, bakanlığa sor.