Hayatımız boyunca, yapmak zorunda olduğumuz tercihler
  • Reklam
Esra G. Helvacı

Esra G. Helvacı

Yolculuk

Hayatımız boyunca, yapmak zorunda olduğumuz tercihler

Son yazımın üzerinden epey zaman geçti, Sorumlu Yazı İşleri Müdürüm, "Okuyucunla bu kadar aranı soğutma" diyerek, beni nazikçe uyardı. Bir önceki yazım, çokça hissettiğim  toplumsal sorumluluk ilkem nedeniyle, ele alınması ve irdelenmesi gereken bir konu olduğu için, daha çok yayında kalmasını arzu etmiştim. Ancak, patronum da haklıydı ve "Emir demiri keser" diyerek;

Merhaba, 

Havanın, soğuk ve yağışlı olmasını bahane ederek, DVD arşivimde ne var, ne yok bakmak istedim ve yere oturarak, DVD hazinemin hepsini halıya boca ettim. Bu kadar geniş bir film arşivim olduğunu bilmiyordum, "nasılsa bolca vaktim var" diyerek film arşivimi derlemeye, kısaca, tasnif etmeye başladım. Elime, Vietnam savaşı ile ilgili eski yapım bir film geçti. Filmin içeriğini ve ne zaman izlediğimi hatırlamadığımdan, filmi DVD oynatıcısına koyduktan sonra, son günlerde alışkanlık haline getirdiğim ve her gün hazırlayarak yudumladığım bitki karışımı çayımı da elime alarak filmi izlemeye koyuldum.

Filmde iki arkadaşın, düşman hattında mermiler sinek gibi havada uçuşurken aralarındaki diyalog ilgimi çekti. Birisi diğerine "Bu benim savaşım değil ki, bu benim tercihim değil ki" diyordu. 

HAYATIMIZ BOYUNCA, YAPMAK ZORUNDA OLDUĞUMUZ TERCİHLER

Hayatımız boyunca, hep tercih yapmak zorunda kalmışızdır ve bu tercihleri yaparken başka tercihleri elemişizdir. Bir başka deyişle, yaptığımız bir tercih sonucu, diğer alternatifleri reddetmişizdir. Kimisine göre bu doğanın kanunu, kimisine göre de kader. İster doğanın kanunu, isterse de kader densin, bizler doğduğumuz andan itibariyle hep tercih yapmamız konusunda yönlendirilmişizdir. Öyle değil mi ki, biz bebekken bile, ebeveynlerimiz önümüze birden fazla oyuncak materyal koyarak bizi tercih yapmaya istemeden zorlamıştır. Biz büyürken bile tercihler değişmiş, bazı tercihler büyüyen yaşla birlikte, yerini farklı tercih noktalarına bırakmışlardır.

Küçük yaşlardan itibaren, ebeveynlerimizin yapmış olduğu saç modeli ve kıyafet tercihlerine göre, bizde gelişen saç ve giysi tercihlerimiz. Bizim tercihimiz olmadan gelişen okul tercihlerimiz ve buna bağlı şekillenen hayatlarımız. Not ortalamamızı yükseltme uğruna seçmek zorunda kaldığımız seçmeli derslerimiz. İş kaygısı nedeniyle, hiçte ilgimizi çekmese bile tercih listemize ilave etmek zorunda kaldığımız üniversite tercihlerimiz  ki, es kaza, bunlardan birisini kazanma anında kahır gibi geçen üniversite yıllarımız. Mezuniyetimizin ardından, hiçte tercihimiz olmasa bile ev, çevre ve erkek veya kız arkadaşlarımızın metazori baskıları sonucu, başlamak zorunda kaldığımız iş hayatımız. "Bir an önce evlen, yuva kur" diyerek özel hayatımıza baskı yapan, ailemiz ve yakınlarımızın etkisiyle yanlış yapılan evliliklerin ruhumuzda yarattığı fırtınalar ve kişilik bozuklukları. Uygun koşullar beklenerek sonraya ötelenen, tercihlerimizi uygulayamadan hayatımızın sonbaharına gelmemiz. Arkamıza dönüp baktığımızda, vicdan azabıyla veya "keşkeler ile" dolu geçen koskoca bir ömür ve nihai sonumuz.

Hayatımız boyunca kaçımız tercihlerimizi doğru yaptık bilinmez ancak, tercihler bir ömür boyu karşımıza çıkan göz kırpmalarımızdır. Keşkeler' imiz az ise sorun yoktur aslında, sorun olan ise, bunların fazlalığıdır, tıpkı Jorge Luis BORGES'in "Instantes, Instants (Anlar)" şiirinde bizlere anlattığı gibi. 

ANLAR (Instantes, Instants)

Eğer yeniden hayata başlayabilseydim,

İkincisinde, daha çok hata yapardım.

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.

İlkinde olmadığım kadar neşeli olurdum.

Çok az şeyi

Ciddiyetle yapardım.

Temizlik asla sorun olmazdı.

Daha fazla risk alırdım hayatta,

Daha fazla Seyahat ederdim.

Daha çok güneş doğuşunu izler,

Daha çok dağa tırmanır,

Daha çok nehirde yüzerdim

Daha çok görmediğim yere giderdim.

Daha az bezelye ve doyasıya dondurma yerdim.

Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.

Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.

Elbette mutlu anlarım oldu ama,

Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.

Farkında mısınız bilmem.

Hayat budur zaten:

Anlar, sadece anlar,

Sizde anı yaşayın.

Her yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan

Gitmeyen insanlardanım ben,

Eğer hayata yeniden başlayabilseydim,

Yanımda hiçbir şey taşımazdım.

Eğer yeniden başlayabilseydim,

İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atar,

Ve sonbahar bitene kadar çıplak ayaklarla yürürdüm.

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,

Çocuklarla oynardım, bir şansım daha olsaydı, eğer,

Ama işte 85'indeyim ve biliyorum

ÖLÜYORUM.....

Jorge Luis Borges

Keşkelerin hayatınızda en az, tercihlerinizin ise doğru olması temennisiyle... 

Bu yazı 4503 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar