Yıkılmamak, güçlü olmak...
  • Reklam
Güler Karakurumer

Güler Karakurumer

Yıkılmamak, güçlü olmak...

Güçlü insan hiçbir şeyin eksikliğini duymayan, kendisine güvenen ve gelecekten korkmayan kişidir. Güçlü insan en büyük sorunlar karşısında bile bir çıkış yolu olabileceğinin bilincindedir çünkü gerçeklerin farkındadır, hata yapmaktan korkmaz. Kendi hatalarını söyleyenleri sever. Hata yapanı hoş görür. Hatayı gelişmenin şartı olarak kabul eder ve yaptığı hatadan ders alması için karşısındakine fırsat verir.

Güçlü insan, hayatın ona sunduğu acı durumlarda değişmez. Hayatta erdemlik olarak tabir edilen “yıkılmamak”, “güçlü olmak” aslında bir anlamda kişinin olanı biteni olgunlukla karşılaması ile eş değerdir. Güçlü olmak vazgeçmemek, umudu yitirmemek, adaletli olmaktır. En ümitsiz olunduğunda bile sakin olmaktır, kendi yanlışlarına göğüs germektir.

Bakış açılarına göre değişen bir durumdur aslında. Kimine göre para, statü, kimine göre saygı duyulmak, sevgi kazanmak, takdir edilmek, başarılı olmak, kimisine göre ise fiziksel bir güçtür. Ama kesinlikle vuran-kıran, insanları ezen, para gücüyle istediğini yapabilenler güçlü değil, bence zayıf, şahsiyetsiz kişilerdir.

Güçlü insan sevgi dolu, mutlu ve başarılıdır. Zayıf insan ise ömrünü mutsuz bir şekilde tüketir. Güçlü insan öfkesini yener. Zayıf insan ise sık sık öfkeye kapılarak itibarını kaybeder, kendisini küçük duruma düşürür. Her yerde huzursuzluk kaynağı olur. Bu güçsüz, zayıf ve şahsiyetsiz insanlara hatalarını kabul ettirmek imkânsız gibidir. Herkesin hata yapabileceğinin farkında değillerdir.

Etrafınızda kendinden emin güçlü ve dik duran bir kişi olarak bilinmek istiyor, zorluklara kolayca göğüs germek istiyorsanız, iş ve özel hayatınızda pozitif ve sevilen biri olun. Çünkü istenilen biri olmanız sizi güçlü kılar. Unutmayınız ki; “Güçlükler başarının değerini arttıran süslerdir!” der MOLİERE…

Güçlü kişi inandığı yolda etrafa rağmen yürüyebilenlerdir ve en önemlisi de Gücümüzü hırlaşmak için değil birleştirmek için kullanmalıyız.

Hatırlarsanız çocukluğumuzdan beri bize, ne olursa olsun dimdik ayakta durmamız öğütleniyor. Elbette ki yaşamımız boyunca “takılmalar, düşmeler” olacaktır ve bunların üstesinden gelmek için de çaba göstermek gerekecektir. Bu tür olaylar herkesin başına gelir, burada tehlikeli olan sürekli bir “küskünlük” veya “öfke” halini almasıdır. Tek yapılması gereken hayata karışmaktır. Çünkü hayat onunla yol almayanları bir yerlere götürmez. Kişi başta kendi düşünceleri olmak üzere hayatla bağ oluşturmalıdır 

Her şeyin iyi tarafını görebilmeyi bir alışkanlık haline getirmek, büyük meziyet ve kazançtır.

“Düşünmek ve söylemek kolay, fakat yaşamak başarı ile sonuçlandırmak çok zordur” diyen ünlü yazarımız Ziya Gökalp’in de dediği gibi ne kadar güçlü olacağınızı, ne kadar şiddetli istediğiniz belirler. Unutmayınız ki; Arzu varsa çözümde vardır.
Sevgilerimle…

Bu yazı 2623 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar