Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri: Budapeşte
  • Reklam
Güner Çetin

Güner Çetin

Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri: Budapeşte

Yurtdışı gezimin son durağı Budapeşte’ye doğru yol alıyoruz. Yol üzerinde Slovakya’nın başkenti Bratislava’ya uğruyoruz. Tuna’nın incisi Bratislava nehir kıyısında Avrupa’nın en zengin başkentlerinden biri.  Bratislava Kalesi, St Martin katedrali, Mozart’ın 6 yaşında Maria Theresa’ya ilk konserini verdiği tarihi bina ile eski tarihi şehirde panoramik turumuzu tamamlıyoruz. Yola devam…

Budapeşte’deyiz. Burada Tuna bir başka güzel. Tuna nehri ikiye bölmüş. Zincir köprü Buda ile Peşte’yi birbirine bağlamış. Kahramanlar Meydanı, Opera, Parlamento Binası, Mathias Kilisesi, St Stephan Bazilikası ve Budapete’nin en güzel manzarasına sahip Gallert Tepesi görülecek yerler arasında.
Gallert Tepesi Buda tarafında yer alan, Tuna nehrinin manzarasının izlenebileceği en güzel tepelerden biri. St Stephan Bazilikası 8500 kapasiteli şehrin en büyük kilisesi. Kilisede kralın mumyalanmış elini saklayan kutsal emanet kutusu bulunmakta. Çan kulelerinden Budapeşte’nin muhteşem görüntüsünü de izledikten sonra otelimize yerleşiyoruz.

Akşam Tuna nehri gezisindeyiz. Tekne’de masalarımız hazırlanmış. Meşhur Goulash çorbası, tatlılar, meyveler… İştahımızı kabartıyor. Bizim yemeklerimize benziyor, hem sunum güzel hem de tatları. Zamanımız kısa, bir an önce yemeğimi bitirip serinliğe aldırmadan güverteye çıktım.

Geceyi aydınlatan binalar muhteşem bir görüntü sergilemekte. Bir yandan ikram edilen içeceği yudumlarken manzaranın keyfini çıkarıyorum. Köprülerin üzerinden yapılan ışık gösterileri muhteşem. Margaret Adası, şehrin tam ortasında aynı isimle karaya bağlanmış. Fransisken ve Dominik kilise kalıntıları ve manastır bulunmakta.

Tepelerde heykeller bütün görkemiyle, karanlıklar arasında kendilerini gösteriyor. Bir buçuk saatlik gezi çok çabuk bitti. Budapeşte’yi nehirden de görmüş olup geceyi bitiriyoruz.

Bugün de ilk durağımız Estergon. Türk tarihinde önemli stratejik öneme sahip, 150 yıl Osmanlı himayesinde kalmış kentin tarihi kalesini ve Macar Katolik kilisesinin merkezi Estergon Bazilikasındayız. Ayin’e rastlıyoruz. İlginç geldiği için yapılan Ayin’i de seyrediyoruz.

Tuna nehri kenarında yol alıyoruz. Köyler ve kasabalardan geçiyoruz. Visegrad kasabası gezilecek, elit bir yer. Burası dönemin Rönesans atmosferini yansıtıyor. Alışveriş için Szentendre isimli küçük bir kasabaya da uğruyoruz. Kristal, porselen ürünler, hediyelik eşyalar, içkiler vb. istediklerinizi bulabileceğiniz sevimli bir yer.

Akşam Budapeşte’nin otantik restoranındayız. Burası ormanın içinde bir yer. Geleneksel kıyafetler içerisinde Macar danslarını izliyoruz. Meşhur Macar Gipsy orkestrası danslarına seyircileri de katıp, herkesi coşturuyor. Yemeğimiz lezzetli, içkilerin tadı da harika. Birden orkestra Türkçe parça ya geçiyor. Hep beraber eşlik ederek eğleniyoruz. Kısa ama güzel bir geceyi tadında bırakarak dönüyoruz.

Prag- Viyana – Budapeşte turumuz böylece bitti. Hepsi de bir ortaçağ şehirleri olarak gerçek bir kültür merkeziydi. Sanat ile şehri birleştiren, renkli köprüleri ile sulu boya bir tabloyu andıran bu şehirler, tarih ve sanat kokan sokakları, müzeleri, meydanları, kafeleriyle gezilmesi gereken sanat şehirleri…

Bu yazı 1356 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar