Başkentimizi Tanıyalım
  • Reklam
Güner Çetin

Güner Çetin

Başkentimizi Tanıyalım

         Geçen ay, Ankara çevresinin doğal güzelliklerine yer vermiştim. Bu ay da başkentimizden uzaklaşmayıp müzelerini gezmeye ne dersiniz?

         Dünyanın en önemli müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ulus'taki heykelden kaleye doğru devam ettiğinizde,  Ankara Kalesi'nin güneydoğu kısmında, Atpazarı olarak bilinen semtte yer almaktadır. Müzede Paleolitik çağdan kalma aletlerden ve duvar resimlerinden başlayarak, Neolitik, Eski Tunç, Assur Ticaret Kolonileri, Hitit, Phyrigia, Urartu dönemlerine ait Karain, Çatalhöyük, Hacılar, Canhasan, Beycesultan, Alacahöyük, Boğazköy, Gordion, Pazarlı, Altıntepe, Adilcevaz, Patnoz kazılarından gelme çeşitli koleksiyonlar ve Yunan, Roma, Bizans dönemlerine ait örnekler; 15.yy. Osmanlı yapısı bedestenin on kubbeli büyük salonu ve salonu çevreleyen dükkanlar teşhir salonu olarak düzenlenmiştir. Ayrıca bu salonda, Hitit İmparatorluk (Alacahöyük) ve Geç Hitit (Malatya, Karkamış, Salçagözü) kentlerinin giriş kapılarına ait taş kabartmalar sergilenmektedir. Müze Pazartesi dışında her gün 09-17 saatleri arasında ziyarete açık.

         Dik yamaçlar üzerine kurulu Ankara Kalesi iç ve dış kale surları Bizans döneminden kalmadır. Hatip, Çubuk ve İncesu çaylarının buluştuğu noktanın yanındaki ovanın doğusunda Ankara'ya egemen bir tepenin üzerinde kuruludur. Osmanlı Ankara'sının 17.yy.dan itibaren ayakta kalmış birçok Ankara evi ve Alaaddin Camii bulunuyor. Restorasyonu tamamlanan kale ve civarı bugün Ankara'nın en hareketli bölgesidir.

         Ulus'ta Hacı Bayram Camii'nin bitişiğinde bulunan Augustus tapınağı yapının iki yan duvarı ile kenarları işlemeli olan kapı kısmı hala ayakta durmaktadır. Hacı Bayram Türbesi de, içinde Hacı Bayram ve yakınlarına ait sekiz sandukanın bulunduğu ünlü bir ziyaret yeridir.

         Ankara'nın tarihini gördüğümüz Ulus'tan yine ayrılmıyoruz ve Çankırı Caddesinde bulunan Büyük Roma Hamamı kalıntılarına gidiyoruz. Günümüze oldukça iyi durumda ulaşan yapı, üç ana kısımdan oluşmaktadır. Taş ve tuğla kullanılarak yapılmış olan Hamam, Spor alanı, soyunma bölümleri ve yüzme havuzundan oluşmaktadır. Buradan ayrıldıktan sonra yine yakın çevrede, Defterdarlık ve Valilik arasındaki küçük meydanda kare bir kaide üzerinde üst üste kurulmuş daireler şeklindeki tuğlalardan yapılma Julien Sütunu dikkatinizi çekecektir.

         Namazgah Semtine doğru devam ettiğinizde, Müslüman mezarlığı olan tepede kurulu Etnoğrafya Müzesi, Türk sanat eserleri ve etnografik malzemelerin sergilendiği zengin bir müze olduğunu görürsünüz. Atatürk'ün naşı, 1953 yılında Anıtkabir'e taşınana kadar burada kalmıştır. Bu kısım halen sembolik bir kabir şeklinde korunmaktadır. Müzede madeni eserler, dokuma giysiler, silahlar ve ahşap eşyalar sergilenmektedir. Etnoğrafya Müzesi'nin yanında yer alan Resim ve Heykel Müzesi 19. yy.dan günümüze kadar Türk resim sanatı ve Türk plastik sanatının örneklerini görebilirsiniz.            

            İ.Ö.3.yy.'da Galatlara, Frigyalılara başkentlik yapmış, Anadolu'nun ortasında olması nedeniyle önemli bir yerleşim yeri olan Ankara'yı Mustafa Kemal Atatürk de ülkenin başkenti olarak seçmiş ve I.Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılan bina, bugün de Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak işlevselliğini sürdürmektedir.

            Türk mimarlarının eseri olan olan Anıtkabir kent merkezinde, kaleden sonraki en yüksek tepe olan Anıttepe'dedir. Anıtkabir Barış Parkı ve Anıt Bloku olarak iki kısma ayrılmaktadır. Büyük bir tören alanı ve tören yolundan sonra Anıtkabir'e geniş bir merdivenle çıkılmakta, merdivenin iki yanında kuleler bulunmaktadır. Kulenin önündeki üç ayrı heykel topluluğu Atamızın ölümünden duyulan acıyı anlatmaktadır. Kulelerin arasından Aslanlı Yol'a gidilir. Bu yolda yirmi dört Hitit aslanı heykeli, yolun bitiminde de zafer alanı vardır. Atatürk ve Türk Devrim Kütüphanesi, Atatürk Müzesi ve sanat galerisi ile gezimizi bitirelim.

            Ankara'mız da bilinmedik yer bırakmamak, yerleştiğimiz bu şehri geçmişiyle daha çok tanıyarak, severek, hissederek yaşamak dileğiyle. 

Bu yazı 1665 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar