Düşler ve gerçekler arasında Mardin
  • Reklam
Güner Çetin

Güner Çetin

Düşler ve gerçekler arasında Mardin

Bu ay da dinlerin ve mezheplerin egemen olduğu gizemli şehir, Mardin'deyiz. Mardin gerçek anlamda bir müze. Mardin mimarisi, tarihi, kültürel yapısı, sosyal dokusu ile bu güne kadar gördüğümüz şehirlerden farklı. Bir kalenin üzerine oturtulmuş şehir eski ve yeni olmak üzere iki bölümden oluşuyor.

Şehrin tamamı SİT alanı olduğundan yeni yerleşim ve iş alanları şehrin girişindeki düzlük alandadır. Şehrin içine girildiğinde inişli çıkışlı daracık sokaklarında, insan kendini yüzyıllar öncesinde buluyor. Aynı zamanda hepsi bölgenin özgün taşlarından yapılmış tipik Mardin evleri. Bu görüntülerle başka bir dünyaya geldiğinizi hissediyorsunuz. Taşın insan yaşamındaki önemini, insanın taşı nasıl şekillendirdiğini görüyorsunuz.

Mardin yalnız şehir merkezi değil, çevresi ile de kültürel bir gezi için ideal bir yer. Önce kent merkezi içindeki önemli noktaları, evleri, dükkânları, medreseleri, kiliseleri gezip, ardından da Deyrulzafaran Manastırı başta olmak üzere Dara, Midyat ve Hasankeyf'i görmeliyiz.

Dünya Süryaniliğin merkezi olan Deyrülzafaran Manastırı Mardin'den 5 km uzaklıkta. Burada yalnız Süryanilik değil, güneşe tapanların tapınağı da bulunuyor. Manastır, Süryani Havariyum'un dan Petrus adına dikilen taşından kaynaklanan bir kutsallık taşıdığı ve İsa’nın Petrus'a 'Temel kaya sensin, senin üzerine kilisen inşa olacaktır' dediği için bu taşın dikildiği kilisenin de merkez olduğuna inanılmaktadır. Bu nedenle de dünyanın her yerinden Süryanilerce burası çok sık ziyaret edilmektedir.

Tarihte 'Dara Kalesi' olarak geçen su sarnıçları, Mardin'den Suriye sınırına giden Nusaybin yolu üzerindedir. Dara'da kalenin su gereksinimini karşılayan büyük hacimli sarnıçlar ve saray olarak bilinen yapının altında büyük bir mahzen ve anıtsal yapılar bulunuyor.  'Şifahane' de en ilginç yapılar arasında.

Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan Nusaybin de de görülmesi gereken tarihi yerleri ve Çağçağ Vadisi ve deresi bulunuyor. En çok dikkatimi çeken ve hoşuma giden de buradaki Mor Yakup Kilisesi hakkında öğrendiklerim. Kısaca bahsetmek istiyorum. Süryani Cemaati'nce çok önemli bir din adamı olan Mor Yakup’un yaptırdığı kilise. İznik'te 325 yılında toplanan Hıristiyanlığın ilk kongresine öğrencisi şair Mor Efram ile katılan Mor Yakup, döndüklerinde kilisenin bir devamı olarak Nusaybin Okulu'nun temelini atmışlar. Okul ertesi yıl hizmete girmiş.

Bölgede büyük ün yapan üniversitede, felsefe, mantık, edebiyat, geometri, astronomi, tıp ve hukuk eğitimi verilmiş. Tarihin içinden çıkıp biraz ara verelim, buralara gelmişken Nusaybin merkezden tarihi İpek Yolu'na çıkıp, yeşil bir dünya'ya gidelim. Çağçağ Vadisi binlerce yıldır Nusaybin ve çevresine bereket saçmakta.

Serinleyelim ve su üzerinde kurulmuş ahşap mekânlarda karnımızı bir güzel doyuralım. Ormanın içinde, çam, kavak ceviz, akasya... Ağaçlarının gölgesinde mangal yakılmış, buram buram et kokuları iştahımızı kabartıyor.

Mardin'den yaklaşık 1,5 saat uzaklıktaki Midyat’a gittiğimizde Mardin gibi bir müze kent karşılıyor bizi. Burası da Mardin gibi evlerin, taş konakların, kemerli geçitlerin, minare gibi yükselen çan kuleleriyle Süryani kiliselerinin bulunduğu ortaçağ kentini anımsatıyor.

Şimdi de bir doğa harikası hüzünlü bir şehir Hasankeyf’deyiz. Dicle boyunca yapılan ve Basra Körfezi’ne kadar açılan ticaretin önemli duraklarından biri Hasankeyf.

Artukluların  Roma çağından kalma ayaklar üzerine kurulduğu bir köprü kalıntısı, Romalıların kaya kütlesinde açtığı doğal kale, En yukarıda kuleyi andıran görünümüyle Küçük Saray, bir kuşatma anında Dicle’ye inip , su almayı sağlayan saklı geçit, eski bir kilise kalıntısı üzerinde yükselen Ulu Cami, Dicle'nin en durgun aktığı noktada tüccarların salla gelip konakladığı şimdi ise cafe olan 'Yol Geçen Hanı', Dağlardaki 6 bin mağara, asırlar önce içleri ince ince oyulmuş evler... hepsi de zamana meydan okuyor.

Ve... Ankara'dayız. Ankara'ya nasıl geldim, ben neredeyim! Uzun bir süre; kendimi Mardin'de hissettim. Geçmişten gerçeğe doğru, zaman tünelindeydim.

Güneydoğu'nun şiirsel şehrinden gerçek dünyaya döndüm. Sıra bir sonraki ay için başka güzellikler bulmaya...

Bu yazı 1277 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w