Fatsa'dan Perşembe'ye
  • Reklam
Güner Çetin

Güner Çetin

Fatsa'dan Perşembe'ye

Ünye'den sonra doğanın çarpıcı güzelliğini seyrederek tekrar yola devam ediyoruz. Solumuzda denize girenler, güzel kumsallar, solumuzda fındık ağaçları, yeşilin her tonuna sahip dağların eteklerindeki şirin evler eşliğinde gidiyoruz.
Yine Ordu ilinin güzel ilçelerinden birinde Fatsa'dayız. Deniz kıyısında çam ağaçları ile kaplı, lokantası ve piknik alanı olan mesire yeri konaklamak için uygun. Burada denizi seyredip,  karnımızı da doyurduktan sonra Fatsa’nın görülmeye değer yerlerini keşfetmeye çıkıyoruz.

Yapraklı köyü sınırları içinde Cıngırt Kayası Yerleşkesindeyiz. Burada bir dehliz, kaya mezarları, nişler, duvar kalıntıları ile çanak çömlek parçaları bulunmaktadır. Evkaf köyünün içinde Pond Devleti zamanından kalma kale, şato, kilise, manastır ve yapı kalıntılarına rastlanmaktadır. Bu kalıntılar büyük bir şehrin varlığını göstermektedir.

Fatsa'nın batısından güney doğuya Örencik köyünde olan Gaga Gölü’nü de görüyoruz. Etrafı ağaçlarla kaplı olan bu gölün ortasında çok küçük bir adacık var. Motorlu araçlarla gölün kenarına gidilebilir.

Tekrar kıyıya iniyoruz. Fatsa ilçesi Bolaman beldesinde zincirleme bir şekilde inşa edilmiş Bolaman kalesi dikkatimizi çekiyor.

Gözetleme ve karakol görevi için iç ve dış olmak üzere iki bölümden oluşmuş. İç kale kalenin batısında yer almakta, çok yüksek duvarları olan kesme taşlar kullanılmış.

İçinde bazilika planlı küçük bir şapel bulunmakta. İç kale üzerine ahşap bir konak yapılmış. Kademoğlu konağı olarak bilinen bu ev, iç kale üzerine çift cumbalı olarak yapılmış. 10 km sonra da Yalıköy var.

Bolaman ve Yalıköy çok güzel balıkçı köyleri ve yol üstünde kasaplarda yapılan etin tadı mükemmel. Bu beldelere girmek için yeni yapılan tünel yolunu kullanmayarak, deniz kıyısından ilerlemeyi tercih ettik. Perşembe yönüne devam ediyoruz. Manzara burada bir harika. Anlatmakla olmaz, buraları görmek lazım.

Etrafında yapılaşmanın olmadığı, görülmeye değer bir kilisenin olduğu Yasun Burnu'na geliyoruz. Kilise, Rumların mübadele ile ayrılmasından sonra cemaatsiz kalınca, zaman içinde harabeye dönmüş. Fakat 2004 yılında restore edilerek turizme açılmış. Karadeniz sahili boyunca üzerinde kilise bulunan tek yarım ada burasıdır. Doğal güzelliğiyle, güneşin doğuşu ve batışını izlemek hem de geleneksel Karadeniz mutfağından tatmak için ideal bir yer.

Bu güzel yerden de ayrılarak yine yola koyuluyoruz. Ama Medreseönünde de çayımızı içiyoruz. Her bir kıyı ayrı güzellikte. Caka kumsalında denizin güzelliğini görünce dayanamıyoruz. Ilık su bizi kendimize getiriyor. Burada da fındık ağaçları, meyve ağaçları ve yeşil çayırlar arasında ilerledikten sonra Çam Burnu’nu geçip Perşembe’ye geliyoruz. Eskilerin Vona olarak bildiği Karadeniz'in güzel kasabası Ordu'ya çok yakın. Aralarında 16 km. var.

Ordu'nun en güzel Şelalesi'nin bu şirin ilçede olduğunu öğreniyoruz. Kıyıdan uzaklaşıp içerilere Selimiye köyüne gidiyoruz. Çok büyük alanı kaplayan Kurşunçal ormanları kamp, trekking için uygun bir yer. Burası tipik bir dağ köyü, fındık bahçelerinin dışında tamamı orman.

En güzel görselliği çağlayan. Kurşunçal ormanlarının arasında olan Kurşunçal şelalesinin yüksekliği 100 m. kadar. Her yanımızı saran yeşilliklerden ve temiz havadan ayrılıp tekrar kıyıya iniyoruz.

İçeriler yağmur ormanlarını aratmayacak türde, kıyılar ise ayrı güzellikte. Bu büyük güzelliğin, bu doğanın eşsizliğinin hiçbirini kaçırmak istemiyoruz. Sıra sıra yemyeşil tepeler, sapsarı çiçekler, dereler, her taraftan akan sular, yol boyunca geçilen şirin ilçeler... Haydi, bu yaz Karadeniz’in doğusunu keşfetmeye...

Bu yazı 1280 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar