İzmir'in Hazineleri
  • Reklam
Güner Çetin

Güner Çetin

İzmir'in Hazineleri

Bu ay Ege’nin sıcağı artmadan Türkiye’nin en büyük tarihin zenginliklerine doğru yol almak istedim. Tarihi 10 bin yıl öncesine uzanan Selçuk, her yıl 2 milyonun üzerinde turist çeken Efes antik kenti, birbirinden güzel görüntüsüyle ikiz gölleri ve son yıllarda ünlenen Şirince Köyü…

Kentin ilk kuruluşu İon yerleşimi, daha sonra Kimmerlerin istilasına uğrayan kent, Lydialılar tarafından işgal edilmiş. Lydialılar kenti içeriye Artemis Tapınağı’nın bulunduğu yere taşımışlar. MÖ. 546’da Perslerin daha sonraki yıllarda sırasıyla, Lysimachoos, Bergama Krallığı ve Arap istilasına uğramış. Selçukluların yöreye gelmesiyle de Artemision çevresi ve bugünkü Selçuk ilçesi 1426 yılından itibaren Osmanlı topraklarına katılmış.

İşte böylesine uzun, görkemli tarihin izlerini görmeye tanıklık edelim ve bu yolculuğa Ayasuluk’tan başlayalım. Yalnız bir ayrıntıya dikkat çekmek isterim. Yüzyıllar boyunca nice insanın emeği ile yaratılmış, gün ışığına çıkarılması için de nice emek harcanmış bu tarihi yerleri görmek için uzunca bir zaman ayırın. Çünkü görülecek çok şey var…

Selçuk’un simgesi kalesi. Kale kentin kuzeybatı ucunda yükselen Ayasuluk Tepesi’nin üzerine kurulduğu için her yerden görülebiliyor. 14’üncü yüzyılda Türklerin eline geçtikten sonra da Ayasuluk adı kullanılan bölge, Selçuk adını 20’nci yüzyılın başlarında aldı. Ayasuluk Tepesi aynı zamanda Efes’in kurulduğu ilk yer. Bizans döneminde inşa edilen kalenin içinde Selçuklu camisi ile hamam ve sarnıç bulunuyor. Hristiyan efsanesi havarilerinden Aziz John’un bu tepede yaşadığı ve burada öldüğü söyleniyor.

Mezarının bulunduğu yere bir kilise yapılmış. Mezarı kubbeli bölümün altındadır. Tepeyi çeviren surlar Erken Hristiyanlık Dönemi’nda yapılmış. Tepenin altındaki İsa Bey Camisi Selçuklu taş işçiliğinin güzel bir örneği. Kent içinde kalan su kemerleri ise Bizanstan kalmadır.

Dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Artemis Tapınağı da Selçuk’ta. İÖ 6’ncı yüzyıla ait Artemis Tapınağı, İÖ 356 yılında adını tarihe geçirmek isteyen Herostratos tarafından yakılıp ve aynı yüzyılda yeniden inşa edilmiş. Tapınağın 127 sütundan bugüne sadece, leyleklerin üzerinde yuva yaptığı bir tam sütun ile küçük bir parça kalmış.

Hellenistik dönemde yapılan bu tapınak dünyanın yedi harikasında yerini alır. Burada altın ve fildişi eserler bulunmuş ve sunak ortaya çıkarılmış. St, Jean Kilisesi ve İsa Bey Camii de yine burada. Yani Selçuk’ta pagan, Hristiyan ve Müslümanlara ait kutsal yapılar aynı alanda yer alıyor.

Meryem Ana’ya giderken Panayır Dağı eteğinde, Anadolu’da yaygın olan bir Yedi Uyuyanlar efsanesi ile karşılaşılır. Hristiyan olan yedi genç baskılar karşısında saklanıp, 200 sene uyuduktan sonra bu mağarada uyanmışlar. Normal ölümle dünyadan ayrıldıklarında da buraya gömülmüşler.

Selçuk’un dokuz kilometre güneyinde bulunan Meryemana Evi, etrafında giderek artan tesislerle canlı bir turizm haline geldi. Hristiyanlar kadar Müslümanlardan da yoğun ilgi alan Meryemana Evi’nin karşısındaki çeşmeden akan suyun şifalı olduğuna inanılıyor. Hz. İsa’nın annesi Meryem’in son yıllarını St.Jean ile birlikte geçirdiğine inanılan kilise, Hristiyanlar için hac yeri.

Bu civarda bulunan Belevi Mausoleum’u da ilgi çekici bir kalıntıdır. Tamamlanmamış Hellenistik mezar anıtının tarihi ve kimin için yapıldığı bilinmemektedir. Bodrum’daki Halikarnos’tan sonra eski Anadolu’nun en büyük mezar yapısıdır. Bulunan heykeller Efes ve İzmir müzelerindedir.

Bu yolculuğun kısa sürmemesi gerektiğini söylemiştim. Muhteşem uygarlığı günümüze taşıyan Efes’le bir sonraki yazımda yola devam…

Bu yazı 1339 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w