PRAG
  • Reklam
Güner Çetin

Güner Çetin

PRAG

Arnavut kaldırımlı, dar sokaklı, yağmurlu, efsunlu şehir. Hitler'in hayran kalıp bombalatmadığı iki şehirden bir

PRAG

Altı arkadaşla aylar önce erken rezervasyonla Prag-Viyana-Budapeşte turuna başvurmuştuk. Benim için ilkti yurt dışı gezisi. Nihayet gün geldi. Uçağa bindiğimde artık gerçekti. Turumuzun ilk durağı Prag ve ben sadece fotoğraflarda gördüğüm bu büyülü şehri görecek ve sokaklarında dolaşacaktım. Ama uçak saatinde havalanamadı, on dakika sonra pilotun sesiyle bagajlarda sorun olduğunu öğrendik. Yaklaşık 20 dk. sonra nihayet havalandık ve Prag’dayız.

Ancak bagajlarımızı almaya gittiğimizde kimsenin bavulunun gelmediğini, daha sonra otelimize geleceğini öğrendik. Aksilikler yaşamamıza rağmen çok umursamadım. Moralimi hiçbir şey bozamazdı. Rehberimiz ve otobüsümüz bizi bekliyordu.

Şehir turu için hareket ettik. Öncelikle Prag tarihinin temeli tepeye varıyoruz. 9. Yüzyılda yapılan kalenin duvarları içinde saray, manastır ve üç kilise bulunuyor. Cumhurbaşkanının karargahı olan kalenin surları içinde Aziz Vitus katedrali baş döndürücü azametiyle karşımızda.

Gotik katedraldeki I.Ferdinand’ın mozolesi, 20. Yüzyıl Çek vitray örnekleri ve antik dini objelerle hayranlık uyandırıyor.  Yedi tepenin üzerine kurulduğu ve Vitava Nehri’nin kollarının geçtiği bu güzel kentte tepeden manzaraya bakıyoruz.

Eskiyle yeninin iç içe geçtiği, bizim şehirlerimizde olmayan düzgün güzel görünümlü kırmızı renkli çatıları, süslü binaları panoramik görüntüsünü de gördükten sonra birden Cumhurbaşkanlığı önünde kalabalık çoğalıyor. Bizde kalabalığın içine girerek nöbet teslim törenini de izledikten sonra oradan ayrılıyoruz. Tepeden aşağılara iniyoruz. Vitava Nehiri üzerinde birçok köprüden en önemlisi Karluv Köprüsü (Charles Bridge)  savaş, direniş ve doğal afet görmesine rağmen halen kulesi ile dimdik ayakta. Bu köprüde sağlı sollu birçok heykel görülmeye değer.

Araç trafiğine kapalı olduğu için rahatlıkla yürünüyor. Bu şehir tam bir açık hava müzesi. Her yer cıvıl cıvıl, her yer sanat eseri. Eski Kent’i Mala Strana’ya bağlayan 14. Yüzyıldan kalma Karluv Köprüsü azizlerin heykelleri ile donatılmış. Üzerleri altın varakla kaplı heykeller zamanla kararmışlarsa da tarihi ve eski çağları yaşatıyor, bizlere. Köprünün altından gezinti tekneleri geçiyor.  Köprünün sonunda bulunan kulenin Avrupa’nın en güzel köprü kulesi olduğu söyleniyor. 64 metrelik kulenin doğu ve batı ön yüzlerinde heykel süslemeleri muazzam.

Fakat batı yüzündekilerin bir kısmı 1648’de savaş sırasında zarar görmüş ve daha sonra çıkarılmış. Köprünün tam ortasında eski kent. Turist grupların yoğunluğu ile sokaklar darlaşıyor. 22 Numaralı evin Kafka’nın yaşadığı ev olduğunu öğreniyoruz. Prag Kalesi’ni Karl Köprüsü’ne bağlayan tarihi sokak Nerudova Caddesi ismini Çek yazar Jan Neruda’dan almış. Caddede birçok otel, restoran ve küçük mağaza bulunmakta.

 Stare Mesto yani eski kent, Prag’ın en ünlü ve eski semti. Eski dokusu muhafaza edilmiş, yeni binaların bile eski dokuya uyum sağlamasına dikkat edilmiş.

Meydanın ucu bucağı turist kafileleriyle, hediyelik eşyalarla, kafelerle süslenmiş. Meydanda astronomik saatin gongunu duyuyoruz. Her saat başı yaptığı birkaç saniyelik animasyonu seyrediyoruz. 15. Yüzyıl başlarında yapılan kule, mekanizması ile mükemmel.  Saat başlarında, içerideki on iki havariyi temsil eden kuklaların gösterisi hayli kalabalık seyircisiyle ilgi çekici.

Astronomi saati, Ay’ın ve Güneş Sistemi’nin Dünya’ya göre konumunu belirliyor. Meydanı çevreleyen en göz alıcı gotik bina Our Lady Before Tyn Kilisesi. Bohemya’da reform hareketleri ile özdeşleşen kilise, Danimarkalı gökbilimci Tycho Brahe’nin mezarını da içinde barındırıyor. Kentin Altın Prag anlamına gelen ‘Zlata Praha’ adını da bu kilisenin altın yaldızlı çatısından aldığı söyleniyor.

Mala Strana’da bulunan, 17. yüzyılda inşa edilmiş Wallenstein Sarayı 23 odası ve birçok bahçesi bulunan saray, günümüzde Çek Senatosu’na ev sahipliği yapıyor. Sarayın bahçesi ziyarete açık ve ücretsiz. Burayı da gezdikten sonra bu günkü gezimizi bitiriyoruz ve otelimize yerleşiyoruz.

Yoğun ve güzel bir gün geçirdik. Şanslılar arasındayım. Benim bavulumla beraber gece çoğumuzun bavulu geldi. Diğerlerinin ki ertesi gece gelecekmiş. Yine de sinirlenmemeye çalışıyoruz, olumsuzluklara yenik düşmeden keyfimizi kaçırmayacağız.

Altın yaldızlı kuleleri, inci köprüleri, durgun akan nehri, heybetli kiliseleri, meydanları ile Prag görülmeye değer. Bizim alışık olmadığımız trafiksiz, insan seli olmasına rağmen kargaşadan uzak bir kent ile karşılaştığımı düşünerek ve iyi ki gelmişim diyerek ertesi güne dinç kalkmak için uykuya dalıyorum

Bu yazı 1399 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar