Sanat Şehri Viyana
  • Reklam
Güner Çetin

Güner Çetin

Sanat Şehri Viyana

Artık Çek topraklarını geride bıraktık. Şehir’den şehir’e  geçiş yapar gibi şimdi de Avusturya’dayız. 

Viyana’ya varışımızın ardından panoramik şehir turu yaptık; Opera, Üniversite, Parlemento Binası, Tiyatro, Prater, Holfburg ve Müzeler bölgesi ‘ni gezdik.

Viyana köklü bir kültür ve sanata sahip. Burada her köşede tarihi bir yapı, kültürel etkinlikler ve müzeleri gördük. Birbirinden görkemli sarayları, devasa kiliseleri ve katedralleriyle, tuna nehri ile etkileyici. Holfburg Sarayı en tanınmış imparatorluk sarayları arasında. Bu sarayda Avusturya tarihinin en zengin ve güçlü aileleri yaşamış. Değişik mimari anlayışı ile yapılan sarayda, aralarında Sisi diye bilinen İmparatoriçe Elizabeth’inde bulunduğu imparator ve imparatoriçelerin daireleri, kraliyet mücevherleri gibi objeler bulunuyor.  

Hitler de, İkinci Dünya Savaşı zamanlarında bu sarayın balkonundan konuşma yapmış. Günümüzde ise saray Avusturya başbakanının konutu olarak hizmet vermekte. Bir başka görkemiyle ve havuza yansıyan görüntüsüyle zihnimizde yer edinen Belvedere Sarayı…

Viyana'da dış görüntüsüyle dikkatimizi çeken iki bina rengarenk inşa edilmiş. Bunlardan ilki, Hundertwasserhaus sanatçı Friedensreich Hundertwasser’in düşüncesiyle mimar Joseph Krawina, diğeri de Kunsthauswien, Friedensreich Hundertwasse’ın düşüncesiyle inşa edilmiş.Viyana’nın eski şehir merkezi Innere Stadt dar sokakları, tarihi binaları, kiliseleri ile tam bir Orta-Yeni Çağ Avrupası.

Meydandan kalkan faytonlar ve kiralanan bisikletler gezi için ideal seçenekler arasında. Ancak zamanımız kısıtlı olduğu için biz bu seçenekleri değerlendiremedik. Yorgunluğumuzu ve açlığımızı gidermek için Viyana’nın en meşhur yemeği Şnitzel ve Patates Salatasının tadına vardık. Gerçekten de daha önce yediğimiz şnitzelden farklıymış. Tabii ki, Avusturya’nın meşhur kahvelerini de tadına da baktık.

Viyana’da ikinci günümüz. Yine erkenden yollara düştük. Küçük şirin evlerin arasında yol alıyoruz. Buranın şarap evleri olduğunu öğreniyoruz. Sezonu olmadığı için buradan durmadan geçiyoruz. Çünkü durağımız Viyana Ormanları.

Ama daha önce meşhur bir maden ocağına uğruyoruz. Maden ocağı iken bir patlama sonucu su dolarak yer altı gölü olan ve ikinci dünya savaşı sırasında Nazilerin gizli savaş uçağı ürettikleri Seegrote, mutlaka görülmesi gerekir. Çok ilginç ve egzotik bir yer. Mağara’nın içinde nehirde turumuzu da yaptık ve bir Orta Çağ keşişhanesi olan ünlü Mayerling Faciası’na konu olan bugün Carmelita rahibelerinin yaşadığı manastır konumunda olan Mayerling Av Köşkü’ne geldik. Burada acı bir aşk hikayesi var.

İmparator  Franz Joseph’in karşı çıkmasına rağmen tek oğlu Rudolf ve Marie Vetsera bu av köşkünde büyük aşk yaşamış ve burada öldürülmüşler. Tek oğul olduğu için bu olay Habsburg hanedanının sonunu getirmiş ve kendisinden çok daha büyük etkiler yaratmış. Bu güzel ve hüzünlü yerden de ayrılıyoruz.

Turumuzun son durağı küçük ve şirin bir kaplıca şehri Baden.  Göller ve orman içinde ilerliyoruz. Beethoven’ın 9. Senfonisi’ni bestelediği Kaplıcalar ve tabiat şehri’nden geçip tepede nehir manzaralı kaplıca’nın restorantında lezzetli yemeğimizi de yiyerek burada ayrılıyoruz.

Viyana, müzik alanında pek çok bestekâr çıkarmış, müzik ve sanat ile her zaman iççice olmuş, savaşlara konu olmuş Tuna nehrinin bir bölümünün aktığı, sarayların ve müzelerin bolca olduğu bu hayaller şehrini de geride bırakıyoruz…

Bu yazı 1347 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar