Çinli Düşünür Lao Tzu anlatıyor...
  • Reklam
Merve Aksu

Merve Aksu

Yelken

Çinli Düşünür Lao Tzu anlatıyor...

Bugün sizinle çok sevdiğim bir öyküyü paylaşmak istiyorum. İki yıl önceki doğum günümde sevgili patronlarım,Güven beyle,Korkut beyin bana hediye ettikleri (Tao Te Ching kitabından) Taoizmin kurucusu kabul edilen, önemli bir Çin filozofu olan Lao Zi, aşağıdaki öyküyü çok sever ve öğrencilerine anlatırmış;

Köyün birinde çok yaşlı ve fakir bir adam varmış. Adam ülkenin ücra bir köyünde yaşıyormuş ama şöhreti saraya kadar ulaşmış. Zira adamın dillere destan bir beyaz atı varmış.

Kral, dillere destan beyaz at için yaşlı adama binlerce altınlık servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.

"Bu at, bir at değil benim için, bir dost. İnsan dostunu satar m?" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarin başına toplanmış.. "Biz seni akıllı bir adam bilirdik. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler.

İhtiyar, "Hüküm vermek için acele etmeyin. Sadece 'At kayıp' deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz" demiş.
Köylüler ihtiyar adamla alay etmişler, kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine... Dönerken de, vadideki 12 vahşi ati peşine takıp getirmiş.

Bunu gören köylüler toplanıp ihtiyardan özür dilemişler. "Babalık" demişler. "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için. Şimdi bir at sürün var."

"Hüküm vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?"
Köylüler bu defa ihtiyarla açıktan dalga geçmemişler ama içlerinden "Bu adam sahiden saf, sevinilecek bir duruma da sevinmiyor" diye geçirmişler. Aradan bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara. "Bir kez daha haklı çıktın" demişler.

"Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar adam, "Siz erken hüküm verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş.

"O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin değerlendirmeniz. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını asla bilemezsiniz.

Birkaç hafta sonra, yaşlı adamın ülkesine düşmanlar büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş.

Köylüler, yine ihtiyara gelmişler. "Bir kez daha haklı olduğun ortaya çıktı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, nasiplilikmiş meğer."

"Siz hüküm karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin nasiplilik, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Tanrı biliyor.

Lao Tsu hikâyeyi burada keser ve öğrencilerine şöyle dermiş,

"Acele hüküm vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir kesitine bakıp tamamı hakkında hüküm vermekten kaçının. Acele hüküm aklın durması halidir. Hüküm verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima acele hüküm vermeye zorlar.
Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."

Benim bu öyküden çıkardığım ve hayatıma da uyğuladığım yorum ise;

Başarılı ve mutlu yaşamak istiyorsanız; insanların sizi negatif programlarla yüklemelerine izin vermeyin ve pozitif düşünen, hayata sıcacık bakan mutlu olan ve mutlu eden insanlarla birlikte olun. Sosyal bir varlık olarak sürekli çevrenizi pozitif insanlarla genişletin. ve negatif olan insanları ya hayatınızdan çıkarın, ya da kulaklarınızı tıkayın Onların sözlerinin sizin zihninizi olumsuz programlamasına engel olun.

Sizce?

Bu yazı 171 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar