Akşener, Erdoğan’ı zorlayabilir mi?
  • Reklam
  • Reklam
Murat Yetkin

Murat Yetkin

Akşener, Erdoğan’ı zorlayabilir mi?

Meral Akşener aylardır konuşulan partisinin “yürüyüşünü” nihayet dün, 22 Ağustos’ta başlattı. Bunu açıklamak için de Koray Aydın’ın MHP’den kesinkes koparak yeni parti hareketine katılma törenini seçerek verdiği önemi gösterdi.

Çünkü yakın zamana dek MHP’nin teşkilatından sorumlu olan ve muhalif olduğu zaman dahi MHP lideri tarafından çekirdekten yetişme ülkücü olarak övgü alan Koray Aydın’ın katılmaması halinde Akşener’in kuracağı partinin seçimlerde ciddi bir yüzde 10 ülke barajı sorunu olabilirdi. Şimdi bu sorun ortadan tamamen kalktı demek istemiyorum, ama Akşener’e bir rahatlama sağladığı ortada.

Yeni partinin Ekim ayında, bir duyuma göre Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim’de, Mustafa Kemal Atatürk’ün İstiklal Savaşını başlattığı Samsun’da kuruluşunu duyurması bekleniyor.

Akşener dün Erdoğan’ın “kandırıkçı ve kandırılmış” AK Partisini sandık yoluyla alaşağı edecek yürüyüşünü başlattığını ilan etti ama bu önemli iddiasını gerçekleştirmek için atması gereken başka adımlar da olduğu görülüyor.

Örneğin Akşener’in kurmakta olduğu partinin önemli isimlerinden Ümit Özdağ geçenlerde Hürriyet gazetesine verdiği mülakatta “merkez oylara” talip olduklarını, merkez partisi olacaklarını söyledi.

Ancak yeni parti, kurucu kadroları, vitrin isimleri ve söylemi bakımından MHP’den kopan isimlerin partisi görünümünde hala. Örneğin dün Aydın’ın konuşmasındaki ton daha çok ülkücüler arasındaki ideolojik ayrışmayı anlatan bir ağırlık taşıyordu, ülkenin yönetimine talip olan bir hareketten bundan daha fazlası beklenir.

Mevcut haliyle yeni partinin MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a en zor anlarında stratejik destek veriyor olmasına tepki duyan MHP’lilerin, özellikle Kürt meselesindeki katı Türk milliyetçisi duruşuyla belki kırsal kesimde sınırlı miktarda CHP seçmeninin dikkatini çekmesi mümkün.

Oysa Akşener’in Erdoğan’ı zorlaması için Erdoğan’ın asıl sorunu olan şehirli, belli ölçüde yaşam tarzı rahatsızlığı yaşayan, ancak istikrar ve seçeneksizlik gibi nedenlerle AK Parti’ye oy veren kitleye ulaşabilmesi gerekiyor. Mevcut kadroları, vitrini ve söylemi buna uygun değil.

Akşener’in bir kadın siyasetçi olarak partisine liderlik etmesi, kendisini feminist sayan bir erkek olarak beni memnun ediyor ama kadın lidere sahip olması yeni partinin (altını çizerek tekrarlamak istiyorum ki) mevcut haliyle modernist, şehirli, eğitimli, merkez seçmene hitap eden bir parti olmasına yetmiyor. Bu haliyle yeni parti ancak MHP ve sınırlı miktarda CHP seçmenine göz dikmiş, ancak AK Parti seçmeninin dikkatini nasıl çekeceği açık olmayan bir çizgi sergiliyor.

Merkez sağ siyasette öne çıkmış isimlere, daha genç, dinamik, eğitimli isimlere, liderin yanında duracak parti kademelerinde de daha çok kadın siyasetçiye ihtiyacı var Akşener’in. (Bu dediklerim aynen CHP ve MHP için de geçerli, ama şimdi konumuz onlar değil.) Bir de söylemini, dün Erdoğan’ın vurguladığı üzere “Eski Türkiye’yi geri getirmek” olarak algılanabilecek bir nostalji yerine, Erdoğan’ın değil, kendi hayalindeki “Yeni Türkiye” hedefine doğru kurması ile ayrışıp dikkat çekebilir.

Tabii burada Akşener ve yol arkadaşlarını bekleyen bir tehlike var. Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan de, Ak Parti sözcüsü Mahir Ünal da, dolaylı yollardan Fethullahçılık uyarısı yaptılar. (Unutmayalım ki geçen yıl Aydın dahi Akşener’in çevresi için benzeri imada bulunmuştu; demek ki bulunmadığına şimdi ikna oldu ki, kendisi de katıldı.) Bu uyarıların bir sonucu, artık bir daha AK Parti’den milletvekili gösterilme umudu olmayan bazı AK Parti, hatta diğer partilerden vekiller üzerinde Akşener’e katılma konusunda caydırıcı etki oluşturması olabilir. Her an her yerden gelebilecek Fethullahçılık suçlamasının bir savcı tarafından suç duyurusu sayılması halinde bu milletvekillerinin kendilerini yasal süreçle karşı karşıya bulma ihtimalleri mutlaka hesaba katılacaktır. Bu koşullar altında Akşener’in 20 milletvekili ile Meclis’te grup kurması ilk başarısı kabul edilecektir.

Türkiye’de siyaset doğru zamanda ortaya çıkan yeni örgütlenmelere, yeni söylemlere her zaman açık olmuştur.

AK Parti’nin 2001’de kuruluşundan bir sene sonra iktidara gelmiş olması bunun kanıtı. Bir başka kanıt da, HDP’nin 7 Haziran 2015’de aldığı sürpriz sonuç ve o sonucun hendek-barikat siyasetinin arkasında durmasıyla heba edilmesi.

Dolayısıyla Akşener’in liderliğinde kurulacak sağdaki yeni partinin de Türkiye’deki siyasi tabloda yer bulması, dolayısıyla Erdoğan’ın siyasi güç denklemini zorlaması mümkün, ama yeni adımlarla etki yelpazesini genişletebilmesi şartıyla. Akşener’in kadro, vitrin ve söylem takviyesine ihtiyacı var gibi görünüyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar