Ankara'da ince ayar günleri
  • Reklam
Murat Yetkin

Murat Yetkin

Ankara'da ince ayar günleri

Gül "yargı bilir" noktasına geldi. ÖSYM'ye erken kefil olan devlet büyüklerinden bir kısmı sessizliğe bürünürken, bir kısmı inkâr safhasını aşamıyor.

İnkâr safhası, aslında tıpta kullanılan bir deyim. Özellikle ağır hastalıklar, hasta açısından bakılınca beş safhada ele alınıyor: İnkâr, isyan, pazarlık, depresyon, kabullenme.
İnkâr safhası ne kadar uzun sürerse, tedavi de o kadar geç sonuç vermeye başlıyor.
Bu tıp deyimi siyasette de kullanılıyor. En yakın örnek, Watergate skandalını ortaya çıkararak ABD Başkanı Richard Nixon'u deviren iki gazeteciden biri olan meslek ustalarından Bob Woodward'ın ikinci George Bush döneminin, Irak başta olmak üzere skandallarını anlattığı "State of Denial-İnkâr Safhası" kitabı; başka türlü okunduğunda "İnkârın Devleti" anlamı da çıkarılabilir.
Üniversite giriş ilk basamak (YGS) sınavındaki bazı cevap kalıpları olduğu (ki şifre lafı yapıştı kaldı) ve bunların tekrarlandığı iddiaları ilk ortaya atıldığında ilk inkâr eden Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ali Demir oldu. Demir, 3 Nisan'da yaptığı basın toplantısında bu "şifre" ya da cevap kalıbının, yalnızca basına dağıtılan örnek soru kitapçığında olduğunu söylemişti.
Aynı gün Endonezya'ya hareket eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, daha atamasını birkaç gün önce imzaladığı Demir'in açıklamasının tatmin edici olduğunu söyledi; onu çağırıp bilgi almış ve ona güvenmişti. 

"Mahcup olacaklar"
Ertesi gün 4 Nisan'da ilk açıklama sabah saatlerinde Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'dan geldi. Savcılığın soruşturma başlattığı haberiyle eşzamanlı gelen açıklamasında "Cahillik düzeyinde diyebileceğim açıklamalardan kaçınalım" uyarısında bulunan Çubukçu, bu iddiaları ortaya atanların, gerçekler ortaya çıkınca "mahcup olacağını" da söylüyordu.
Aynı gün Bakanlar Kurulu toplantısının ardından soruları cevaplandıran Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de ÖSYM Başkanı'nın izahının tatmin edici bulunduğunu açıkladı. Çiçek kendisini şahsen bağlamamaya özen gösterdi.
Basının bir kısmı da tatmin olmuştu ve "şifre" ya da cevapların belli düzen içinde tekrarını yazan meslektaşlarını hedef alıyorlardı.
Radikal 5 Nisan günü, "Sınavdaki İkinci Şifre" manşetiyle çıktı. Radikal'in "baş şifre kıranı", Yazıişleri Müdürü Hakan Çelenk ile muhabirimiz Betül Kotan'ın baş başa çalışmasında sonuç, Demir'in öne sürdüğü gibi yalnızca basına verilen kitapçıkla sınırlı kalmayan bir yanlışlığı gösteriyordu. Gerçek soru kâğıtlarında, basına verilen kopyadan daha sık tekrarlanan ve matematik bölümündeki 40 sorudan 30'unun çözüme gerek kalmadan doğru yanıtlanabildiği bir cevap kalıbı döngüsü söz konusuydu.
Radikal'in "Şifre çözmenin en kolay yolu" başlığıyla çıktığı 6 Nisan günü, Prof, Demir ekibiyle birlikte bir basın toplantısı düzenledi. 

Gerçek anlaşıldıkça
Demir basın toplantısında aslında her şeyi söyledi; ama açıkça söylemedi. Görünüşte inkâr safhasındaydı ama şimdi baktığımızda anlıyoruz ki, inkâr, isyan ve pazarlık safhalarını geçip depresyonu da geri bırakmak üzereydi. Çünkü daha birkaç saat sonra Ankara Haber Müdürümüz Deniz Zeyrek ve yine muhabirimiz Betül Kotan'ın bütün basını atlatıp ÖSYM'ye girerek aldığı habere göre, Demir o sabah oraya gelmeden önce, en azından 5 Nisan akşamında soru kitapçıklarının basımında vahim bir hatanın yapılmış olduğunu geç olsa da saptamışlardı. Demir'in basın toplantısında "Acemilik", "Eksiklik", "Daha titiz", "Daha dikkatli" ifadelerini kullanması rastlantıyla ağızdan kaçmış ifadeler değil, apaçık özeleştiriydi. Soruların basıldığı Meteksan matbaası çalışanları için kullandığı "İşgüzar arkadaş, ifadesi de öyle...
Cumhurbaşkanı Gül, aynı gece Türkiye'ye dönerken bu konu sorulduğunda "Yargıya bakılmalı" dedi. Daha önceki ifadesini ise Demir'in kendisine verdiği bilgi üzerine, öğrencilerin moralini bozmama isteğine bağladı; anlaşılabilir bir açıklama.
Ama herkes devlet işlerinde Cumhurbaşkanı kadar rahat davranamıyor. Örneğin Yüksek Öğrenim Kurulu (YÖK) Başkanı Yusuf Ziya Özcan, hâlâ "İnkâr safhasında", basına verilen kitapçık çizgisini sürdürüyor. AK Parti kademelerinden, sanki üniversite sınavları her sene bu zaman yapılmıyormuş gibi, konunun "seçimler öncesi istismar edildiği" açıklamaları zayıflayarak da olsa gelmeye devam ediyor.
Durumu anlayan ve aslında işi anlamadan erken kefil olmanın seçim maliyeti getireceğini anlayanlar mı ne yapıyor? Şimdilik susuyorlar. Ankara'da ince ayar günleri başlıyor.

 

Bu yazı 1278 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w