CHP devlet değil, halk odaklı olacak
  • Reklam
Murat Yetkin

Murat Yetkin

CHP devlet değil, halk odaklı olacak

Aile Sigortası'ndan sonraki çıkışını "Sivil Toplum" olarak yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu "Hedef özgürlükçü demokrasi" diyor. "Ekonomik özgürlüğü olmayanın, siyasal özgürlüğü olmaz". CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun en sevdiği siyasi sloganlardan birisi, CHP'yi sosyal demokrasiyle tanıştıran Bülent Ecevit'in bu cümlesi. Dün Ankara'da bir grup gazeteci ve yazarla düzenlediği kahvaltılı toplantıda buluşan Kılıçdaroğlu, belki de bu yüzden söze "Hiç mütevazı olmadan söylüyorum" diye başladı; "CHP Türkiye'de siyasi değişimin adresi olmuştur". Bunu da şöyle açıkladı: "Cumhuriyeti kuran, çok partili siyasi hayatı başlatan, Türkiye'yi sosyal demokrasiyle tanıştıran CHP olmuştur." CHP şimdi Türkiye'de dördüncü siyasi değişime hazırlanıyordu; bunun adı "Özgürlükçü demokrasi" idi. Kılıçdaroğlu'na göre, "Cumhuriyet tarihinin en büyük paylaşım projesi" olan "Aile Sigortası"nın hemen ardından "Özgür İnsan, Kardeşçe Yaşam" sloganıyla başlatılan "Sivil Toplum" projesi, aynı "Ekonomik özgürlük-siyasi özgürlük" denkleminin parçalarıydı. Zaten AK Parti'nin KÖYDES-BELDES yardımları yerine "Aile Sigortası'nı önermelerinin nedeni de, Türkiye'deki 12 milyon 750 bin küsur yoksulun üretilen zenginlikten pay almalarını şu ya da bu iktidarın hayırseverliği değil, sosyal devletten alacakları pay olarak görmelerini sağlamaktı. Kılıçdaroğlu açıkça "Bu kesimi böylece arka bahçeleri haline getirdiler. Oradan bu yüzden oy alamıyoruz. Ama artık alacağız, çünkü bunun hakları olduğunu anlatıyoruz" dedi. "Özgürlükçü Demokrasi", hem Kılıçdaroğlu'nun, hem de sunuma katkıda bulunan iki Genel Başkan Yardımcıları, Sencer Ayata ve Umut Oran'ın ayrı ayrı söylediği gibi, bir "Sivil Toplum Kuruluşları ile ilişki" projesi değil. Anladığım kadarıyla bu Türkiye'nin toplumsal olarak "sivilleşmesi" projesi. Bence aynı zamanda CHP'deki sivil özü açığa çıkarma ihtiyacının da dışa vurumu. Zaten "CHP devlet değil, halk odaklı olacak" sözü bunu gösteriyor. Hazırlanan raporda CHP'nin sivil toplum anlayışı Devlet baskısına, (Ayata'nın "Belli bir cemaat değil, sosyolojik anlamda' diye vurgulamak ihtiyacı duyduğu) cemaat, yani çevre baskısına ve İnsana "neo-liberal" piyasacı bakışa karşı şeklinde anlatılıyor. CHP'nin "Kayırmacı ve dışlayıcı devlet-sivil toplum ilişkisi anlayışına" karşı olduğu da vurgulanmış.Sivil toplum anlayışı "Özgür insan, örgütlü insandır" diye özetleniyor. Kılıçdaroğlu, 12 Eylül 1980 darbesi öncesi 42 milyonluk Türkiye'de 2.5 milyon sendikalı işçi varken, bugünün 72 milyonluk Türkiye'sinde sendikalı işçi sayısının 650 bin olmasını örnek olarak verdi. Bilim Kurulu'nda görevli İdil Aybars ile birlikte hazırladıkları teknik sunumu yapan Aykan Erdemir'in verdiği bilgilere göre, örneğin sosyal demokrasinin ileri örneklerinden Norveç'te, bırakalım dernek üyeliğini toplumdaki sosyal gönüllülerin oranı nüfusun yüzde 52'sini bulurken, Türkiye'de dernek üyelerinin nüfusa oranı yüzde 10 civarındaydı. CHP'nin sivil toplum reçetesi CHP'nin toplumun sivilleşmesi için öngördüğü reçete ise şu başlıklarla açıklandı dün: 1- Devlet güdümlü sivil toplum anlayışına son verilecek; 2- Sivil toplum temsilcilerinin karar mekanizmalarına katkısı için yasa çıkarılacak; 3-Örgütlenme özgürlüğü önündeki bürokratik engeller kaldırılacak; 4- STK'ların şeffaflık kaydıyla yardım toplamasının kolaylaştırılması için yasa çıkarılacak; 5- Kamu yararı çerçevesinde vergi kolaylıkları getirilecek; 6- Dernekler Dairesi, cezalandırıcı değil yol gösterici olacak; 7- Örgütlenme kültürü için okullara sivil toplum dersi konulacak; 8-Yerel yönetimler, STK'ların ortak altyapı hizmetlerinden yararlanabilmesi için "Sivil toplum merkezleri" kurmaya teşvik edilecek; 9- Kamu yararına çalışan STK'lara kaynak aktarımında partizanca davranılmayacak, kadın katılımı ve az gelişmiş bölgelere öncelik tanınacak; 10- STK'ların TÜBİTAK, AB fonları gibi iç ve dış desteklerden kolay yararlanması için yöntemler geliştirilecek; 11- Kadınlara pozitif ayırımcılık yönünde teşvik ve destek tedbirleri alınacak; "Çoğulculuğu besleyen" internet ortamı sansürden uzak tutulacak. 12- Aile Sigortası projesi toplumda yankı buldu. Başbakan Tayyip Erdoğan ve Yardımcısı Ali Babacan'dan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e dek bütün hükümet üyelerinin neden bunun olmayacağını anlatmaya çalışmalarından da bu belli oluyor. CHP'nin ikinci adımı olan toplumun sivilleşmesi projesi ise en yoksul kesimleri değil, ilk aşamada daha çok toplumun eğitimli ve aktif kesimlerine hitap ediyor. Dolayısıyla daha çok o kesimlerde yankı bulması bekleniyor. Seçime az kaldı ama, sıra CHP'nin ekonomik programı, siyasi programı ve Kürt raporunda. Profesyonel ordu, kısa askerlik, bedelsiz de olur * Askerlikle ilgili bir yığılma var. Geçmişte oldu. Mesela ben 1974-75'te 4 aylık yaptım. Biz bir defalığına bedelli, ya da bedelsiz olarak bu yığılmanın giderilmesini istiyoruz. İktidarın parası yoksa bedelli olsun, ama illa bedelli diye ısrarımız yok, bedelsiz de olabilir. * Askerliği önce 9, sonra 6 aya indireceğiz.Gençler bir an önce hayata atılsın. Bir AKP'li memleketi kim koruyacak diye sormuş. Ben 4 aylığına koruduysam, bir başkası da 6 aylığına pekâlâ koruyabilir. * Profesyonel askerliğe geçiş gündemdedir. Daha küçük, daha esmek ve hareketli, şeffaf hesap verebilir bir ordu esastır. (Kılıçdaroğlu, 12 Mart günü İlbaşkanlarına konuşurken iktidarlarında Türk Silahlı Kuvvetleri'ni terörle mücadeleden çekeceklerini, askerin "onuruyla kışlasında oturacağını" da söylemişti.) Cemaatler, partilere arka bahçe olmadıkça sorun yok * Toplumdaki endişelere katılıyorum, ama cemaatler Türkiye'nin bir gerçeği. İnanç gruplarının bir araya gelip görüşlerini açıklamasında bir sorun yok. Şiddete yönlendirmedikçe her türlü düşüncenin ifade edilmesinden yanayız. İnanç gruplarının ayrım yapmadan tamamına saygılıyız. * Ama devlet ihaleleri yoluyla kaynak aktarılması ve arka bahçe haline getirildiği yolunda bulgular var. CHP, biat kültürü ve bağımlılık ilişkileri yaratarak mensuplarına özel çıkar sağlayan anlayışı reddeder. Cemaatler siyasete belli mesafede olmalı. Siyaset de manevi değerler üzerinde baskı kurmamalı. Hak ve özgürlük talepleri başladı * Gazetecilerin, doktorların yürüyüşleri hak ve özgürlük taleplerinin başladığını gösteriyor. Bu 6-7 yıl önce yoktu, baskı artmasıyla başladı. Burada önemli başka nokta da yürüyüşleri yapanların entelektüel düzeyleri... Gazeteciler toplumun nabzını tutuyor. Doktorlar da zaten gerçek anlamıyla halkın nabzını tutan kişiler. Bu arayış dalga dalga halka yayılacaktır. Avrupa artık görüyor * Ergenekon'la ilgimiz soruluyor. Bizim bu konuda iki ilkemiz var. 1- Kimse yargılanmaktan azade değil; suç zannı varsa yargılanmalı. 2 -Yargılamalar hukukun üstünlüğü içinde yapılmalı. Bu davaları milletvekillerimiz izliyor. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ne yapılanlar gibi uygulamaları da izliyoruz. * Bu izlenimlerimizi ve basın özgürlüğü gibi konulardaki bilgi ve görüşlerimizi Avrupa ile paylaşıyoruz. Ben Brüksel, Paris, Londra, Berlin'de bunları aktarıyorum, hazırladığımız raporları veriyorum. Onlar da artık biliyorlar ki Türkiye'de demokrasi, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü tehdit altında.

Bu yazı 1234 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w