Darbe soruşturmasındaki yanlışlıklar
  • Reklam
Murat Yetkin

Murat Yetkin

Darbe soruşturmasındaki yanlışlıklar

Bunu çıkıp başkası söylese başı derde girebilirdi, ama Başbakan Binali Yıldırım söyledi.

Yıldırım 23 Ekim’de bir grup televizyonun ortak yayınladığı basınla buluşmasındaki sözleri şöyle:

- “Şimdi bugün de aynı şey tekrar ediyor, aynı şey. O gün Balyoz davası, Ergenekon davasına dönelim, o darbeler vardı, o darbelerin olduğunu, yapılmak istendiğini biz biliyoruz. Ama bu FETÖ’cüler orada da yapacağını yaptı, işi sulandırdılar, sulandırdılar, sulandırdılar gerçek olan yalan oldu.

Bu sözler Başbakanın 15 Temmuz kanlı darbe girişimi hakkında sürmekte olan soruşturmaların “sulandırılacağına” dair endişeleri olduğunu gösteriyor.

Denebilir ki, ülkeyi yöneten, üstelik şu anda Olağanüstü Hal kurallarıyla yöneten başkası değil, kendisinin başında olduğu AK Parti hükümeti.

Öte yandan endişelerinde haklı. Gerçekten darbe soruşturmalarına gölge düşüren bazı yanlışlar var.

Bu yanlışlar yalnızca içeride değil, özellikle demokratik dünyada dikkatlerin darbenin yol açtığı ağır travmadan, darbe sonrası soruşturmalardaki mağduriyet iddialarına kaymasına zemin hazırlıyor.

Uzatmadan sıralayalım:

- Toplu tutuklamalar yargı çevrelerinde yeni bir tür “mahalle baskısına” neden olmuş durumda. Savcılar ve hâkimlerin “makul şüphe” ilkesi dışında da önlerine gelen çoğu iddiayı, “FETÖcü” denir kaygısıyla, ya da sırf kendi elinden çıksın düşümncesiyle onayladığı öne sürülüyor siyasi kuliste. Bu durumun tutuklananların sayısında gereksiz artışa ve deyim yerindeyse “kurunun yanında yaşın da yandığı”  iddialarına neden olduğu konuşuluyor.

- Demokratik dünyada hükümetin başını en çok ağrıtan konulardan birisi de tutuklu olan gazetecilerin, yazarların durumu. Zaman grubu gazete ve dergilerde yazan, televizyon programları yapan Şahin Alpay, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç gibi kıdemli gazeteciler bir yana, darbe ve Gülen medyasıyla ilgisi olmayan, ancak Özgür Gündem’de yazan romancı Aslı Erdoğan, dil bilimci Necmiye Alpay gibi solcu bilinen isimler de halen tutuklu bulunuyor. Gazeteci ve yazar olmak kimseye suç işleme ayrıcalığı vermez elbette, ama suç kanıtı olmadan tutuklanmaları ifade özgürlüğünü yaralıyor.

- Aynı şekilde, Fethullahçılık kuşkusuyla çıkarılanların yanı sıra, darbe girişimine karşı çıkmış solcu öğretmenlerin de işten çıkarılması, darbe girişimine karşı baştan itibaren tavır alan CHP’nin AK Parti’yi darbe girişimini fırsat bilerek her türlü muhalif sesi susturmaya çalışmakla suçlamasına yol açtı. CHP ve MHP’de kurulan şikâyet masaları vatandaştan gelen “mağduriyet” dilekçeleri kabul etmeye başladı. Bu durum da dikkatlerin darbenin yol açtığı mağduriyetlerden, soruşturmaların yol açtığı mağduriyet iddialarına dağılmasına neden oldu.

- Yalnızca soruşturmaya uğrayanların değil onların soruşturulmayan yakınlarının da işini yitirmesi, pasaportuna el konması gibi uygulamalar, işadamlarının, öğretim üyelerinin basit ihbarlarla yurt dışına çıkışının engellenmesine yol açtı. Hükümet son zamanda gerçek şahıslardan gelmeyen ihbarların dikkate alınmayacağı genelgesiyle önlem aldı ama o zamana dek epey hasar ortaya çıktı.

- Toplumun her kesiminde, askerden polise, öğretmenden yargıya dek şebekesini geliştirmiş Fethullahçı yapının, özellikle de son 14 yıldır iktidarda bulunan AK Parti’de siyasi bağlantılarının olmadığı söylemi ikna edici değil. Belki muhalefet partileri dışında kimse karşı çıkmıyor ama pek kimse de inanmıyor. Cemaatin kendi üyeleri arasında kullandığı ortaya çıkan ByLock yazılımını önemsiz gösterip kanıt olmaktan çıkarma çabaları, telefonunda bu yazılım bulunan, ancak henüz ortaya çıkmayan siyasetçi, bürokrat ve yargı mensuplarının varlığına da bağlanıyor.

- AK Parti’nin geçen hafta sonu Afyon kampında parti içinde Fethullahçılarla irtibatlı isimlerin istifası konusunda tartışma çıktığı haberleri basına yansıdı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dün yakın “siyasi arkadaşlarının” dahi “bu işin üzerine fazla gitmeyelim” demiş olduğunu açıklaması akıllara mesela o arkadaşların hala parti içinde olup olmadığını da getiriyor. Siyasi bağlantıların üzerine gidilmemesi, alt düzeyde on binlerce kişiyi etkileyen soruşturmalara gölge düşüren ayrı bir etken.

Başbakanın “sulandırıyorlar” çıkışı altında bu ve benzeri yanlış uygulamalar var. Oysa vatandaş, darbe soruşturmasının bir an önce3 tamamlanmasını, suçluların hak ettikleri cezaya çarptırılmasını, suçsuzluğu anlaşılanların da hayatlarına devam etmesini bekliyor. Ayrıca 15 Temmuz’u yaşamış olarak bunu hak ediyor da…

Bu yanlışlıkların ivedilikle ele alınıp düzeltilmesi, darbe soruşturmalarının selameti ve Fethullahçı örgütlenmeyle mücadeleyi de kolaylaştıracak, mağduriyet iddialarını azaltacaktır.

Bu yazı 918 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w