Değişiklik bakış açısında
Reklam
Reklam
Özgün Ökmen

Özgün Ökmen

Değişiklik bakış açısında

Gelişmiş veya fakir ülkeler arasındaki fark bazen ülkenin kuruluş tarihi ile ilgilendirilir. Aslında bu fark yaşla ilgili değildir. Örneğin, Mısır ve Hindistan’ın iki bin yıldan fazla geçmişi vardır ve her ikisi de fakir ülkeler arasındadır. Diğer taraftan Avustralya, Kanada ve Yeni Zelanda yaklaşık 200 yıl önce isimleri bile bilinmeyen ama bugün kalkınmış ve zengin ülkeler sınıfına girmiştir. Bir ülkenin doğal kaynaklarının çok zengin olması da bu durumu değiştirmediği gibi bizce aralarında bir fark da yaratmaz.

Tersi olsaydı ufacık bir adaya sıkışmış, arazisinin tamamına yakını tarım ve hayvancılığa uygun olmayan, üstelik bir deprem ülkesi olan Japonya aynı zamanda dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip olamazdı. Bu ada ülkesi dev bir yüzer fabrika gibidir. Bütün dünyadan ham madde ithal eder, sonra da bütün dünyaya işlenmiş ürün ihraç eder.

Başka bir örnek mi istiyorsunuz? Kakao yetiştiremeyen ama dünyanın en kaliteli çikolatasını üreten ülke İsviçre’dir. Kuzey yarım kürede ve yaklaşık dört ay süren yaz döneminde hem toprağı eker, hem de hayvancılık yaparlar. Üstelik ürettikleri süt ürünleri de en iyi kalitededir. Bu küçücük ülke aslında güvenli, düzenli ve çalışkan imajı sayesinde dünyanın finans ve para merkezi olmayı da başarmıştır.  Dünyadaki zengin ve fakir ülkelerin yöneticilerini birbirleriyle karşılaştırdığınızda aralarında önemli bir fark bulamazsınız. Irk ve deri rengi de pek önemli değildir. Çalışan ve üreten kesim ise; zenginliği yakalamış ülkeler için arkasındaki esas itici güçtür. Öyleyse ülkeler arasındaki bu fakirlik ve zenginlik farkı nereden gelmektedir. Fark; Uzun yıllardır kültür ve eğitim ile vatandaşlarının içlerine işlenen değişik bakış açısıdır. Zengin ve kalkınmış, demokrasiyi içselleştirmiş ülke insanlarının davranışlarında çoğunluğun şu prensiplere kalben inandığını görüyoruz…

Temel ahlaki kurallara uymalıyız

Dürüstlük, temel ilkemiz olmalıdır

Sorumluluk, ana prensibimizdir

Kanun ve kurallara saygılı olmak zorundayız

Başkalarının hakkına saygı aslında bizim de beklentimizdir

Çalışkan olmayı çocuklarımıza öğretmeliyiz

Tasarrufa ve yatırıma  inanmalıyız.

İrade, her yaştaki temel başarımızdır

Dakiklik, kişiye ve kendine saygıdır

Geri kalmış ülkelerdeki duruma baktığımız zaman nüfusun çok büyük bölümünün bu prensiplere inanmamakta olduğu görülmektedir.

Biz, doğal kaynaklarımız olmadığı için veya zor bir coğrafyada yaşadığımız için fakir değiliz. Aksine, Anadolu coğrafyası yüzyıllardır kavimlere yurt olmuş, onları beslemiş bir zenginliktir. O zaman tespiti doğru yapmalıyız. Biz, yöneten ve yönetilenler olarak doğru bakış açısına sahip olamadığımız, elimizdekilerin değerini iyi bilemediğimiz için fakiriz. Toplumsal kurallara uymak ve bunları çocuklarımıza doğru olarak öğretmek azmimizi kaybettiğimiz için fakiriz. Aslında çok iyi bildiğiniz bu mesajları siz değerli okuyucularımıza yeniden vermek ise; Yurttaşlık görevi olsa gerek diyor ve hepinize saygılarımı sunuyorum.

Bu yazı 794 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar