Dünyayı yönetenler
Reklam
Reklam
Özgün Ökmen

Özgün Ökmen

Dünyayı yönetenler

Dünya üzerinde tek güç aslında bilgidir ama tek başına yetersizdir. Ekonomik ve siyasi güç desteğiyle bilgiyi kullanabilmek önemlidir. Küresel güçlerin sahip olduğu üç unsurdan biri sermaye, diğeri bilgi birikimini kullanabilme yeteneği, üçüncü ise; sistemin nasıl işlediğini iyi bilmeleri, istedikleri zamanda onu manipüle edip yönlendirebilmeleridir. Halkın çoğunluğunu kolayca yönetmelerinin sebebi de ellerinde bulunan medya ve teknolojik güç ile birçok gerçeği saklayabilmeleridir. Böylece dünyanın nasıl bir sistem içinde çalıştığını, halkı nasıl sömürdüklerini ve detaylarını gizleyebilmektedirler. Bu menfaat birlikteliği dün de bugün de geçerlidir ve hiçbir dönemde değişmemiştir.

Dünyadaki küresel güçler ikiye ayrılmalıdır, birincisi ülkeler, ikincisi ise şirketler ve organizasyonlardır. Örneğin G-8 denilen dünyanın gelişmiş 8 ülkesi (ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Japonya) dünya nüfusunun %13,6’sına, fakat dünya gelirinin %62,6’sına sahiptirler. Küresel sermayenin en fazla toplandığı yer ABD’dir ve dünya nüfusunun %4,6’sına, dünya ekonomisinin %30’una, dünya tüketiminin %25’ine sahip, en büyük askeri silah ve parasal güce sahip, üstelik politik yaptırımı da daima elinde bulunduran bir ülkedir. Küresel güçlerin çoğu ABD’nin şemsiyesi altındadır. Bu ülkedeki sayısız sivil toplum örgütü (NGO’lar) kendilerini her şeyden ve herkesten üstün görür ve başkalarını kendilerine kul yapmak isterler. Aslında bunu yapmak isterken paraya ve güce kulluk eder, onun kölesi de oluverirler. Bu yapılar günümüzde birleşerek küreselleşmişlerdir. Hızla gelişen teknoloji dünyada tek  “Yeni Dünya Düzeni” kurma aşamasına hızla yaklaşmaktadır. İşin en tehlikeli yanı her geçen gün ekonomik olarak daha da güçlenmeleridir.

Bu Küresel sermayenin ülkemizdeki uzantıları, kurdukları ya da destekledikleri örgütlenmeler ile birçok sivil toplum kuruluşunu ele geçirmiş, maalesef köşe başlarını tutmuştur.  Bu zenginler gurubu, hem küresel sermayenin çıkarlarını savunan hem de gerçek hedeflerine giden yolda hayırseverlik adı altında yürüttükleri sosyal içerikli yardımlarla aslında siyasi faaliyetlerinin planlı birer parçasıdırlar. Mevcut siyasal yapı ve ona paralel kuruluşlar, yoksul ve en alttaki seçmen kitlesini doğrudan kontrol altına alan bir politika ile Türkiye’nin siyasi geleceğini de doğrudan etkilemektedir. Bu yapının yerine dağınık ve keyfileşen sosyal ödemelerin kayıtlı bir yapıda toplanması, şahsi ve özel nitelikten ve keyfi uygulamalardan arındırılması, ayni nitelikten kurtarılarak acilen bir hak olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Bu husus ne yazık ki, toplumsal üretimdeki gücü zayıflatan ve el açtıran bir hale getirilmiş ve nüfusun 1/3’ü bu bağımlılığa bilinçli olarak adeta mahkûm edilmiştir.

 Esasen, 1948’lerden sonra Türkiye’nin hiçbir zaman bu ülkeyi kuran Atatürkçü, ulusalcı ve vatansever ideoloji ile yönetilmesine izin verilmemiştir. Türkiye, bu tarihten itibaren bize batı tarafından biçilen Türk-İslam sentezci ve ülkeyi emperyalizme bağımlı bir ideoloji tarafından yönetilmiştir. Dış örgütlerin Türkiye için verdikleri kararın Ulusal Kurtuluş Savaşı ile yırtıp çöpe attığımız Sevr koşullarının uygulanması olduğunu görmemek için ise kör ve sağır olmak gerekir.

Sonuçta Ulus Devlet, küresel sermayenin kontrolüne girmeyen ve bağımsız bir devlet olmaya karar veren ülke demektir. Bu ikilinin meydan savaşı devam etmektedir. Kazanan kesin galip ilan edilecektir. Bu nedenle küresel sermaye ile Türkiye’nin savaşı tıpkı Kurtuluş Savaşı gibi diğer sömürülen ülkelere de örnek olacaktır. Eğitimimiz, medyamız, yiyeceklerimiz, sağlığımız, güvenliğimiz, adalet sistemimiz, özetle tüm geleceğimiz bu örümcek ağının bünyesinde belirlenmekte ve yönlendirilmektedir. Bu sistemin tanınması ve aktörlerinden, sanatçılara, üniversitelerden, sivil toplum örgütlerine kadar tanınıp iyi bilinmesi, tam bağımsız ve milli egemen bir ülke olmamızın en önemli koşuludur.

(Kaynak;  B. Ayvalık Dergisi  T. Ceyhan Güv.Uzm. yıl;8 sayı;34 29-2018)

Kalın sağlıcakla

Bu yazı 233 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar