Dürbünle izlenen Türkiye
  • Reklam
  • Reklam
Özgün Ökmen

Özgün Ökmen

Dürbünle izlenen Türkiye

15 Temmuz 2016 tarihli FETÖ kalkışmasının birinci yılını doldurduk. Yıl dönümünü ise;  Şehit ve gazileri anma mı? günü bayram sayıp kutlama mı? yoksa hala birbirimizi suçlama günü mü? ilan ettik bir türlü anlaşılamadı. Basında öyle bir bilgi kirliliği var ki sormayın. Her taraf yalaka dolmuş. Anladığımız tek gerçek var o da 15 yıldır kandırmış ortağın devleti ele geçirme projesi sonunda ellerine patladı. Uluslararası gizli istihbaratın desteği ile birlikte çekirdekten yetiştirdikleri ve makamları siyasi iktidarla paylaştıkları okumuş cemaat mensuplarını, çaldıkları sorular marifetiyle ve öncelikle; adli, askeri ve mülki idareyi- hipnoz yoluyla - teslim alıp,  top yekûn bir kalkışmaya başladılar ve sonunda başarısız olup, perişan hale düştüler.

Gerçek manzara da zaten bu. Hükümet sözcüsü açıkladı; bir yılda yaklaşık 112 bin kamu görevlisi uzaklaştırılmış, bir o kadar da kendini gizleyen varmış. Desenize bu korku FETÖ’cü kamu görevlileri için yıllarca sürecek. İşgal ordusu gibiler ve kamuflajı iyi bellemişler. Dini kullanıp, çağın nimetlerinden yararlanan çağ dışı ve tehlikeli bu güruh, içki sofralarına oturup takıyye yapan, eşlerini cemaat abi ve ablalarının seçtiği aklı satılmışlar bunlar.  

Bence 40 yıl geriye gidersek,  kutsalı kullanıp- alnı secdeye değenler için- ülkeye sahip çıkarız derken, birçoğu okuryazar olmayan cahil papa imamının peşine düşüp, siyaseti cemaate teslim ettiler. Övgü dolu ne sözler söylediler. Muhalefet ısrarla FETÖ’nün siyasi ayağını soruyor.

Zahmet etmeyin- maddi ve manevi bu menfaatin içinde olanların tümü- deyip adını koyun. Dedik ya- üç beş belediye danışmanına devlet mi yönettirilir - dediler diye. Birlikte olup bizleri uzaklaştırdılar, devleti işgal ettiler ve AKP’de buna göz yumdu, zira ortaktı. Geçenlerde üniversite bitirmiş bir genç kızımız -bunlar soruları çalıp bizim işimizi gasp ettiler, hakkımı helal etmiyorum, bunun böyle olduğunu bilen siyasilerin  bizim hakkımızı teslim etmelerini ve devlette işe girmek için aldığım ve beş yıldır beklediğim 85 puanın karşılığını soruyorum- diyordu. Haksız değil bence, böyle binlerce gencimiz var. Kızgın ve kırgın.

Düşünüyorum da acaba bu gün olanları 20 yıl önce biz gördüğümüz için mi, kamu görevinden uzaklaştırıldık?  Bizim gördüklerimizi iktidara gelenler görmüyor muydu? Bal gibi biliyorlardı ama söyledik ya, iktidara gelince belediyeden gelen üç beş danışman ile devleti yönetemediler, yönetemeyeceklerini de anladılar. Tecrübesiz ve başarısız AKP’nin ilk dönem siyasilerin yanına bürokraside uzmanlaşmış referansı kuvvetli FETÖ’cüleri atadılar. İktidar saf ve heyecanlıydı, onlar ise ışık evlerinde çoktan devleti ele geçirmenin planlarını yapmışlardı. Bu atamalarda ise;  o tarihteki Başbakan ve önceki Cumhurbaşkanı etkili oldu. Ama öncelik ve güven Cumhurbaşkanındaydı. Zira bunlar belediyeden gelenleri küçümsüyorlardı. Çünkü bürokrasi ayağı FETÖ’cülere anahtar teslimi verilmişti. O günler gelip geçti ama sonuçları deldi geçti. Yurt içi ve dışında güçlü ekip ve para transferi yapan cemaat paralel devlet yapısına dönüştü.                                                                                                            

Ekonomi büyük zarar gördü. İş dünyası bölündü, akademisyenler özgür ve özerk üniversite kavramından uzaklaştırıldı. Toplum artık eskisi gibi değil. Menfaat ve işsizlik diz boyu. Gençler ve aileleri halen paranoya içindeler. Çalınan sınav soruları sonucu hakkı yenilip, işe alınmayıp hayata küsen bu gençlerin çoğu, hem FETÖ’cülere hem de hükümete kızgınlar. Tıpkı bizim gibi… Olan biteni anlıyor ama isyan da etmiyorlar, bence bunun nedeni köklü aile yapısından geliyor. Büyük bölümü mutsuz ve gelecekten umutlarını kesmiş durumda. Bunun sonuçları kısa süre sonra tersine döner görürsünüz.

16 Nisan Anayasa referandumunda büyük bir kısmı haklı olarak hayır dedi. Bu gün bürokratlar sessiz ve söz söyleyemez durumda. Televizyonda uzmanım diye boy gösterenlerin çoğu bilgisiz ve hatta cahil. Hatırlıyorum da Bakan ve Başbakan’a olumsuz çok rapor vermişliğim var. Hiç birinde görevden alınmadık veya refüze edilmedik. Uzmanlık önemlidir. Yasal olarak yapılması gerekeni ortaya koymaktır. Kurmaylık ise; yönetmektir. Siyasi kılıf içerisine giren ve hükümeti temsil edenlerin çoğu son yıllarda devleti ve bürokrasiyi yönetmeyi bilmedikleri gibi, yok etme hıncıyla geldiler. Önce Cumhuriyetin kurum ve kuruluşlarını iç ettiler, sonra da kendilerini bu duruma düşürdüler.

Son zamanlardaki söylemler bu anlamda öyle güçlü olmaya başladı ki, bu yazdıklarımız geride kaldı. Türkiye içerde ve dışarda çok sayıda düşman tarafından gece gündüz dürbünle izleniyor. Toplumu karpuz gibi ikiye bölenler derhal yeni tohumları yeşertip ayrışmayı ortadan kaldırmalı, aksi takdirde bir süre sonra kendilerini sistemin dışında bulacaklarını bilmeliler. Bu sonuç günümüzde küreselleşme, ekonomi, serbest ticaret, insan hakları, adalet ve özgürlükler için geçerli de, siyaset için mi geçerli değil?

Kalın sağlıcakla.

Bu yazı 687 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar