Tilki olmayı becerebilmek!
Reklam
Reklam
Özgün Ökmen

Özgün Ökmen

Tilki olmayı becerebilmek!

Geçtiğimiz günlerde muhtemelen sizin de okuduğunuz HÜKÜMDAR isimli kitabı bitirdikten sonra durup düşündüm ve bir kez daha okuma ihtiyacı duydum.
Konusu basit, temelinde güç ve egemenlik savaşlarının kızıştığı, Rönesans öncesi ilk değişimin başlatıldığı coğrafyada yaşananlar denilebilir. Daha önemli nedeni de batı siyasal düşüncesinde Platon ve Aristo’dan sonra gelen Marhıavalli’nin bu kitabının son yıllarda birilerinin(!) başucu kitabı olduğu iddiasıydı.

Kitabın başlangıcında yazar yönetme sorununun “iktidar olmak ya da olmamak” biçiminde ortaya koyduğunda karşımıza Marhıavalli’nin çıktığını, gücün iktidar, iktidarında güç demek olduğunu, asıl sorunun bu gücün kimlerle nasıl bölüşülmesi gerektiğini belirtirken, yönetilenleri sürekli bir prototip (ilkel örnek) olarak gören hükümdarın, aslında İNSAN ve HÜKÜMDAR olarak gelgitlerini açıklıyor.

Böylece; insanlara hükmetmiş yönetimlerin tümünü Cumhuriyet veya Hükümdarlık olarak nitelendirerek, miras yoluyla devralınanların uzun ömürlü olabileceğini, ya da şansın yardımı ve iş birliği ile iktidarı alabileceklerini söyleyerek açıklıyor.

Ancak, “bir değişiklik her zaman başka bir değişikliğin zeminini hazırlar” denilerek başucu kitabında “Cumhuriyeti korumak için en iyi çare içine iyice yerleşip nüfuz etmektir” fikri hâkim kılınıyor.

Özellikle, sivil hükümdarlık olarak nitelendirilen bölümde, şans ve becerinin yeterli olduğu; halk, “seçkinlerden baskı ve zulüm görmek istemez ama seçkinler halka zulmedip, baskı yapmak ister ki, bu da ya hükümdarlık ya özgürlük ya da kargaşa getirir” denilmektedir.

Hükümdarlığa halkın veya seçkinlerin yardımıyla varılır. Bu, fırsatı yakalayanın hangi taraf olduğuyla ilgilidir. Genellikle halk, seçkinlere karşı gelemeyeceklerini anlayınca, aralarından birini hükümdar seçip ona sığınır ve kendilerini korumaya alırlar.
 Halkın yardımıyla başa geçen hükümdarın kendisine duyulan sevgiyi korumak için çalışması gerekir. Bu fazla zor bir iş değildir. Çünkü halk baskısız bir egemen dışında bir şey istemez. Üstelik, insanlar fenalık bekledikleri yerden yiyecek ve yardım gördüklerinde, ona daha fazla şükran duyarlar.

İş bilir bir hükümdar, halkını her koşulda kendisine muhtaç halde tutmalıdır. Onların kesintisiz bağlılığını kazanmanın tek yolu budur. Ayrıca savunma donanımı ve erzakı sağlanmış bir şehrin veya ülkenin elinden alınmasına uzun süre izin vermemesi kolay olacaktır. Hükümdarın, insanlar arasında eli açık bilinmesi çok iyidir. Böyle bilinmek
istiyorsanız gösterişten kaçınmamalısınız. Zira, eli açıklığı sonucu yoksul düşen hükümdar saygınlığını yitirir ve iktidarı kaybedebilir.

Hükümdar, iktidarını devam ettirmek için iki yolla savaşabilir. Birincisi kanunla, ikincisi ise kuvvetledir. İlki insanlara, diğeri ise hayvanlara özgüdür. İlk yolda kimi zorluklarla karşılaşılacağı için hükümdarın seçeceği nihai yol genellikle ikincisidir. Örnekleri hayvanlardan alan hükümdar tilkiyle aslanın özellikleri hakkında bilgi sahibidir. Çünkü aslan tuzağa, tilki kurtlara karşı kendini koruyamaz. Öyleyse, tuzakları tanımak için tilki, kurtları korkutmak için aslan olmak gerektir. Yalnızca aslan olmakla kalanların fazla bir şey bilmedikleri söylenebilir. Önlemlerini almış bir hükümdar, eğer kendisine zararı dokunacaksa verdiği sözde durmaz, bu sözü vermesini zorunlu kılan koşullar değiştiyse, sözünde durması da gerekmez. Nedeni, insanlar da -yaradılış olarak kötü oldukları ve verdikleri sözü tutmadıklarına göre- siz de sözünüzü tutmak zorunda olamazsınız. Burada önemli olan tilki olmayı becerebilmektir. İyi rol yapmalı, zira insanlar aldatılmayı o kadar çok kanıksamıştır ki, aldatmaya kararlı biri, kesinlikle kurban bulur.

Hükümdarlar yendikleri zorluklarla yükselirler. Başa geçtiklerinde, güvenilir sandıkları insanlardan çok, şüpheli sandıklarından yararlanmışlardır, diyerek yazar hükümdarlar için önemli yol haritasını çizerken; tutumlarında kararlı olan insanların başları talihlerine uydukları sürece dinç olur, uyum bozulduğunda, mutsuzlukları başlar. Artık geriye gidiş başlamış demektir!

Sevgili okurlarım,

Buradan çıkaracağımız sonuç, Demokrasi olmadan Cumhuriyetin tek başına bir anlam kazanamayacağıdır. Çünkü bu kavramlar ikiz kardeş gibidir, birlikte anlam taşır ve toplumda Adalet kavramını yerleştirirler. Demokrasiyi araç olarak kullanmaya devam edeceğini ilk günden beyan edenlere karşı, çağdaş anlamda demokrasiyle bir an önce tanışmak, yönetmek ve yönetilmek dileğiyle, Hoşça kalın

Bu yazı 277 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar