Umutsuz durumlar ve insanlar!
  • Reklam
  • Reklam
Özgün Ökmen

Özgün Ökmen

Umutsuz durumlar ve insanlar!

Sıcak ve çabuk geçen yaz sona erdi. Eskiler –yaz fakirin anasıdır- diye boşa söylememişler. Şimdi ise; kış mevsimine ve soğuklara doğru yelken açtık, bu günlerde insanlar için sağlık ve geçim zorluğu ön plana çıktı. Geçtiğimiz günlerde ise; eğitim başlı başına gündemin ilk maddesi olurken, orta ve yüksek eğitimde çağdaş çözüm önerileri başka bahara ertelendi. Mevcut iktidar döneminde bir türlü dikiş tutmayan Milli Eğitim Bakanlarının iki yılda bir değişmesi, çoğu da sistemin içinden gelmediği için sorunları yeni öğrenme çabasında iken, bilgisiz ve tecrübesiz bazı işgüzar bürokratlar tarafından bizce “kandırılmalarından”  ibarettir. Yani mevcut sistemi bozarsan başarılısın, buna halk dilinde Amerika’yı yeniden keşfetmek diyorlar. Amerika deyince aklıma geldi; Biz Katar’a yardım ediyoruz; Katar Amerika’ya, Amerika ise PKK’ya. Dünya gerçekten yuvarlakmış.. Değil mi?

Türkiye’nin gündemi bugün içte ve dışta her zamankinden çok yoğun. Öyle böyle değil. İlk sırayı ABD ile yaşanan ve bir anda patlak veren vize engeli ve ajanların tutuklanması krizi geliyor. Aslında 15 Temmuz’u ve öncesini anlamayanlar bunun arkasında da bir FETÖ organizasyonu olduğunu yazarken, aslında büyük resme bakamıyor ve çerçeveyi kanımca dar tutuyorlar. FETÖ’nün lideri olan şahıs zaten Amerika’da zımnen tutuklu değil mi? Ilımlı islam modeli için kullanmaya devam ediyorlar. Anadolu coğrafyası ve orta doğu ise; uzun süreden beri dünyanın en önde gelen  kriz bölgesi. Bu krizi iyi yönetemeyenler,  bataklığın tam ortasına doğru girdi giriyor. 1960’ larda İsrail’in Golan Tepeleri ile başlayan işgal süreci ile aradan geçen 60 yılda Amerika, bölgedeki gücünü hiç kaybetmeden devam ettiriyor, yıllarca Molla Barzani ve Saddam’ı kullanıp, süresi bittiğinde devirmesi, şimdi de Rusya ve İran ile yapılan ittifakı görüp, Marşal Yardımından beri  – bu kış kominizm gelecek- diye korkuttuğu insanlar, bu gün bu yaklaşımı nasıl görüyorlar belli değil? Rusya’nın düşürülen uçağı sonrası ne hikmetse! Bir türlü satamadığımız domatesten sonra kominizmin son kalıntılarıyla partner olup yeni bir küresel oyuna kalkıyorsunuz. Bu iş stratejik ortağınızın sinir uçlarına dokunmak gibi bir şey! İşte Amerika bunu yemiyor ve adeta aba altından sopa gösteriyor. Askerinizi Rusya ile bir olup Suriye topraklarına, Amerikancılık oynayarak sizi de “kandıran” peşmerge liderine karşı da kuzey Irak’a ayrı ayrı operasyon düzenliyorsunuz. Rusya’nın amacı belli, bu günkü Suriye topraklarını geniş tutarak, Akdeniz’e açılacak koridoru tıkayıp, karadan ve denizden petrol ve doğal gaz rezervlerini elinde tutmak. Uluslararası ilişkilerde –haklı olan değil, güçlü olan kazanır. – Kuralı geçerlidir.  Buradaki gerçek güç halkın gücüdür. Birlik ve beraberliğin, devlet ve millet olmanın gücüdür. Toplumu benden, benden olmayan diye  böleceksin, sonra da milli birlik ve beraberlik nidaları atacaksın. Ulusal Kurtuluş Savaşını emperyalist güçlere karşı kazanan yoksul Anadolu insanı bir lokma, bir hırka yaşarken, milli ve manevi değerler yüksek, dost ve düşman belliydi. Bu gün kardeş kardeşe küs, komşular düşman, birbirine güven kalmamış, inanç özgürlüğü sarsılmış, manevi değerler çökmüş, her şey menfaate kurban edilmiş, siz hala milli gelir yükseliyor diye seviniyoruz! Bir ülkede inanç özgürlüğü sorgulanır hale gelmişse, hukuka güven kalmamış var olan vatandaşlık bağları koparılmışsa yani; yönünüzü şaşırmak üzereyseniz gelinen durumu herkesin görmesi lazım. Bundan hepimiz sorumluyuz. Son zamanlarda Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz iyiden iyiye zarar gördü, şu anda ekonomik olarak yürüttüğümüz Gümrük Birliği çerçevesinde yaptığımız %44.5 gibi yüksek oranda ihracatımız var ama “ bunlara ihtiyacımız yok” diye bağırıyorsunuz. Hiç bağırmayın! Avrupa Birliği şu anda dünyadaki en güçlü ekonomik birliktelik ve siz de buna muhtaçsınız. Hadi Amerika’ya kızdınız pkk ve pyd’ye silah yardımı yapıyor diye, o zaman size sormazlar mı? Türk askerinin başına çuval geçirildiğinde devlet olarak ne yaptın? Şah İsmail Türbesi’nin sandukalarını gece yarısı vatan toprağı sayılan kutsal yerlerden alel acele niye çıkardın?

Devlet olmak; var olanı toprağın altı ve üstüyle sahiplenmek ve korumaktır. Yakın zamanda Yunanistan’a bıraktığın 17 ayrı kardak kayacıkları ne anlama geliyor? Kıbrıs bizim kırmızı çizgimizdir. Kapalı kapılar ardında asker adadan çekilsin söylemleri yapanlar yakında yeni bir “kandırdık” zaferiyle mi ortaya çıkacaklar dersiniz? Durduk yerde önüne yazılan metnin dışına çıkıp, içeriye siyaset yapacağım derken, rahmetli Başbakanımız Bülent Ecevit’e dil uzatıp Amerikalı dostum dediğin Trump’a güya gönderme yapacaksın. Ama unutmayın ki dağlara taşlara – kara oğlan- yazan da yine bu halktır, eninde sonunda doğruyu bulur ve bulacaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi. Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır.

Yeni bir yazımda buluşmak üzere, umutla sağlıcakla kalın.

Bu yazı 97 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar