Yeni Türkiye!
Reklam
Reklam
Özgün Ökmen

Özgün Ökmen

Yeni Türkiye!

Son zamanlarda bazı bilgisizler tarafından bir Yeni Türkiye tutturuldu gidiyor. Okuyan yazan ve düşünen kesimler ise; bu neyin nesidir? Diye söylenirken bendeniz bunun kaynağına ulaştım galiba. Ömrünü bu yola adamış Cumhuriyetçi Atatürkçü araştırmacı Sn. Mehmet Arif Demirer’in; Aralık 2017 ‘de yayımladığı kitabın başlığı- 1938 ATATÜRK’ÜN YENİ TÜRKİYESİ- yorumsuz, gerçek ve tüm belgeleri içeriyor.  Öncelikle kendisine ve emeği geçenlere buradan teşekkür ederim. Bu değerli eseri okuyup inceledikten sonra bir kez daha anladım ki;

Aslında büyük değişim, ATATÜRK’ÜN 17 Eylül 1925 tarihinde onayladığı 1938 Kalkınma Planı ile gelmişti ve The Times Turkish Number 9 Ağustos 1938 günü bu değişimin adını koymuştu. YENİ TÜRKİYE! Yaşar Nabi; Atatürkçülük nedir? sorusuna; giriştiği devrimlerin ilkiydi Cumhuriyet’in ilanı. Devrimler ondan sonra birbirini kovaladı. İşte o tarihten ölümüne kadar söylediklerinin ve yaptıklarının tümünü birden kapsayan ilkelere, biz şimdi Atatürkçülük diyoruz. Daha önce buna Kemalizm adı verilmişti.(Aralık 1949) The Times ise başyazısında; Kemal Atatürk’ün ülkenin başkentini Angora’ya taşıması dâhiyane bir fikir idi. Yabancı saldırılarına açık eski başkent yerine Anadolu’nun yüksek yaylasındaki Angora’ya. Yüksek yaylanın, insanı canlandıran atmosferinde yapılabilir olan devrimci gelişmelere, eski başkentin çağdışı gelenek ve yolsuzluklar ile yüklü cesaret kırıcı atmosferinde başlanamaz bile. Diyerek sonucu Anadolu İhtilali olarak değerlendirmesi çok ilginçtir. Bu sonuç boyun eğmez bir toplumun sömürgecilere karşı liderinin arkasındaki duruşudur.

Türk basınında 27 Ağustos 1938 günü, Ulus gazetesi bunu Türkçeye çevirerek 100 sayfalık 15. yıl Özel Türkiye ilavesi olarak yayımlamıştır. O günün matbuatındaki zor ve emek dolu çalışmalarına bakılırsa rekor sayılabilir. Aslında bu özel ilavede YENİ adına neler yok ki; Başlangıçta Gazi Meclis ve çalışmaları, Türkiye Cumhuriyetinin tapu senedi Lozan, Boğazlara barış getiren sözleşme Montrö, diplomatik ve askeri stratejinin emsalsiz ve kan dökülmeden sonuçlandırılan örneği Hatay, Milli birlik ve beraberliğimizin ana unsuru dilimiz ve Türk Dil Kurumu, Sihat (sağlık ve sosyal yardımlar)yeni Cumhuriyetin halkın sağlığına zarar veren bütün hastalıklar ve muzırlıklarla mücadele yani halk sağlığı, ardından kültür şoklaması, harf devrimi, kadınların eğitimi, teşkilatlanma, eğitimin milliliği ve köy okulları, orta, lise ve yüksek eğitim, güzel sanatlar, müzeler,  yerli  sermaye ile kurulmuş bankalar (T.C. Merkez  Bankası, İş Bankası, Ziraat Bankası, Etibank), Yeni Türkiye’nin sloganı açık; Daima daha kuvvetli, daima daha refahlı hür ve müstakil Türkiye. Günün şartları nedeniyle hayat pahalılığı ile mücadele tedbirleri, iktisadi şartların tanzimi, Türk parasının kıymetini koruma, turizm işleri, deniz ticaretini canlandırma, sigorta mevzuatı ve dış politikaya verilen önem, yani; Yurtta barış, dünyada barış. İç işlerinde polis ve jandarma teşkilatının geliştirilmesi, iller idaresi ve şehircilik çalışmaları. Nüfus işleri ve kalkınma için köylerin idaresi, Ulusal Kurtuluşun simgesi, milletin mayası ordu teşkilatı. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla, ulema kisvesi altında güya halkın düşüncesini temsil ettiği sanılan, altında istismar yatan bu yapıyı yok ederek, müspet kafa, müspet iş devrinin başladığı bir dönem ve bağımsız mahkemeler. Atatürk, vatanı kurtarmak için bütün bir milleti tek maksat etrafında toplayarak Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyetini kurduğu zaman Cumhuriyet Halk Partisinin temellerini de atmış bulunuyordu. Her felakette imdada koşan Kızılay, halkın kendi kendine yetmeye çalıştığı birlik ve beraberliğin toplandığı yer Halkevleri, Yerel yönetimlerin bankacılık ve finans sistemi, Ulaştırma, Bayındırlık, Kara, Hava ve Demir yolları, su işleri, posta, telgraf, telefon hizmetleri, hava yolları, radyonun kurulması, Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşu ve Atatürk’ün söylediği o veciz söz- Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir, yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.

Sonuçta,  bunlar Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devrimlerinin muazzam bir çalışmasıdır ve bu çalışmayı takdir eden ve yayımlayanlarda çok dikkat çekicidir! Öyle anlaşılıyor ki, dün ve bugün Cumhuriyetimizle her vesile çatışma içinde olanlar hazmedemedikleri bu gelişmelerin tam tersini düşünüp yapmaya çalıştıkları yeni bir Türkiye değil bizce çağdaşlığa karşı bağnaz bir zihniyetin aciz çabasından ibarettir. Cetvelle çizilmemiş sınırların içinde vatan sayarak yaşayan Türk Milleti varoluşuna hizmet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve asker- sivil çalışma arkadaşlarına henüz borcunu ödememiş ve biraz da aymazlıkla Batının görüp dile getirdiği Anadolu İhtilali’nin sahipleri olarak kazandıklarına sahip çıkmada gevşek davranarak bu nevi söylemlere muhatap olmuştur. Şimdi toparlanma ve yeni bir tarih yazma zamanıdır, bunun tek yolu da demokrasi ve bunun ön koşulu olan seçme ve seçilme hakkının hür iradeyle kullanılmasından geçer.

Bu atmosferi yaşatacak yer ve mekân bellidir ve 27 Aralık 1919 Atatürk’ün Ankara’ya Gelişi ruhundan geçer. Bunun gerçekleşmesi demek Cumhuriyet ve Demokrasi adına çağdaş Türkiye demektir ve bizler bunu özlüyoruz.

Kalın sağlıcakla…

Bu yazı 1411 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar