“Ben” Olabilmek
  • Reklam
Özlem Nihan

Özlem Nihan

“Ben” Olabilmek

Öyle zamanlardan geçiyoruz ki; memleket dışında başka şey düşünemez oldum. Tüm yazılarımda dönüp dolaşıp o noktaya geliyorum. Bu ay yazımda vatan milleti bir yana bırakmaya kararlıyım. İlk aklıma gelen şey ise yazının başlığı oldu; “Ben” olabilmek. Bunu yazarken ne zamanlar gerçekten “ben” olabildiğimi düşünüyorum. Yalnızken olabilmekte sorun yok doğal olarak. Onun dışında nerede, ne zaman ve nasıl ben olabiliyorum sorgulamak, analiz etmek ve sonuca varmak gibi emellerim var. Memleketi biraz daha az düşünebilmek için çaba gösteriyorum anlayacağınız.

Ben olabilmekten anladığım aslında kimseye kendimi anlatmak için çabalamadığım, beni ben olarak kabul edenler arasında, fazlasıyla ölçüp biçmeden hareket edebilmek ve doğal olabilmek. Doğal halinizle yaşamak kadar insana güç katan ve hayat veren başka bir şey olmasa gerek. Doğal olmaktan kastım rol yapmamak değil aslında, kendini kasmak zorunda kalmamaktan bahsediyorum. Her an etrafınızda sizi yanlış anlayacaklar diye tedirgin davranışlar içinde olmak doğallığı alıp götürüyor. Böyle bir durumda bence ne reflekslerim ne mimiklerim ne de davranışlarım beni anlatıyor. Bambaşka biri oluyorum sanki ve gün sonundaki hesaplaşmalarda kendime kızgın, gözlerimi kapatıyorum. Gençlik yıllarında tolere edilebilen şeylerdi belki bunlar ama orta yaşlarda ömrü kısaltıyor eminim.

Nedir peki yapılması veya uzak durulması gerekenler? En başta huzur hissettiğiniz ortamlara, yanında huzur bulduğunuz insanlarla kaçamaklar yapmak olabilir. Uzun ya da kısa, belki de bir kahve içimlik zamanlarda enerji toplamanın değeri ölçülemez. Yıllardır ertelediğiniz, başkalarına anlamsız gelen ama sizin “iyi ki yaptım” diyeceğiniz ve sizi ifade edebilen hobilerle uğraşabilmek belki işe yarar. Doğanın çok büyük faydası olduğuna inanıyorum. Bir ağaca veya bir su birikintisine bir kaç saat bakmak bile sizi fabrika ayarlarınıza getirebilir. Bir göl kenarında hayatınıza dokunan şiirleri okumak memleketin halini düşünmekten bir süre uzaklaştırsa fena mı?

Kendi adıma “ben” olabildiğim anlarda kalabilmek için duygusal anlamda dibe çekildiğim her şeyden uzak kalmaya karar verdim. Gerek düşüncelerimde ve gerekse fiiliyatta zamanımı en çok kendime ve kendi isteklerime ayırmaya ve istemediğim hiç bir ortamda bulunmamaya kararlıyım. Hatır ve gönül için kendimi ikinci sıraya atmamaya söz verdim. Belki birden olmasa da yavaş yavaş gerçekleştirmek istiyorum.

Yazılarımda beğendiğim şiirlerin bazen bir bölümünü bazen dayanamayıp tümünü burada paylaşıyorum. Şiir benim için en doğal ve öz ifade tarzı olduğu için sanırım. Sayfalarca yazmak istediğiniz ama olanak olmadığı zamanlarda şiir hep imdada yetişiyor. Bu ay da bozmayalım adeti. Köşemin adı olan hazan mevsiminde güzel ve sağlıklı başlangıçlar diliyorum herkese. Umutlarınız tükenmesin ve dilerim hep “siz” olabildiğiniz anlarda yaşayın. Sevgi ve saygılarımla...

Çiçekli badem ağaçlarını unut.
değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
ıslak saçlarını güneşte kurut
olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın
nemli, ağır kızıltılar…
sevgilim, sevgilim,
mevsim
sonbahar…

Nazım Hikmet Ran

Bu yazı 1542 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar