Geçmişten Geleceğe
  • Reklam
  • Reklam
Özlem Nihan

Özlem Nihan

Geçmişten Geleceğe

Bugünlerde tatil nedeniyle derslere ara verdiğimiz için ve evi de çok özlediğim için zamanımı koltuğumda geçiriyorum. Televizyonda akşamları sadece “Seksenler” dizisini seyrediyorum. Bölümün en başından tekrar seyretmek çok keyifli. Bazı yerleri yeniden seyretmek bazı yerleri kaçırdığımı farkedip merak etmek ve hepsinin üstüne o geçmiş günlerde yolculuk yapmak inanılmaz derecede iyi geliyor bana. Zaman zaman o eski günlerin basit ve dürüst hallerini özletiyor, zaman zaman da hüzünlendiriyor. Nasıl bir yozlaşma yaşadığımızı gözler önüne seriyor. 80 sonrası hızla yaşanan bu süreci izlemek yüreğini dağlıyor insanın.

Dün gece izlediğim bölümde evlerine telefon bağlandı ailenin. İki yıllık bekleme sürecinden sonra telefon bağlanacağını öğrendiklerinde büyük küçük herkesin sevincini içimde yaşadım ve o günleri unuttuğumu farkettim. O zaman hatırlıyor bir kere daha insan, kıymetini bilmenin ne demek olduğunu her şeyin. Şimdi ulaşamadığımız ve özlediğimiz şeyler o kadar az ki. Çok çabuk ulaşılabilen ve özlenmeyen şeylerin ise kıymeti de o kadar çabuk kayboluyor. Hızlı bir süreç var, her şeyin çabuk tüketildiğine şahit oluyoruz. Sadece maddi şeyler olsa bir derece ama ilişkiler de böyle maalesef.

Sonbaharın ilk ayına giriyoruz. Eskiden Ankara’nın en güzel mevsimiydi. Şimdi hangi mevsim ne zaman başlar ne zaman biter bilemediğimiz için sadece izleyip göreceğiz bu sene nasıl olacağını. Aynı ekonominin gidişatı gibi. Koyverip bırakılmış bir ekonomi, kafalarımıza yerleştirilmiş gelecek korkusu ile umutlarımıza düşen kara gölgeler. Öyle bir kısır döngü ve çaresizlik içinde hissediyoruz ki; uzaktan bir ışık görmeye çok ihtiyacımız var. Ufacık bir ışık bizi o bağlanması yıllarca beklenen ve bağlanan telefon kadar sevindirecek eminim. Bekleyip görmekten başka seçenek yok, seçtiklerimize mahkumuz çünkü. Mesele onları seçerken sağduyulu davranmaktı. Yaşanacak şeylerin illaki yaşanması gerekiyor düşüncesiyle bekleşiyoruz bakalım.

Kara kara bulutları uzağa itip biraz yazıya başlarken hissettiğim o yarı hüzünlü ama tertemiz duygulara dönmek istiyorum. O günlerin basitliği, sıradanlığı içinde herkesin aynı şeyleri yaşadığı, uçurumların olmadığı, sevgilerin de duyguların da hızla tüketilmediği o eski güzel günlerin duygularına. O günlerden aklıam gelen ilk aklıma gelen Şenay’ın şarkısı. Sev kardeşim.

....

Dünyaya geldik bir kere                         
Kavgayı bırak her gün bu şarkımı söyle   
Sevdikçe güler her çehre
Amaçlar hep bir olsun
Kalpler birlikte 

......

Eylül ayında çok güzel başlangıçlarınız olsun, hazan mevsimi çok bereketlidir. Dünyaya geldik bir kere, doya doya hissederek yaşayabilmek boynumuzun borcu olmalıdır. Çok sevdiğim bir türkü sözü ile bitirmek istiyorum, sevgi ve saygılarımla...

Nem Kaldı      

Parsel parsel eylemişler dünyayı
Bir dikili taştan gayrı nem kaldı
Dost köyünden ayağımı kestiler
Bir akılsız baştan gayrı nem kaldı

Padişah değilem çeksem otursam
Saraylar kursam da asker yetirsem
Hediyem yoktur ki dosta götürsem
İki damla yaştan gayrı nem kaldı

Nice dertler gördüm derman çıktılar
Çok Aliler gördüm Osman çıktılar
Eski dostlar bize düşman çıktılar
Bir kaç türlü uftan gayrı nem kaldı

Mahzuni Şerifim çıksam dağlara
Rastgelsem de avcı vurmuş marala
Doldur tüfeğini beni yarala
Bir yaralı döşten gayrı nem kaldı

Aşık Mahzuni Şerif 

Bu yazı 1180 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w